|
HER YER TAHRİR MEYDANINA DÖNÜŞMELİ
...
|
Önderliğimizin üzerine uygulanan tecrit beşinci ayına
girmiştir, bu durumun uygulayıcısı AKP başta olmak üzere
tüm gerici ve egemen güçleri şiddetle kınıyor,
lanetliyoruz. Bu gün önderliğimiz şahsında Kürt halkı
üzerine yeni bir kırım uygulamadadır ve Kürt halkının
varlığına karşı topyekûn bir savaş başlatılmıştır.
Önderliğimizin avukatlarının yakalanmasıyla yine AKP’nin
önderliğimize açmış olduğu davayla bu savaş tüm
yakıcılığıyla en tehlikeli boyuta varmıştır. AKP’nin
faşizmi ABD ile alçak bir işbirliğiyle İran ve Suriye’ye
müdahale karşılığında Kürt halkını katletme iznini
almıştır ve her gün İmralı işkencehanesi, halkı
tutuklama ve göçertme ve gerillaya saldırma ile bunu
uygulamaya koymuştur. Bu şekilde Önderliğimizin ve
Hareketimizin temsil ettiği alternatif siyaset çizgisini
tasfiye etmeyi, böylece bölgeyi ve Kürt halkını
önderliksiz bırakarak yerine teslim olmuş ve kişiliğini
satmış bir Kürdü yaratmak istiyor. Nasıl ki İsmet İnönü
Dersim katliamı, yine Zilan katliamı ve Şeyh Sait’in
darağacına götürülme kararına vermişse bu gün AKP ve
Fetullah Gülen de kırım kararı almıştır. Dersim için
Erdoğan’ın verdiği özür, her an Kürdistan’da gerçekleşen
yeni kırımı gizlemek ve kamuoyunu kandırma amaçlıdır.
Türkiye cumhuriyeti tarihinde en tehlikeli, en komplocu
ve kan emici hükümet AKP’dir. AKP’nin gerici ve komplocu
zihniyeti, yine faşist politikaları Kürt halkı ve bu
topraklarda yaşayan tüm halklar açısından 12 Eylül
faşizminden daha tehlikelidir. Önder APO’ya karşı
yürütülen İmralı tecrit ve işkencesi, Kenan Evren ve
Tansu Çiler zihniyetinin devamıdır. Onun için AKP’yi,
Fetullah Gülen cemaatini hedef alarak onları tasfiye
etmek, Kürt halkının özgürlüğü ve Türkiye’nin
demokrasisi için en temel koşul olarak önümüzde
durmaktadır. Bundan kaynaklı KJB’nin başlatmış olduğu
“ÖNDERLİĞİMİZİ ÖZGÜRLEŞTİRELİM, KIRIMA SON VERDİRTELİM”
hamlesi ekseninde başta Kürt Kadın ve Gençleri olmak
üzere tüm halkımız ve demokratik güçlerin öncelikli
görevi bu mücadeleyi yükseltmektir.
Bu gün Hitler faşizminden daha kötü bir faşizmle yüz
yüzeyiz. AKP, özgür Kürdü ve 33 yıllık mücadelenin
sonucu olarak yaratılan başkaldırmış kadını yeniden
kimliksizleştirerek, onursuzluğa mahkûm etmek istiyor.
Ama nasıl ki önderliğimiz, halkımız ve PKK kadroları
kahramanca direniş çizgisini esas alarak onlarca
hükümeti yıkarak onları yendiler, bu gün de sahip olduğu
irade gücü, bilinciyle, kendi öz gücüyle AKP hükümetini
aynı sonla yüz yüze bırakacak güçtedir.
Önderliğimiz şahsında Kürt kadınlarına ve halkına karşı
yürütülen kırıma karşı, biz öncelikle kadın, genç ve tüm
yurtsever halkımızı topyekûn direnişe çağırıyoruz. Tüm
gerici güçlerle birlikte AKP’yi hedef alalım. Her alanı
Tahrir meydanına, özgürlük meydanına çevirmemiz gerekir.
Yine eylemlerimizin çok radikal ve sürekli olması
gerekiyor. Önderliğimizin sağlığı, özgürlüğü ve serbest
hareket etmesini gerçekleştirmeyinceye kadar her yönüyle
direnişimiz devam edecek ve Kürdistan’ın dört parçasında
tüm dünyayı eylem meydanına ve serıldan alanlarına
çevireceğiz.
PKK bir özgürlük hareketi olduğu kadar, demokrasi
harekedir de. AKP hükümeti ve Gülen cemaati önderliğimiz
ve Kürt halkına karşı kırımı gerçekleştirerek demokrasi
mücadelesini ortadan kaldırmak istiyorlar. Onun için de
tüm demokratik kurum, örgüt ve kişilere çağrımız odur ki
aktif bir biçimde bizim başlatmış olduğumuz mücadele
hamlemize katılsınlar ve AKP’nin saldırılarına karşı
mücadeleyi geliştirip ve demokrasiyi korusunlar.
Bıji Rêber APO!
Yaşasın Kürdistan Özgürlük Partisi PAJK!