|
YURTSEVER HALKIMIZA VE DEMOKRATİK KAMUOYUNA...
|
“ÖNDERLİĞİMİZİ ÖZGÜRLEŞTİRELİM, SOYKIRIMA SON VERELİM!”
ŞİARIYLA ULUSAL DİRENİŞ HAMLESİNİ BAŞLATIYORUZ
Önderliğimizin İmralı sistemi içerisindeki esaretinin
12. Yılı tamamlanmak üzereyken ağırlaştırılmış tecrit
koşullarında tutulması birlikte 130. gününü geride
bıraktı. İmralı sistemi; Kapitalist Modernite’nin
insanlık karşıtı anlayış ve yaklaşımlarının
yoğunlaştırılarak uygulanmasının adıdır. İngiltere, ABD
ve İsrail’in başını çektiği sistem, bu güçlerin uşağı
olan Fetullah Gülen uzantısı AKP tarafından layıkıyla
uygulanmaya çalışılmaktadır. İmralı sistemi, uzun vadeli
ve sistematik işkence sistemidir. Küresel Gladio’nun en
özel uygulamalarından olan İmralı sistemi, Önderliğimiz
şahsında tüm özgürlük, demokrasi, barış ve ahlaki yaşam
arayışçılarından intikam alıp, ezme ve yok etme
anlayışıyla örgütlendirilmiştir. Bu nedenle 9 Ekim 1999
birinci komplosu, 3. Dünya savaşının başlangıç adımı
yapılmış, ikinci komplo süreci olan ağırlaştırılmış
tecrit uygulaması ile imha sürecinin başlatılması,
özgürlük hareketimize ve Ortadoğu halklarına karşı yeni
saldırı hamlesinin startı haline getirilmiştir. Fetullah
Gülen’in ağzından kan akıtarak, Kürt halkına zulmü ve
katliamı fetva etmesi de aynı düzenin parçasıdır.
Gülen-AKP cemaati halkımıza karşı düşmanlığını,
öncelikle Önderliğimize karşı düşmanca yaklaşımda
göstermişlerdir. Halkların özgürlük mücadelelerinin
ideolojik öncüsü ve ilham kaynağı olan Önderliğimiz,
halkımız ve hareketimize karşı rehin tutulmaktadır.
Bu duruma karşı mücadeleyi daha güçlü ve sonuç alıcı bir
düzeye ulaştırmak için kadın özgürlük hareketi KJB
olarak bir ulusal direniş hamlesi başlatıyoruz. 5
Aralık’tan itibaren “Önderliği özgürleştirelim,
soykırıma son verelim!” şiarıyla başlatacağımız hamle,
Önderliğimiz özgürleşene ve soykırım sonlandırılana
kadar yükselen bir ivmeyle büyüyecektir. Büyük bir inanç
ve kararlılıkla mücadeleyi yükseltirken, ‘ Varlığını
Koruma, Özgürlüğünü Sağlama’ temelinde Önderliğimizin
etrafında kenetlenecek ve mutlaka özgürleştireceğiz.
Başından beri hukuksal kuralların geçerli olmadığı
İmralı’da tecrit uygulaması bir şantaj aracına
dönüştürülmüştür. Hareketimize ya teslimiyet ya da imha
politikaları dayatılmıştır-dayatılmaktadır. İdam kararı
kaldırılmış olsa da imha seçeneği hep devrede
tutulmaktadır. Bunun en iyi ifadesi Recep Tayip
Erdoğan’ın ‘biz o dönem iktidarda olsaydık asardık’
diyen sözleridir. Yani İmralı, varlık-yokluk mücadelesi
yürütülen başlı başına bir savaş alanıdır.
Reber APO bu soykırım politikalarını boşa çıkarmak için
İmralı’nın en ağır ve zor koşulların da en küçük imkanı
barış ve demokrasi ortamını geliştirmek için
değerlendirmiştir. Devlet görüşmelerini çözüm için bir
zemin haline getirme çabasının yanı sıra sürekli bu
görüşmelerden sonuç alamama ihtimaline de dikkat çekerek
olası imha konseptlerine karşı uyarıcı olmuştur.
Önderliğimiz tarafından barış ve demokrasi adına atılan
her adım İmralı sistemini biraz daha deşifre etmiş ve
AKP’nin maskesini tümden düşürmüştür. Ortaya çıkmıştır
ki, AKP devletinin programında çözüm değil, teslim alma
ve imha etme vardır. Reber APO bu durumu tümden deşifre
etmiştir. AKP devleti buna karşı Önderliğimizin dünyayla
bütün bağlarını koparmış ve özel savaş basınını da
arkasına alarak hiçbir sınır tanımadan siyasal, askeri
operasyonlarla topyekun savaş başlatmıştır. Halkımızı
çocuk, kadın demeden bombalayıp öldürmekte, gerillaya
karşı kimyasal silah kullanarak katliam yapmaktadır. KCK
tutuklamaları adı altında halkımızın her türlü
demokratik örgütlenmesini terörize etmekte ve 12 Eylül
faşist cuntasını kat be kat aşan bir faşizm ile binlerce
insanımızı zindanlara doldurarak siyasi soykırım
uygulamaktadır.
Van depremi de AKP’nin soykırım politikaları temelinde
adeta halkımızdan intikam almanın fırsatı gibi
kullanılmış ve bu duruma karşı gelişen en ufak tepkiyi
bile şiddetle bastırarak, zulüm yapmıştır. Bu tablo
karşısında neden ‘iyi şeyler olmadı?’ diye soranlara
‘iyi şeyler oldu-oluyor’ diyecek kadar insani ve ahlaki
değerlerin karşısına geçmiştir. AKP devleti bu topyekün
soykırım uygulamaları ile faşizm de sınırsızlığını bir
kez daha gözler önüne sermiştir.
PKK, 40 yıla yakın mücadele tarihinde her türlü baskı ve
saldırıya karşı her koşulda direnişi yükselterek cevap
verdiğini ve bunun sarsılmaz bir ilke olduğunu
göstermiştir. Hiçbir güç PKK’nin direnişini
geriletememiş, bunda ısrarlı olanlar bir süre sonra
kendileri geriye düşmüştür. Bundan önceki hükümetler bu
gerçeklikten dolayı düştükleri gibi AKP hükümeti de aynı
akıbete uğramaya mahkumdur. Daha yoğun ve kapsamlı
baskıların olması, direnişi de daha yoğun ve kapsamlı
yapacak ve öfkemizi bilemekten başka bir işe
yaramayacaktır. Hiçbir güç başta biz kadınlar olmak
üzere PKK’yi ve halkımızı Önderliksiz olmaya
alıştıramayacaktır. Hiçbir işbirlikçi, ihanetçi Kürt
şahsiyeti halkımızı kandıramayacak, halk nezdinde
değersizleşmekten ve tarihe kara bir leke gibi düşmekten
kurtulamayacaktır.
Bu temelde başlatmış olduğumuz hamle İmralı sisteminin
kurucuları ve uygulayıcıları olmak üzere Önderliğimize,
hareket ve halkımıza saldırılara karşı mücadeleyi sonuç
alana kadar yükseltme temelinde gelişecektir.
Önderliğimiz bizim için en hassas noktadır, ve kırmızı
çizgimizdir. Önderliğimizin özgürlüğü biz kadınların ve
halkımızın özgürlüğüdür. Yine sağlığı ve güvenliği biz
kadınların ve halkımızın sağlığı ve güvenliğidir.
Önderliğimiz ile görüşmelerin kesilmesi beşinci ayına
girmiştir ve bu durum bir tecrit değil tam bir imha
süreci olmaktadır. En son tutuklamaların Önderliğimizin
avukatlarına kadar dayanması ve Önderliğimizin de bu
kapsamda yargılanmasının dillendirilmesi imha sürecinin
ulaştığı düzeyi göstermektedir. Bu temelde bir kez daha
şunu net bir biçimde vurgulama gereği duyuyoruz;
Önderliğimize dönük bu uygulamalar ateş ile oynamaktır.
Ve bu ateş kendilerini yakacaktır.
“Önderliğimizi Özgürleştirelim, Soykırıma Son Verelim!”
şiyari ile başlattığımız bu hamle Önderlik etrafında
kenetlenen bir ulusal direniş hamlesidir. Gülen cemaati
- devletleşen AKP hükümeti hamlesel direnişimizin temel
hedefi durumundadır. Başta Kuzey Kürdistan ve Türkiye
olmak üzere Kürdistan’ın diğer parçaları ve
Kürdistanlıların bulunduğu bütün alanlar “Önderliğimizi
özgürleştirelim, soykırıma son verelim!” şiarıyla
meydanlara çıkarak direnişi yükseltmelidir. Demokratik
ve meşru eylem anlayışıyla başta kadınlar ve gençler
olmak üzere tüm halkımız mücadeleyi büyütme hamlesine
katılmalıdır. Bu yol başta Ş. Rozerin, Ş. Çiçek,
Ş.Rüstem, Ş.Alişer, Ş.Simkoların olmak üzere tüm
şehitlerimizin intikamını alma, halkımıza uygulanan
zulmü durdurma ve Önderliğimizi özgürleştirme yoludur.
5 ARALIK 2011