DEĞERLENDİRMELER
 GÜN BARIŞA VE ÖNDER APO'YA ÖZGÜRLÜK GÜNÜ OLMASI DİLEĞİYLE...
Zeynep Katar

"Bu Eylemle Barışın Sesi Olmak İstiyorum"

"Tüm Türkiye halklarına savaşın esirinden kurtulmuş kan olmadığı bir dünya diliyorum. Bir gün herkesinde benim gibi bir dünya düşlemesidir. Bu eylemle barışın sesi olmak istiyorum. Kan kanla temizlenmez kan kanı getirir. Bu MHP anlayışında Kemalistlerin anlayışından hiçbir farkı yoktur. Kürt halkı sınırları önemsemiyor, devleti önemsemiyor. Çünkü bir devlet bir toplum var. Bir toplum dili, kültürü ve tarihi var eder. Bizim sınırımızı kültürümüz çizecektir, tarihimiz ve dilimizdir. Biz kardeşiz ama 'Haklarınız yok, Kürt sorunu yoktur' denilirse biz de tüm gücümüzle bu hakları savunuruz ve isteriz. Bütün zorluklara rağmen 36 milletvekili seçildi fakat bir milletvekilimiz düşürüldü. Benim sesim hukuk adı altında susturuluyor. Böyle hukuksuzluğu kabul etmeyeceğiz. Hatip Dicle ve diğer tutuklu vekillerimiz onurumuzdur.
Ben bölücü ve terörist değilim, bir Kürdüm
AKP Hükümeti bizi kandıracağını sanıyor" Biz Kürtçe söyleyip oynamak değil, statü istiyoruz. Biz kendi kendimizi yönetmek hakkını istiyoruz. Biz var olduğumuzu ve PKK hareketiyle bir bütün olarak kabul edilmek istiyoruz. Bu böyle bilinsin. Artık 'PKK hareketini imha tasfiye ederiz' deyimiyle 30 yıl daha savaşa hizmet ederler. Ben ve benden sonrakiler bunu kabul etmez. 70 yıl bile olsa tekrar ayaklanırız. Yani her açıdan bu durum imkânsız ve yararsızdır. Ben bölücü, terörist de değilim, ben bir Kürdüm. Azadi (özgürlük) sloganıyla büyüyen ve onun için ölecek bir Kürdüm. Kürdistan'da hala çok kirli bir savaş yürütülüyor. Kürt halkının evlatlarını ölüme mahkûm edenler, Türkiye halklarında temennimdir ki bir gün onların da ölecek olmasıdır. Bölücülük adı altında Türk halkı korkutuluyor ve korku imparatorluğu inşa ediliyor. AKP, MHP çok net bir şekilde bunu kullanıyor. Türkiye halkları bizi anlamalı bize kimlik vermek zorunda neden dağlara çıkıldığını böyle yaptığımızı sorgulamalı. Unutulmamalıdır ki Kürt halkı Dersim halkı gibi değildir. Geçmişini unutmaz geçmişindeki değerler için ölür. Bu değerlerini yaşar ve yaşatır. Kürt halkı Bedirhanlardan, Şeyh Saitlerden ve Seyit Rızalardan gelir. Kürt halkı bunu nesilden nesile evlatlarına anlatır. Daha çok şey yazmak isterdim. Fakat artık gerçekle bütünleşme ve var etme zamanıdır. Tüm Kürt halkını Türkiye halklarını Önder Apo'yu savaşlarda evlatlarını kaybetmiş, tüm anneleri ve babaları değerli tüm gerillalarımızı ve özellikle Amed ve Hakkâri halkını kucak dolu selamlıyorum. Gün Barışa ve Önder Apo'ya özgürlük günü olması dileğiyle...
Beni Amed'de Mustafa Malçok'un yanına gömerseniz çok sevinirim.”
Bazen hayatta öyle şeylerle karşılaşırız ki, sözle tarif edilemez sadece an’da hissedilir. Hissedilenin yürekte, bilinçte yarattığı etkinin sözde, kelimede karşılığı yoktur.
Kaybetmeye hazırlıklı olmasak da anıları büyük ve derin izler bıraktılar yaşamlarımızda. Ölümü kendi elleriyle yaratmayı felsefe edinmiş olsalar da açık ki alışamayacağız. En çok da bu yüzden yoldaşlarımızın ölümlerine alışmayacağız. Alışmayı, unutmayı ihanet sayacağız ve alışmamakla öldüreceğiz ölümleri.
15 Şubat Uluslar arası komployla başlamıştı görkemli direnişleri. “Güneşimizi Karartamazsınız” eylemiyle onlarca yoldaşımız bedenini ateşe verdi. Böyle başlamıştı tasfiyeciliğe, ihanete ve komploya karşı direniş. Viyan Soranla devam etti ihanete karşı olan büyük eylem. Ve takipçileri mücadeleyi tekrardan büyüttüler. Heval Müslüm, Heval Mustafa, Heval Diyar, Heval Evin ve Mehmet Heval iz sürdüler Viyanlaşma yolunda.
Yaşam tercihleri militanlaşmak, kahramanlaşmaktı. Değerlerin ve Önder APO’nun yolunda yürümekti. Hedefleri, yaşamı anlamlandırmaktı. Aynı yolda yürüdüler, aynı özgürlük düşlerini büyüttüler. Yoldaş oldular, birbirlerine yürüdükleri yolda can oldular. Yaşama olan sevdalarını, heyecanlarını anlattılar “BİJİ SEROK APO” sloganıyla. Bu şiarla büyüttüler sevdalarını, Kürt halkının özlemlerini anlattılar ve bu şiarla ölümsüzler kervanına katıldılar.
Bir uyanış, bir isyan, bir direnişti, bir ezgiydi dillerinde “BİJİ SEROK APO” sloganı… Bu ezginin melodisine kapılıp öyle yaşadılar. “Giderek süreklileşen, derinleşen, dinlenen, sürüp giden bir melodi.” İradeli ve özgür yaşamı anlatan, uğrunda ağır bedeller verilen bir ezgi. Dilden dile dillendirilen… Sonu gelmeyen, her geçen gün aynı melodi ve coşkuyla söylenen bir türküydü. Dinleyeni arttıkça söyleneni de artıyor bu türkünün. Sonsuzluğa erişmek için yol alıyorlar adeta. Özgürlük yolundaki eylemleri bir adanmışlık türküsüydü. Bu türküyle anlattılar, Kürt halkının acılarını, özlemlerini ve ÖNDER APO’ ya olan bağlılıklarını... Bu nedenledir ki, şahadete varmadan önce yoldaşlarımız, varlık sebebimiz olan Önder APO’ya bağlılığını “BİJİ SEROK APO” sloganıyla göstermektedirler. Ve bu sloganla mücadele geleneğinin takipçisi olmakla beraber yaratıcılarıdır. Kürt halkı mücadelesinin her adımında destansı kahramanlıklar yarattı ve yaratmaya devam ediyorlar.
“Kendini ateşe atan yiğit kızlarımız ve erkeklerimiz bizim için aynı zamanda aşka ihanet etmeye karşı bir uyarıdır. Onlar ülkemiz ve halkımız için de aşkın kutsal kurallarına uymanın hem ilkeleri, hem uygulayıcıları, hem gerçek kahramanlarıdır. Bu ölçülerin çok zor olduğunu biliyorum. Ama cayır cayır yanmaktan daha zor olan ne olabilir ki! Aşk en yaman savaştıran gerçeğimizdir…”
Önder APO
“Bir gün herkes benim gibi bir dünya düşlesin.”
Bir militandı Evin (Evrim Demir) yoldaş. Hakikat yolunda kahramanlaşmak isteyen bir militan. Özgür yaşamın takipçisi oldu ve destansı kahramanlığın izini sürdü. Mazlumların, Hayrilerin gerçekliğiydi ondaki bu arayışı yaratan. Öyle ki, 14 Temmuz zindan direnişinin yıldönümünde bedenini bir volkan misali alevlendirdi. Böylesi büyük irade isteyen bu eylem, Evin yoldaşın Kürt kadınına, Kürt gençliğine vermiş olduğu bir cevaptır.
Nerden anlatmaya başlasam seni bilmiyorum. Kürt halkı için yaşamanın, var olmanın dayanılmaz ağırlığını bir kez daha gösterdin bize. Biliyorum ne söylersek söyleyelim, ne yazarsak yazalım kaleme ve dile alacağımız her kelime eksik kalacak, hiçbir şey seni anlatamayacak, hiçbir sözcük tanımlayamayacak. Ardından bıraktığın mektubunla da eylemini neye, kime karşı başlattığını tüm gerçekçiliğiyle tanımlamışsın. Bu topraklardaki unutulmaz direnişleri ve bu direnişlerin Kürt halkının varlık sebepleri olduğunu kaleme almışsın ve bu coğrafyada yaşayan çocukların dileklerini eyleminle anlatmışsın.
“Azadi sloganıyla büyüyen ve onun için ölecek bir Kürdüm” diye yazmıştın mektubunda. Evet, bu coğrafyada çocuklar “özgürlük sloganı” ile büyüyor. Çünkü Kürt çocuklarının ve gençlerinin uğruna canını feda ettiği tek şey özgür bir yaşamdır. Bundandır ki, Kürdistan da büyüyen çocukların gülüşleri hep yarım, hayalleri hep eksik… Gülüşleri ve hayalleri büyük olanlar ise ölümsüzler kervanında yerini alıyor tıpkı senin gibi.
Bir özgürlük aşkıydı yüreğinde yanan, özgür insana, özgür yaşama olan büyük bir militanlaşma aşkı. Evin yoldaş dilinden düşürmediği yaşam aşkı “Azadi” sloganıydı. Apocu ruhu kendinde yaşatan ve ancak bir Apocu genç kadının yapacağı büyük bir eylemle sistemin kirliliğine ve düşmana en büyük cevap olmuştur. Yaşam iddiası büyüktü. Bundandır, sistemin yaratmak isteği kişiliği kabul etmedi. Kürdistan da büyüyen tüm gençler gibi “Azadi” sloganı ile büyüdü ve bunu yaşam gerekçesi yaptı. Kürdistan ve Türkiye halklarına ve gençlerine özgür yaşamın güzelliğini ve uğrunda ağır bedeller verileceğini gösterdi.
Nasıl zordur Kürdistan’da gerçeklerle yüzleşmek. Asi yüreğinle kendi gerçekliğini ararken derin sularda, Önder APO’nun tutsaklığı ve Kürt halkına reva görülen kabullenmez esaretiyle karşılaştın, bundandı bedenini bir alev topuna çevirmen.“Tüm Türkiye halklarına savaşın esirinden kurtulmuş kan akmadığı bir dünya diliyorum.” Buydu son isteğin, son dileğin halkının ve Önderliğin özgürlüğü… Barışa ve özgürlüğeydi, tüm çığlıkların. Dilinden hiç düşürmediğin Önderliğin “YAŞAYACAKSAK BÜYÜK YAŞAMALIYIZ.” sözünü, büyük iradenle büyük yaşıyordun. “Yaşamı uğrunda ölecek kadar çok sevenler” gibi sen de sonsuz bir yangın oldun devrim yolunda.
“Bir gün herkes benim gibi bir dünya düşlesin.” diyordun mektubunda. Soyluydu düşlerin, kahramancaydı. Tüm devrimciler gibi anaların ağıt yakmadığı, yaşamı anlamlandıran, güzelleştiren; düşlerin gerçekleştiği, savaşın olmadığı, halkların kendi diliyle, kültürleriyle, inançlarını özgürce yaşamasını, kendi topraklarında çocukların top- tank sesleri içinde değil çocukça, masum oyunlarla büyümesini istiyordun. Bunlar alevler içindeki özgürlük haykırışlarındı.
Gidenlerin ardından söylenen sözler anlamını bulur mu? Onları anlatmak, umudu, barışı, emeği, sevgiyi ve onurlu yaşamı anlatmaktır aynı zamanda.

Özgür olan da, özgürlüğü yaratan da, tüm halklara öncülük eden de ölümsüz yoldaşlarımız oldu. Evin yoldaş bıraktığı notta “Gün Önder APO’yu özgürleştirme günüdür” demişti ve Kürt gençliğine son mesajı bu olmuştu.
Şahadetinin bizlerde yarattığı etki derin anlamlarda kendini buldu. Cellâda karşı öfkemiz daha da çoğaldı. Her geçen gün artan kararlılığımızla yolun yolumuzdur. Bıraktığın son mesajı yaşam gerekçemiz yapacağımızın ve sevdalarınızı, düşlerinizi yüreklerimize alarak, umudunuzu zafere dönüştüreceğimizin sözünü veriyoruz. Evin Munzur şahsında tüm devrim şehitleri önünde saygıyla eğiliyoruz. Başta genç kadınlar olmak üzere bütün gençlerimizin yürek dolusu, tarih kadar eski acılarını, öfkelerini, bütün sevgilerini ve özgür gelecek arayışlarını Evrim Demir yoldaşın izinde dağların zirvesinde Özgürlük ruhuyla harmanlamaya ve yüzlerini ‘ÖZGÜRLÜK DAĞLARINA’ çevirip katılım yapmaya çağırıyoruz.


 

 
 
PAJK (Partiya Azadiya Jin a Kurdistan) Resmi Sitesidir
PAJK Online © 2006-2007 Tüm hakları saklıdır