|
|
Ş. VİYAN (LEYLA WALİ HÜSEYİN)
PORTRE
|
|
|
Adı Soyadı: Leyla Wali Hüseyin
Kod Adı: Viyan Karox
Doğum Yeri-Tarihi: 1981/Süleymaniye
Partiye Katılışı: 1997
Şahadet Tarihi: 11 şubat 06 da Haftanin'de
Önderliğe karşı geliştirilen komployu protesto
için kendini yakarak şehit düştü.
Devamı...
|
|
|
|
|
SON YAZILAR
|
|
|
Türk Özel Savaş
Rejiminin Vardığı...
|
Sonbahar Merhaba,
Kavganın Türküsü...
|
|
Tarihte oldukça barbarca ve özgünce geliştirilen Türk
egemenlik sisteminin Orta Asya’dan Ortadoğu’ya, oradan da Anadolu’ya
geçişi; özellikle Ortadoğu’daki büyük uygarlıkların geriletilmesinde,
dolayısıyla halkların çözülüşünde, uluslaşmamasında, toplumsal olarak
giderek tükenişinde en temel sebeptir. Bunun Türk halkı açısından da
geçerliliği vardır. İlkel toplumun barbarlık sürecinden sadece talanı,
çapulculuğu esas alan bir ideolojiyle başlayan ve İslam’ın da
yayılmacılığıyla bunu birleştirip önce Selçuklular daha sonra Osmanlılar
ve günümüzde de Kemalizm eliyle halkların soy kimliklerine karşı
yürütülen bu büyük savaş,...Devamı...
|
|
Kanıksanan bir şey var o da her zaman sonbaharın hüznüne
kapı aralayan bir mevsim olduğudur. Hatırlanan ise yaşanacak
ayrılıkların, kopuşların acı dolu izdüşümüdür. Yaşamın anlamı olarak
algılanan acılar bir yerde güzel günlerin habercisidir de, karanlığın
ardındakiler gözle görülmese de her zaman aydınlığa gebedir. Yarına,
güzelliğe, geleceğe adım adım yaklaşmanın ve bütün bunları ölümün
beyinlere hüküm ettiği yerde, şafak vaktinde, anı, günü ve varoluşun,
yaratmasıdır 27 Kasım...Devamı...
|
|
Hak, Hukuk,
Adalet....
|
Usame Bin-Ladin
Ve Fethullah Gülen...
|
|
Uygarlık kisvesi altında erkek egemenlikli
iktidarlaşmanın gelişimiyle birlikte, toplumsal denge başta kadın ve
çocuklar olmak üzere tüm toplumun aleyhine bozulmuş ve her geçen süreçte
daha da dibe vurmuştur. Bu sömürüye karşı ezilen kesimlerin mücadelesi
hep var olagelmiş ve toplumun öncüleri olan aydın ve filozoflarca da
toplumsal yapıların en sağlam temelde sağlıklı bir sistem üzerine
yeniden kurulabilmesi için büyük çaba ve çalışmaları olmuştur. Ancak
erkek egemenlikli sistem özünde gasp ve şiddete dayalı olduğu için bu
çaba ve çalışmaları özünden boşaltarak kendi egemenliğini daha da
sinsice meşrulaştırarak toplumu sömürmek için hak, hukuk, adalet
kandırmacısı temelinde asalakça kullanmaktan geri kalmamıştırr....Devamı...
|
|
Amerika Usame Bin-Ladin’de neyi büyüttüyse Gülen ve
cemaatinde de aynı şeyi büyütüyor. Her şey dönemsel ya da stratejik
çıkar hesaplarına göre belirleniyor. Yaşananlardan sonuç çıkarma
toplumun refahını düşünenler için geçerli olduğundan Amerika bu
sorumluluktan uzak duruyor. Hukukun üstünlüğünden dem vuranlar, son
dönemlerde Libya için değerlendirmeler yaparken Kaddafi’yi linç ederek,
aslında hukukun sadece bir reklam kavramı olduğunu itiraf ettiler.
Saddam’ı asan güçler Kaddafi’yi çok rahat sağ bırakıp adil bir şekilde
de idam edebilirlerdi ki bu da tartışmalı bir konu ancak ahlaktan yoksun
bir ölüm zülmün ya da haksızlığın yanıtı değil meşrulaştırılması
anlamına gelir...Devamı...
|
|
İkinci Doğa
Olarak Toplumsallık…-II-
|
Ahlaki Toplumda
Kadın Erkek...
|
|
Toplumsallık emek verilmiş, anlamlandırılmış ve
kimliklendirilmiş bir yaşam çerçevesi ve ilişkiler ağıdır. Bu ağın
kendisini var etmesinin yöntemleri ve araçları her çağda değişse de,
özünde çok derinlikli sosyalleştirme, davranış, düşünce, dil, duygular
kazandırma temelindedir. Bunun birey şekillenmesindeki derinlik ve
etkinlik o kadar etkileyicidir ki, bütün kimliklerin köküdür. Buradaki
bağları, etkileri ve sonuçları ortadan kaldırmak mümkün değildir. İnsan
bunlarla var olur, kimlik kazanır ve yaşam gücü haline gelir. Bireyin bu
anlamda topluma katılımı, toplumun birikimini kendisinde toplayabilmesi,
bunu ifadeye kavuşturabilmesi ve onun dinamiği haline gelmesi başlı
başına yaşam boyu süren bir eğitimdir....Devamı...
|
|
Kadın erkek arasındaki ilişkiler bugün oldukça çarpıtılarak ahlaki ve
politik toplum ilkelerini tehdit eden zemin konumuna getirilmiştir.
Kadın erkek ilişkisi mülkiyetin, her türlü yabancılaşmanın ve
düşkünlüğün yaşandığı ilişkiler olarak gelişmektedir. Kadın ve erkek
cinsi arasındaki ilişkiler geleneksel köleci zihniyetin etkisinden
kurtulamadığı sürece insanlığı tehdit eden konumundan kurtulamayacaktır.
Bu konu ataerkil-devletçi sistem tarafından o kadar saptırılmış ve
sistemin devamlılığını sağlamak için o kadar kullanılmıştır ki bu sorunu
çözmek zannedildiği kadar kolay değildir. Sorun oldukça kapsamlı
olduğundan kapsamlı yöntemlerle mücadele edilmesini gerekli kılmaktadır.
Kadın erkek ilişkilerinde yaşanan sorunlar ne geleneksel yöntemlerle, ne
inkâr etmekle ne de yoz ilişkidir deyip geçmekle çözümlenebilir...Devamı...
|
|
İkinci Doğa
Olarak Toplumsallık…-I-
|
Özlenen Yaşama
Yolculuk...
|
|
Toplumu doğa olarak değerlendirmek bir paradigma
yaklaşımıdır. Tarihe, topluma ve doğa felsefesine göndermeler yapar.
Bunlar etrafında bireyin toplum içerisindeki konumuna ve toplumla olan
ilişkilerine, onun düşünce ve duygu dünyasına, evren bakışına; kısacası
anlam dünyasına ilişkin de bir zihniyet örgüsünü oluşturur. Hem kuramsal
olarak, hem yönteme, hem de esas alınan ölçülere ilişkin tespitlerde
bulunur.
Bir doğa olarak toplumsallık, evrenin özgürlük ve gelişim potansiyelinin
en sistemli, örgütlü ve canlı ifadesidir. Canlılığın milyarlarca yıllık
farklılaşarak değişen-dönüşen ve özgürleşen varoluşunun bir anlamda en
örgütlü ve sistemli bir yapısallığı kazanmasıdır...Devamı...
|
|
Bir saattir orada, o mavi dünyaya bakıp düşünüyordu. Kaşlarını çatmış,
üşüyen ellerini parkesinin cebinden sadece sigara içmek için çıkarıyor,
atkısını iyice dolamış boynuna ama ne ilginçtir ki yağmur damlaları
hızlanmasına rağmen şemsiyesini açma gereği duymamıştı. Öteki elini de
parkenin cebinden çıkarmaya erindiği için olmasa gerek. Şemsiyesini
açmadığı gibi kafasına geçirdiği beremsi şapkayı da çıkarmıştı yağmur
başlayınca. Denize düşen su damlalarının oluşturduğu, bazen aynı anda
oluşan yüzlerce halkayı izliyordu. Onun o günkü görüntüsünü
hiç unutamıyorum. Bir de bana sorduğu ilk soruyu. Hani insanlar genelde
neler yaptığını, nereye gittiğini, ya da söz konusu iki kadınsa...Devamı...
|
|
Mesele Özgür
Yaşamdır,...
|
Dağların Koçer
Kızı...-II-
|
|
Kod adı: Şervin Derik Hakkari
Adı Soyadı: Neceh İbrahim
Doğum Yeri ve Tarihi: Batı Kürdistan- Derik/Tılxenzir köyü-1970
Mücadeleye Katılım Tarihi: 1990
Şahadet Tarihi ve Yeri: 15 Eylül 1998-Kato Marinos/Botan
Görevi: YAJK Merkez Üyesi
Yaşam zordur, benim işim özgürlük imkanlarını ortaya koymaktır. Bunun
dışında ben herhangi bir şeye ne alet olurum, ne ortak olurum. Bizi de
başka türlü değerlendirmek açık ki suçtur ve kendini kandırmadır....Devamı...
|
|
Katılma kararıyla küçük yaşta beşik kertmesiyle
nişanlandırılan Çiçek böylelikle nişan yüzüğünü de atmış olur. Bir
kadının böyle bir davranışta bulunması aşiretler arası bir kavgaya neden
olacağı için aşiretinden kadınlar kampa giderek Çiçeği katılma
kararından vazgeçirmeye çalışırlar. Zira Çiçeğin katılması iki aşiret
arasındaki kan davasına da dönüşebilir. Çiçek katılımından sonra gelişen
olayları şöyle anlatıyor, “Katılmam aşiretimizle başka bir aşireti
nerdeyse karşı karşıya getirdi. Çünkü beni ağabeyim için kızları istenen
aşiretin bir çocuğuyla beşik kertmesiyle berdel yapmışlar...Devamı...
|
|
Kürdistan
Özgürlük Mücadelesinde...
|
AKP Hükümetinin
Diğer Yüzü...
|
|
Yargılama ve adaleti sağlama, toplumun kendini organize
etmesinin bir mekanizması olarak devlet dışındaki toplumda hep var
olmuştur. Bu anlamda, yargılama toplumun doğal olarak kendini düzenleme,
koruma ve geliştirme refleksi olarak hep rolünü oynamıştır. Ancak
gelişen egemenlik sistemi, toplumun her alanında yaptığı gibi, adalet
alanında da sürekli olarak tahakkümünü kurmuştur.
Egemenlikli devlet sistemi toplumun her alanında tahakkümünü kurarken
öncelikle toplumun hakikatini çarpıtan; egemenliği, devleti, tahakkümü,
iktidarı meşrulaştıran hakikatler inşa etmiştir. İnşa edilen hakikat
rejimleriyle, devlet, toplumun bir doğal kurumlaşması ve toplumsal
gelişmenin zorunlu bir koşuluymuş gibi zihniyetlere işlenerek
meşrulaştırılmıştır. Bu şekilde kendini meşrulaştıran egemenlik sistemi,
kendini iktidar, devlet, bürokrasi temelinde örgütleyerek toplumun
politik işlerinin önemli oranda kendinde topladığı gibi yargı işlerini
de kendinde merkezileştirmiştir...Devamı...
|
|
AKP’nin Zenderlioğluna “İnsanlığımdan utanıyorum” dedirten
zihniyeti Zelal Edessa değerlendirdi.
- AKP’nin son siyasal gelişmelerle birlikte kimyasal olaylarla da
kendini zirveye ulaştıran zihniyeti nasıl ele alıyorsunuz?
Zelal Edessa:
AKP Hükümetinin Diğer Yüzü
Dünyada ve bölgesel alanlar açısından çok sıcak gelişmelerin yaşandığına
tanık olmaktayız. Her yerde bir sistem ve statüko değişimi söz konusu.
Avrupa ülkeleri açısından yaşanan değişimler daha farklı seyirler ve
sonuçlarla gerçekleşse de Ortadoğu’da değişim halklar açısından kanlı
bir şekilde sonuçlanmaktadır. Bunun nedenleri elbette net ve ortadadır.
İnsanlığın gözdesi olan Ortadoğuya hep savaş, yangın ve katliam reva
görülmüştür. Büyük Ortadoğu projesinin pratik uygulanmasının günümüzde
geldiği aşama bu gerçekliğin bir sonucu olmaktadır...Devamı...
|
|
Bizim Öykümüz Bir
Halkın...
|
Dağların Koçer
Kızı...-I-
|
|
Kendi yaşam öykümü geliştiriyorum. Çünkü orada bir durum
anlatılmak isteniyor. Hemen hepinize hakim olan durumlar var, yaşam
tarzları var. Bu yaşam öyküsü güvensiz, bilinçsiz, örgütsüz, iddiasız ve
yenik bir kişilik düzeyini yerle bir etmenin savaşıdır. Hepinizin
zayıflıkları, iddiasızlığı, çeşitli zavallılıkları ve güçsüzlükleri bu
hikayede aşılmıştır. Tabii bu bir halkın önderliğidir. Bir halkın
zayıflıkları ve güçsüzlükleri aşılmıştır. Büyük bir ustalıkla bunu
yaptım, bu öykünün büyüklüğü de buradadır. Bu kesinlikle bir bireyin
öyküsü değil, yaşamda gerçekleştirilen bir halkın diriliş öyküsü oluyor.
Bu öyküde çok büyük bir ustalık, sabır, incelik ve zorluk var...Devamı...
|
|
1975 yılında Cizre’ye bağlı bir köyde göçebe bir ailenin
kızı olarak doğdu. Anlatımlarına göre köylerine devlet tarafından yol,
elektrik ve okul gibi konan yasaklarla büyüdü. ‘80’li yıllarda köylerine
uğramaya başlayan Apocular olarak bilinen Kürt Özgürlük hareketinin
militanlarının geliş-gidişlerini duymaya başladı. İlk kez ’83 yılında
militanlarla yüz yüze görüştü. ’87 yılında henüz 12 yaşındayken Mustafa
Çimen adlı militanın teslim olup itiraflarda bulunmasından ötürü
köylüleriyle birlikte ağır işkence tezgahlarından geçti. ’89 yılında 14
yaşında iken gerillaya katıldı. O gün bu gündür Kürdistan Özgürlük
Dağlarında gerillacılık yapıyor. Dağların küçük Koçer kızı olarak yaşama
gözlerini açtı, gerillası olarak sürdürüyor...Devamı...
|
|
Nasıl Özgür
Yaşamalıyız...
|
"İnsan Olduğunuzu
Hatırlayın...
|
|
Özgür yaşamın temel şartlarının başında, yaşamı doğru
algılamak, ahlaki toplumun temel özelliklerine uyumlu yaşam algıları
oluşturmak kadar, bunları gerçekleştirmek, çıkan engelleri aşmak ve
mevcut algıları ileriye götürmek için yaratıcı düşünceyi sağlamak yer
almaktadır. Bu durum politik olmayı, kendi tekilliğinde yanlış algıları
ortaya çıkarıp aşabilecek gücü oluşturmayı, özgürlüğü tercih etmenin
kendisinin güç olduğu bilincini içselleştirmeyi ve bulunduğu yerin,
algılama tarzının konumlanışının bir güç olduğunu bilmeyi, kendi
farkında olarak hareket etmeyi gerektirir. Yaşamı doğru tanımlamak,
doğru olanı tercih etmek ve bundan güç almak gerekmektedir...Devamı...
|
|
Beri Dersimi, yaptığımız röportajda son siyasal
gelişmelerle birlikte Van depremini değerlendirdi.
- Son siyasal-sosyal gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Beri Dersimi: Genelde Ortadoğu özelde de Kürt halkı olarak içinde
bulunduğumuz dünya konjönktürü nedeniyle çok yoğun bir süreçten
geçmekteyiz ki bu sürecin en açık ve net olan yanı şu anda en yakıcı
biçimde gündeme oturan insanlık dramının olduğunu söylemek yerinde
olacaktır. Van depremiyle başlamak istiyorum. Çünkü olayın yaşandığı
andan itibaren müthiş bir spekülasyon-manipülasyon yürütülmekte müthiş
çarpıtmalara aynı zamanda insanlığa sığmayan tablolara rastlamaktayız...Devamı...
|
|
Basına Ve
Kamuoyuna...
|
Beritan Onurlu
Yaşam...
|
|
Kürdistan Özgürlük Tarihi on-bini aşkın özgürlük
militanının şahadet çizgisinde en anlamlı ve kalıcı temsilini
bulmaktadır. Kürt halkının varlık-yokluk mücadelesinde ölümün yaşama
çıktığı ve halkımızın bilincinde, ruhunda ve yaşamında özgür Kürt
kimliğine dönüştüğü tarih yazan anlar vardır. Her türlü kimliksizliği,
teslimiyeti ve kendini inkarı ölüm olarak tanımlamak, özgürlük ruhunun
ve özgür yaşamın fedai tarzda gelişiminin esasıdır. Fedai ruh
Önderliğimiz Abdullah Öcalan şahsında varolmanın, toplumsallaşmanın ve
özgür kimliğin çizgisi haline gelmiştir...Devamı...
|
|
Mücadelemiz ilk başladığından günümüze kadar çok değerli
bedeller ödeyerek özgürlüğe doğru yol almıştır. Özgürlük mücadelemizde
ekim ayı da yoğun bir mücadele sürecini ifade ediyor. Ekim, destansı
mücadele örnekleriyle dolu kahramanlık abidelerinin yaşandığı, aynı
zamanda Önderliğimiz şahsında özgürlük mücadelemizi tasfiye etmeyi
amaçlayan 9 Ekim komplosunun da gerçekleştirildiği, bir çok öncü kadın
yoldaşımızın direnişine sahne olan yine farklı halklardan olan kadın
yoldaşlarımızın bu destansı direnişe katılarak şehadete ulaştıkları bir
ay olma özelliğine sahiptir. Alman, Türk, Kürt asıllı ekim şehitleri,
Mizgin (Çiğdem Türkmen) Ronahi (Andrea Wolf- Alman) Meryem, Zeynep...Devamı...
|
|
Gün Barışa Ve
Önder APO'YA...
|
Önderlik
Eksenli...
|
|
"Bu Eylemle Barışın Sesi Olmak İstiyorum"
"Tüm Türkiye halklarına savaşın esirinden kurtulmuş kan olmadığı bir
dünya diliyorum. Bir gün herkesinde benim gibi bir dünya düşlemesidir.
Bu eylemle barışın sesi olmak istiyorum. Kan kanla temizlenmez kan kanı
getirir. Bu MHP anlayışında Kemalistlerin anlayışından hiçbir farkı
yoktur. Kürt halkı sınırları önemsemiyor, devleti önemsemiyor. Çünkü bir
devlet bir toplum var. Bir toplum dili, kültürü ve tarihi var eder.
Bizim sınırımızı kültürümüz çizecektir, tarihimiz ve dilimizdir...Devamı...
|
|
Kürdistan üzerindeki hegemonik politikaların tamamen iflas ettiği sıfır
noktasında bulunulmaktadır. Politikanın hegemonik yüzünün vardığı sıfır
noktası AKP şahsında belki de en çarpıcı yansımasını 12 Haziran
seçimleri sonrası ortaya çıkmaktadır. “Terörle mücadelede yeni
strateji”, “Müzakere de yaparım, operasyon da yaparım” gibi çok iddialı
gibi görünen açıklamalar, her türlü koşulda her şeyi yapabilirmiş gibi
görünen bir iktidar gerçekliği. Gelinen nokta 90’lı yıllarda Çillerin
“ya bitireceğiz ya bitireceğiz” söyleminin Erdoğan ağzıyla
tekrarlanmasıdır. Görünmek ve olmak, olduğu gibi görünmek günümüz ve
özellikle de Türkiye gerçekliğinde adeta bir oyuna dönüşmüş. Halklar
sessiz bir gölge oyununu seyreder gibi hop kalkıyor, hop oturuyor. Her
an “terörün sonunu kazacak” kapsamlı bir “nihai” savaşa hazırlanıyor,
bekliyor aynı anda sorunun çözümü cepte hazır reçeteymiş gibi, ucu
gösteriliyor...Devamı...
|
|
Hayallerim
Varlığında...
|
Felsefeye Adanmış
Bir Hayat...
|
|
Hayallerim varlığında, öz yaşama kavuşuyoruz
Ütopyalarda ruhlarımızı birleştiriyoruz
Aşklarda özgürlüğe kavuşuyoruz
Hakikatlerde insanlığa soyunuyoruz
Bazen kendimizi bir yıldız da, bazen bir çiçekte
Bazen de şırıl şırıl akan sularda görüyoruz!
Bazen sonsuzluğa
Çoğu zaman da sonsuzluğun zamanında beliriyoruz
Yere düşen tohum masalı bir insanlığın yüreğinde yaşıyoruz...Devamı...
|
|
"Dünya'yı olduğu gibi görmeyi kabul edersek ne ile
karşılaşırız? Bir an ön yargıları bıraksak karşımıza nasıl bir dünya
çıkar? ".
Tarih, bildiklerimizden ibaret değildir. Egemenlerin eliyle yazılan
tarihin cinsiyetçi olduğu günümüzde akli selim düşünen herkesçe kabul
görülmektedir. 5000 yıllık tarih, cinsiyetçi bir zihniyetle örülmüştür.
Örülen cinsiyetçi tarih, egemenlerin ürünü olduğundan sadece egemenlere
yer verilmiş ve toplumun, yaşamın onlardan ibaret olduğu algısı hemen
herkese benimsetilmiştir. Ve bunun bir kader olarak görülmesini
istemişler...Devamı...
|
|
Anatolia’nın Asi
Delikanlısı!...
|
Kurulmuş Mutlak
"Hakikat"-II-...
|
|
Duydum ki yüreğim de büyüttüğüm küçük çocuk, kocaman biri
oluvermiş.
Öyle yakışıklıymış, öyle ışıl ışıl parlıyormuş ki iri gözleri,…
Gören herkes, Tanrıça kültünün masallarını, iktidar olgusuna karşı bir
anarşistçe başkaldırının hikayesini kulağına fısıldadığımızı, bir
bakışta anlıyormuş.
Ürkütmüş bu gözler düşmanı. “Yok yok, dışarıda koymak – özgür bırakmak
olmaz” deyip, almış dört duvar arasına seni...Devamı...
|
|
Toplumsal temellerinden kopartılan sadece insan varoluşu
değil, aynı zamanda her türlü mücadele formu ve anlayışıdır. Mücadele
ettikçe, karşıtına benzeşen, karşıtını içselleştiren; direndikçe kendisi
olmaktan çıkan, karşısında mücadele ettiği iktidar-egemenlik biçimlerini
yöntem ve ölçüleriyle birlikte üreten, dolayısıyla kendi iradesini,
bilincini ve birliğini parçalayan bir makineye dönüştürmektedir.
Kapsamlı analiz ve çözümlemeler, iktidar eleştirileri ve tanımları;
negatifini yansıtmaktan öteye gidememektedir. Hakikat adeta iktidarın
kendisi haline gelmektedir. Hakikati arama iktidarın öznesi veya nesnesi
haline gelmekten öteye gitmemektedir. Hakikat ezici, baskıcı ve
iradesizleştirici bir şeye dönüşmektedir...Devamı...
|
|
Ben Siyasi Bir
Tutukluyum, Davamda...
|
Kurulmuş Mutlak
"Hakikat"...
|
|
Ben burada hiç kimsenin, bir tek insanın bile zarar
görmesini istemiyorum ama maalesef beni yanlış yorumluyorlar. Yanlış
biliyorlar. Kendi politikalarını beni baz alarak yapıyorlar. Hukuk
sistemini bile beni göz önünde bulundurarak değiştiriyorlar. Bu anlayış,
yasaların demokratikleşmesi önünde engel teşkil etmektedir. Bana
endeksli düzenlemeler başka tutukluların, başka insanların mağduriyetine
neden oluyor. Bu durum tabii ki üzücü. Hukuk devleti anlayışı bu nedenle
hayata geçirilmek istenmemektedir...Devamı...
|
|
Karşımızda duran ve kendisini tek mutlak Hakikat olarak
sunan sistem, dışındaki toplumsal her şeyi, herkesi ve her zamanı-mekanı
ötekileştirerek bilgi yapısına katmakta; yutup başkalaşıma ve
yabancılaşmaya uğratmadığı bir gerçeklik yok gibi. Öyle ki, deniz
dalgaları gibi sayısız iç içe geçen karşıtlıklarla toplumsal doğayı
tekrar-tekrar vurmakta; her ayağa kalkacakken onu tekrar bir dalgayla
sersemleten bir makineye dönüşmektedir. Bu devasa mekanizmayı bütün
yönleriyle, yöntemleriyle ve mantık olarak kavramak, onun farkında olmak
gerçekten zordur. Kendisini tam bir “bilimsellik” içerisinde
sunmaktadır,...Devamı...
|
|
Şiir Tadında
Yaşayan...
|
Su Olmak
Gerekirse...
|
|
Şehit Nuda Okulu’n dayım. Bir gurup kadın gerilla, PKK
tarihi ve şehitler gerçekliği üzerine tartışıyor. Bir köşede
dikkatle onları dinliyorum. Sonra dört tarafımızı saran fotoğraflara
takılıyor gözlerim. Ş. Şilan Kobani, Ş. Amara, Ş. Zilan Pepule ve
çok sayıda şehit arkadaşın bulunduğu kocaman bir pankart. Her geçen
gün başka bir arkadaş daha katılıyordu, bu fotoğrafların arasına,
diye geçiyor içimden.
Cigerxwin Zap (Van-Erciş) ve Hêmin (Maku) arkadaşların şahadetlerinin
haberlerde açıklandığı akşam ki haber bülteni geliyor aklıma sonra.
Her iki arkadaş için de düşlerim bir hüzün yolculuğundaydı...Devamı...
|
|
Dağlarda
Dağların uçurumlarında
Bulutların süzülüşünü izliyordum
Bir bulut doldu gözüme
Geldim diyordu
Yeryüzüne
Dayandım
Tomurcuk gülün kapısına
Günün sıcaklığı çağırdı,
Güllün güzelliği
İşte bir yağmur damlasıyım
Dayandım kapına
Doğma zamanı
Güne, gül yüzünü
Gösterme zamanı
Güzelliğin özlemiyle...Devamı...
|
|
Ya Soyunu
Siyasi Olarak...
|
Ermenistan'da
Dengbej Kadınlar
|
|
Çekdar: Kod adım Çekdar. Diğer ismim Lokman
Bedirhanoğlu, 1977’de Cizre’nin Şax köyünde doğdum. Ailemin
geleneksel milliyetçi özellikleri var, siyasi ortamın yoğun olduğu
bir ortamdan geliyorum. 1991’de Cizre’de okul komiteleri düzeyinde
faaliyet yürüttük. 1994’e kadar okul faaliyetleri sürdü, 94’te
katılımım gerçekleşti. Dört yıl Botan’da kaldım. 98’in başında bu
sahaya geldim. Bu sahada özellikle eğitim devresinde birçok şeyi
bilince çıkardığımı ve bir derinleşmeyi yaşadığımı belirtebilirim.
Özellikle yoğunlaşma devresinde, bu derinleşmeyi Önderlik gerçeğinin
yaşam ve çalışma tarzıyla birleştirerek, bir karşılaştırmasını
yaparak ve ayrıca aradaki...Devamı...
|
|
Kafkasya’daki Kürt Kadının Anatomisi Kitabından
Kafkasya ya da Ermenistan denildiği zaman, dengbejler, güzel klamlar ve
flüt ezgileri gelirdi her Kürdün aklına bir zamanlar. Ermenistan’daki
Kürtler de, flüt ezgileriyle, klamlarıyla, folkloruyla Kürt kültürünü
korumaya çalışmışlar. Her ne kadar bazı dönemlerde Kürt kültürü
etkisizleştirilmeye, asimile edilmeye çalışılmışsa da Kürtler kültürel
gelişimleriyle kendilerini korumaya çalışmışlar ve Ermenistan’daki
Kürtler folklorik ve dengbejlik konularında güçlü bir arşive sahip.
Dengbejlik yönünde Karapete Xaço, Şeroye Biro, Avdilaye Zeynike vb.
birçok kişi daha herkesçe tanınmakta...Devamı...
|
|
Feminizmi
Anlamak...
|
Ahlak ve Hukuk
|
|
Günlük yaşamımızda üzerinde en fazla tartışma yürütülen
kavramlardan biri de feminizmdir. Bu kavram ekseninde çeşitli
yorumlar yapılmakta ve tanımlamalar geliştirilmektedir. Kimilerine
göre feminizm, kadınların hak ve hukukunu savunmanın adıdır.
Kimilerine göre kadıncılıktır, erkek düşmanlığıdır. Kimilerine göre
içinde ahlaki sapkınlığı barındıran, kadının birlikte yaşamasını
öngören ve kadın egemenliğine dayanan bir eğilim ve harekettir... Devamı...
|
|
Hukuk cinsiyetçi bir karaktere sahiptir.
Ataerkil zihniyetin gelişmesi ile birlikte kadın bir cinsel nesne
konumuna indirgenir. Kamusal alandan dışlanarak özel alana ‘aile’ içine
yerleştirilir ve dondurulur. Böylece insanlar arasındaki biyolojik fark
toplumsal farka dönüştürülür. Günümüzde liberal kapitalist sistemde
kadın, özel yaşam öğretisi çerçevesinde, kamusal alanda ikincil nesnel
konuma düşer. Hukukta bunun adın “cinsel sözleşme”dir. Kadına cinsel
işlevlerini kullanması yoluyla geçimini sağlama olanağı sağlanır...Devamı...
|
|
Zagros Anlatır
Sizleri...
|
Kadın Ve
Hakkikat...
|
|
Dağlar ki bir tek özgürlüğe tutkun yüreklere açar
kapılarını. Çünkü bir tek özgürlüğe tutkun yürekler anlar dağları…
Bir tek onları basar bağrına ve korur, paylaşır her şeyini. Köleliğe
isyan ve başkaldırıdır dağlar. Bu yüzden zalime geçit vermez ve
köleliğe boyun eğmez. Zagros da İskender’e geçit vermemiş, Timur’u
barındırmamıştır. Bu diyarlar doğuşundan bu yana özgürlük mekânı
olmuş, cenk meydanlarında özgürlük savaşçılarını bağrına basmıştır.
Bugünde ateşin ve Güneşin çocuklarına kapılarını sonuna kadar
açmıştır...Devamı...
|
|
Yaşamın anlamına kimin sayesinde ulaştık? Bunun hakkını
ne kadar verebiliyoruz? Sorularını son günlerde kendime çokça soruyorum.
Büyük bilgeler kaç yüzyılda bir insanlığa değerli bir armağan olarak
gelirler, araştırmasını yapmadım ama şunda iknayım, öyle kolay kolay
gelmezler ve bir o kadar da kolay anlaşılmazlar. Anlaşılmaları için ila
ki büyük bedeller ödenmek zorundalar mı? Tarihe baktığımda ve
yaşadığımız yüzyılda da bilgelerin böylesi zorlu koşullarla
karşılaşmasını getiren anlayış ataerkil zihniyetten başkası değil...Devamı...
|
|
|
14 Temmuz
Direnişçilerinin...
|
3. Özgür Kadın
Birlikleri (YJA)...
|
|
14 Temmuz, Parti tarihimizde Parti kimliği uğruna,
denilebilinir ki en kahredici işkenceli bir ortamda varlığını adama
ve bu temelde ülkesine, halkına, insanlığına sahip çıkma adına, en
büyük direniş kararının verildiği bir gündür. Partimizde şimdi de en
çok ihtiyaç duyulan, Parti kimliği ile insan olmak, Parti kimliği
ile ordulaşmak, Parti kimliği ile yaşamsal olmak. Belki de sadece
başarıların değil, onun olumlu bütün adımlarının esasını teşkil
ediyor dersek, bu büyük direniş kahramanlarımızın şahsında en yalın
gerçeği dile getirmiş oluruz. Kaldı ki, bizzat büyük şehidimiz
M.Hayri Durmuş,...Devamı...
|
|
Kadın olarak bizler çok önemli tarihsel bir sürecin
eşiğinde yaşamaktayız. Bu süreç ya kadın cinsinin yeniden bir
köleleşmesi ya da özgürlüğe çıkışın kapısı olacaktır.
Kadının köleleştirilmesi kapitalist modernite zamanlarında hem de
özgürlük adına köleleşmenin daha da derinleştirilmesi ile
sürdürülmektedir. İnsanlığın en önemli hayat damarları kesilerek erkek
iktidarı derinleştirilmeye çalışılmaktadır.
İçinde yaşadığımız zamanda bireysel özgürlük adına kadının daha derinden
sisteme bağlanması, köleleştirilmesi yaşanmaktadır.
Erkek egemen sistem kapitalist modernitenin gelişimi içinde kendisini
çok daha güçlü örgütlemiştir...Devamı...
|
|
|
|