Ana Sayfa

HALİL DAĞ (UYSAL) SİCİLİ

Adı-soyadı: Halil Uysal
Kod adı: Halil Dağ
Doğum yeri ve tarihi: İzmir-31 Mayıs-1973
Mücadeleye katılış tarihi: 1993 Almanya
Şahadet tarihi ve yeri: 1 Nisan 2008 Besta Alanı

Ş. VİYAN (LEYLA WALİ HÜSEYİN) PORTRE

 

Adı Soyadı: Leyla Wali Hüseyin
Kod Adı:
Viyan Karox
Doğum Yeri-Tarihi:
1981/Süleymaniye
Partiye Katılışı:
1997
Şahadet Tarihi:
11 şubat 06 da Haftanin'de Önderliğe karşı geliştirilen komployu protesto için kendini yakarak şehit düştü.
Devamı...
 

Ş. ŞİLAN KUBANİ  Arkadaşın Mektubundan Kesitler

KJB DOSYASI Yeni Bir Oluşum

KJB
PAJK
YJA
YJA-Star
GENÇLİK
İletişim

 Site hakkında Görüş ve Önerileriniz İçin

 

Yaban Armudu

Halil Dağ

Usul usul kar yağıyor. Karın böyle sükûnet içinde yağmasına alışkın değiliz. Senle birlikte yaşadığımız bütün Zağros kışları sert geçti. Bu kış tanıdığımız ve beklediğimiz rüzgâr ve kar henüz gelmedi.
Bu yağış mevsimi bu defa böyle yumuşak geçecek zamanın bekliyor. Alışkın değiliz Zağros kışlarının yumuşak geçmesine…
Mazlum Doğan kadro okulu’nun yüz otuz yedi öğrencisiyle birlikteyim. Her ders arasında kar savaşları sürüyor. Ara verilince çocuklar gibi dışarıya fırlıyor, biri ön diğeri de arka kapıdan iki gurup oluşturuyor ve savaşa başlıyoruz. Hangi kapıdan çıkış yapmışsan o gruba dahil oluyorsun. Kartopunu iyi savurmalı ve gelecek darbelerden kendini iyi korumalısın.
Anlayacağın; burada kar o kadar yumuşak ki, onunla oynuyoruz. Oysa sen buradayken yağan karla nasılda boğuşuyorduk, dalga dalga düşen karlara yenilmemek için nasıl yükleniyorduk.
Şimdi orda, bu Zağros yamacında uzakta nasıl bir kış yaşadığını merak ediyorum.
Burada havalar biraz sertleşti mi öksürmeye başlardın. Soğuk havaya dayanamayan burnun hemen kırmızılaşır ve akmaya başlardı. Kendini koruyamadığın için sana kızar, soğuğa yenilmeni bir türlü kabul edemezdim.
Gittiğin o yerlerde kar burada ki gibi yağıyor mu? ve sen yine soğuğa yakalanmış çocuk gibi öksürüyor musun?
Bir de; yaban armudunun ağacının yanın da ki o düz saha vardı ya; o yine boydan boya buz tutmuş durumda. Her şeye tanıklık eden o yaban armudu, şimdi buz üzerinde çılgınlar gibi kayan gerillaların neşesine tanıklık ediyor. Yapraklarından soyunmuş, üzerinde beyaz örtüsüyle gerillanın çığlıklarını dinliyor.
Ve ben, onun bütün heyecanları ve görünümleri kendinde biriktirdiğini düşünüyorum. Onu bu düzlüğün kıyısına kim dikmiş bilemiyorum ama çok sadık bir toplayıcı olduğuna emenim. Ona takılıp kalıyorum.
Onun altında nöbet tutarken, ders çıkışlarında arkadaşlarla sohbet ederken veya oradan geçerken gözlerim ona takılıp kalıyor. Ne yönden ona bakarsam bakayım onunda bana baktığının hissine kapılıyorum. Ben dönüp dolayışı yorum ve her geldiğimde onu bekler buluyorum. İlginç bir dostluktur parça parça kuruluyor ve sürüyor.
Ben hala buz üzerinde kayamıyorum… Rüzgâr gibi kayan arkadaşlara imrenerek bakıyorum. Yaban armudunun sağlam gövdesine yaslanıp arkadaşları seyrederken buz üzerinde düştüğüm günler geliyor aklıma… Farkında olmadan bir gülümseme yayılıyor yüzüme, yaban armutu’nun gülümsediğini fark ediyorum.
Düşüşlerimin bir tanığı sensen, diğeri de o…
O, bir türlü dengemi tutturamayıp yüz üstü kapaklandığım günlere tanık.
Senin ellerimden tutup zorla kaldırdığın ve kahkaha ile güldüğün dengesizliğime, o da rüzgarda salınarak eşlik ediyordu…
Arkadaşlar kaymaya davet ediyorlar gitmiyorum. Karşılığında birkaç kartopu geliyor, yine gitmiyorum. Herkesin önünde düşmeyi göze alamıyorum. Herkes gidince tek başıma kayacağım ve düşüşümü bir tek yaban armudu ağacı görecek.
Burada hayatı yeniden öğrenmeyi deniyorum. Öyle diyor öğretmen ve ekliyor. İnsanda iki nehir vardır. Ve iki nehir akar diğer insanlara… Biri ölümdür, biri hayattır. Ve her ikisi de davranışla yeni ifadesini bulur. Sen neysen eyleminde o olur.
Ya yaşama sevinci olursun çevrene, ya da keder…
Tipi içinde el ele koşmalardan, fırtınanın izlerimizi hemen örtmelerinden sonra bu mevsimde, bu coğrafyada yüzlerimizi okşayan bu tüy gibi yüzlerimizi okşayan kar bize ne anlatmak istiyor.
Bu coğrafyanın kızları ve erkekleri iyi bilirler; gökyüzünde ki her dinginliğin bağrında büyük bir devinim yatar. Ve kıtalar ötesinden gelen Uygarlığın beyaz tenli kâşifi dağın sırrını aramaktadır.
Kendisiyle birlikte götüreceği o kalbi sarmaktadır tanımadığımız isanlar…
Yabancısı olmadığımız dağların çığ getiren sessizliğini, nehir gibi akan hayatların çarpıştığı geceleri, fırtınanın gökyüzünü yırtan o tiz ıslığında ki dokunuşları bekliyoruz…
Ne üzülüyor nede seviniyoruz. Gerçeğin bunun neresinde olduğunu sorgulayarak arıyoruz.
Dışardan gök gürlemeleri gelmeye başlıyor. Bir an için bütün arkadaşların uyuduğu naylon çadır aydınlanıp kararıyor. Arka arkaya yıldırımlar düşüyor, ağaçlar yıkılıyor… Sanırım kış ve kar yeni başlıyor…
Düzlükte tek başına bekleyen yaban armudu aklıma geliyor. Kollarını yıldırıma açmış hatıralarımızın bekçiliğini yapıyor.
‘Yüz’ demiştin. Yüz yıl sonrada gelsen yaban armut’u bekliyor olacak…

 

 
PAJK (Partiya Azadiya Jin a Kurdistan) Resmi Sitesidir
PAJK Online © 2006-2007 Tüm hakları saklıdır