Ana Sayfa

HALİL DAĞ (UYSAL) SİCİLİ

Adı-soyadı: Halil Uysal
Kod adı: Halil Dağ
Doğum yeri ve tarihi: İzmir-31 Mayıs-1973
Mücadeleye katılış tarihi: 1993 Almanya
Şahadet tarihi ve yeri: 1 Nisan 2008 Besta Alanı

Ş. VİYAN (LEYLA WALİ HÜSEYİN) PORTRE

 

Adı Soyadı: Leyla Wali Hüseyin
Kod Adı:
Viyan Karox
Doğum Yeri-Tarihi:
1981/Süleymaniye
Partiye Katılışı:
1997
Şahadet Tarihi:
11 şubat 06 da Haftanin'de Önderliğe karşı geliştirilen komployu protesto için kendini yakarak şehit düştü.
Devamı...
 

Ş. ŞİLAN KUBANİ  Arkadaşın Mektubundan Kesitler

KJB DOSYASI Yeni Bir Oluşum

KJB
PAJK
YJA
YJA-Star
GENÇLİK
İletişim

 Site hakkında Görüş ve Önerileriniz İçin

 

Kol Saati

Halil Dağ

Bu akşam yağmur yağıyor mu? Bütün işlerimizi bitirdikten sonra oturup birbirimize bu soruyu sorduk. Herkes sessizdi ve cevap veren olmadı. Sanırım kimse böyle bir ihtimal düşünmek bile istemiyordu. Ama Güneyde ki dağların üzerinde bulutlar toplamaya başlamıştı bile…
Jiyan, bir çay istiyor musun? diye sorunca bir an için irkildim. Ardından bir utanç bastı. Bu soruyu o’nun değil benim sormam gerekiyordu. Yarın sabah gidecek olan o’ydu, ben değil… Hızla ceplerimi yoklamaya başladım. Ona verecek bir şeyler arıyordum. Aksilik bu ya; üzerinde hiçbir şey yoktu. Bir kalem, bir mendil, o’nun işine yaraya bilecek ufak bir şey aradım, Bulamadım. Bu akşam tek malvarlığım üzerinde ki elbiselerimdi.
Bir an için bileğimde ki saati fark ettim. Belki bu kol saatimi Jiyan’la paylaşa bilirdim.
Çamur içinde ki ellerim ile saati çıkarıp uzattım. Henüz ellerimde ki çamuru yıkama fırsatı bulamamıştım. Yedi gündür kerpiç kesiyoruz. Kerpiç kesmek çok kolay söylene bilir bir söz, ama gerçekleşmesi söylendiği kadar kolay olamıyor. Yaklaşık eli arkadaş yedi gündür, kırmızı toprağı kazıyoruz, samanla karıştırıp, su ve tuzla yoğuruyoruz. Sonra bu çamuru kalıplara döküp güneş altında kurumaya terk ediyoruz.
Ama bulutlar şimdiden toplanmaya başladı. Bizim için ola bilecek en kötü şey bir sonbahar yağmurunun kerpiçlerimizi ıslatmasıydı.
İlk yağmur damlası elime düştüğünde, Jiyan henüz saati almamıştı. Bütün ısrarlarıma rağmen böyle bir saati kabul edemeyeceğini söylüyordu.
Saatin bana ait olmadığını söyleyince iyice şaşırdı. Nasıl oluyor da bana ait olmayan bir şeyi ona armağan ediyordum. Bu soruyu sormasına izin vermeden açıklama yapmaya başladım.
Bu kol saatini birine ulaştırmak için taşıyorum. Benim için sahibini teslim edilmesi gereken bir emanettir. Jiyan’a uzatılan da bu amaçla uzatıyordum.
Ona armağan olarak verdiğim bir kol saati değil, onu ulaştırma göreviydi.
Jiyan yarın sabah Botan’a doğru yola çıkıyor. Kol saati Botan’da Kanivar adında bir gerillaya ait. Benim ise bu sonbahar o yöne gitme ihtimalim yok denecek kadar az. Bu kış, Zağros yamaçlarında inşa etmekte olduğumuz bu okulda kalıyorum. Bu şekilde kol saati bir zaman daha gecikmeli olarak bende kalmış olacaktı.
Saati alırken Kanivar’a ulaştırma sözü vermiştim. Şimdi Jiyan’dan bu söze ortak olmasını istiyorum. Jiyan bir armağanı ret ede bilirdi. Ama bir görevi asla…
Saati aldı ama kolluna takamadı. Kol saati onun ufacık bileklerine büyük geliyordu.
Dört ay önce Kanivar’ın kardeşi dağa gelmişti. Ağabeysini arıyordu. Gördüğü bütün gerillalılar tek tek onu soruyordu. İçimizde Kanivarı tanıyan çıkmadı. Bende tanımıyordum. Onunla hiç karşılaşmamıştım.
Kanivar benim dağlara atım attığım o yılın baharında Xabur nehrin de yaşamını yitirmişti. Bahar yağmurlarıyla çıldıran Xabur Kanivar’ı alıp gitmiş. Onu bir daha gören olmamış.
Aynı yılın sonbaharın da Newroz adında bir kadın gerilla elimi tutmuş, beni Xabur’dan geçirmişti. Bir deniz şehrinde büyümüştüm ve yüzme biliyordum ama o gece, Kürdistan’ın bu çılgın nehrinden tek başıma geçme cesaretini gösterememiştim.
Kanivar’ın kardeşi geri dönüyordu. Benim az önce Jiyan’a uzattığım gibi kol saatini bana uzattı. Ama ağabeyine ulaştıramamıştı, onun yerine bana bırakıyordu. Alamazdım. O Kanivara aitti.
Kol saati o şehirlerden Kanivar düşünülerek alınmıştı ve onca mesafe onun için getirilmişti.
Kardeş ısrar ediyordu. Ne yapacağımı bilemedim. O saate bir türlü elimi süremiyordum. Sonunda kendime bir çıkış yolu buldum.

Onu Xabur’a kadar taşıyacak ve Kanivar’ı alıp giden suya bırakacaktım.
Jiyan yoldaş bileğine takamadığı saati yeleğinin cebine yerleştirirken bir görevi teslim alıyordu. Bu o gece benim ona vere bildiğim tek armağan oldu.

Hiçbir şekilde, bir kez olsun yüzünü göremeyeceği Kanivar onun Xabur da bekliyordu.

Birkaç yağmur damlası daha düştü ve kesildi. bulutlar bize göz kırpıyordu. Kerpiçlerimiz bu akşamda kurtuldu.
Sonbahar yağmurlarıyla Xaburun çıldıracak olan sularını düşünüyordum.
Kanivar’ın kardeşinin gönlü rahat olsun Jiyan yola çıkıyor…
 

 
PAJK (Partiya Azadiya Jin a Kurdistan) Resmi Sitesidir
PAJK Online © 2006-2007 Tüm hakları saklıdır