Derya
Koçgiri
 |
Mevsim değişimleri gibi devrimimizde değişimler göstererek
ilerliyor. Sonbaharda ağaçlar nasıl yaprak döküyor, baharla
yeniden yeşeriyor ise, içimizde de yeni yoldaşlar yitip
gidiyor ve yeni güzel yoldaşlar geliyor. Yitip giden,
arkasında bir sürü güzellik bırakan yoldaşlar unutulmuyor,
unutulması mümkün de olmuyor. Yüreğimize bıraktıkları
acıları, hasretleri ile zorda olsa yaşamaya çalışıyoruz.
Yaşamak zorundayız. Emanetleri var. Teslim edilen her
emaneti yerine, layık olan değere ulaştırmamız gerekiyor.
Yitip giden her yoldaş biraz daha yük veriyor omuzlarımıza.
Omuzlarımız kırılsa da bu emanetleri taşımak, bu yükleri
başarıyla gerçek sahiplerine vermemiz gerekiyor. İşte, yine
böyle bir yoldaş yitikler yolcusu oldu.
Seni böyle kaybetmeyi beklemiyorduk Halil yoldaş, yitik
olmana hiç hazır değildik. Daha nice filmlere imza atacak,
ütopyalarının peşinde gidecektin. Bu yıl çok hava saldırısı
oldu. Düşmanın attığı her kazan bombası vız geldi, çoğu
zaman atılan kazan bombalarına gülüp geçtik. Ama sen yoldaş,
öyle bir kazan olup yüreğimize düştün ki… Yüreğimiz
parçalandı, bu saldırı nerede geldi diye etrafımıza bakmaya
fırsat bulamadık. İnanamadık, inanamıyoruz. Yitikler yolcusu
olmamalıydın. Hala gülüşlerin kulağımızda, elinde kamaran
bir yerden bir yere koşuyorsun. Karelere geçirmeni bekleyen
hikâyeler sıradalar.
Evet, güzel yoldaş sanat aşkın gibi, devrim aşkın da büyüktü.
Sanata duyduğun aşk seni devrimin zorlu yollarına çekmişti.
Önder APO her zaman “gerçek bir devrimcinin gerçek bir
sanatçı olduğunu” da söylemişti. Sen bu doğruluğu gösteren,
sanatın ve devrimciliğin ayrılmaz ikili olduğunu yaşatan
biriydin. Sanat yapılacaksa, yaşayarak mücadele edilerek,
hayaller peşinde koşularak sanatın gerçek anlamına
kavuşacağını bizlere gösterdin. Sanatçılığı, sanata sevgini
sana anlatacak değilim. Yaşama neden bu kadar tutkulu olmanı
da sana söylemeyeceğim. Sana başka şeyler söyleyeceğim güzel
yoldaş…
Bizler öyleyiz sen bilirsin, yaşarken bazı şeyleri
birbirimize kolay kolay söyleyemeyiz. Söylesek de utana
utana, kıyıda köşede söyleriz. Söz konusu erkek arkadaşlar
olunca bu daha fazla geçerli olur bilirsin. Erkektir
şımarmasın deriz kendi kendimize…
Yitikler yolcusu yoldaş,
Sen ve kadın yoldaşlığını, çoğu zaman seninle tartışmıştık.
Sen hiçbir zaman kaygıya girmeden kadınla yoldaşlığını
sürdürdün. Sevgiyi, paylaşımı esirgemedin. Kadınla
yoldaşlıkta çıkarcı olmadın. Saf, temiz, dürüstçe daha fazla
kadınlara güvendiğini yaşamının her anında gösterdin. Bunda
hiç şüphemiz olmadı. Bu yüzden herkes tarafından sevildin,
inanıldın.
Önderliğin kadın özgürlük mücadelesini anlamaya çalışan
erkek arkadaşlardan biriydin. Kurnaz erkek yaklaşımlarını
hiç göstermedin. Gözlerindeki parlaklık, gülüşündeki
samimiyet bundan da olsa gerekti.
Yitik yoldaş, bunları sana söylemedik, ama sen biliyordun.
Her zaman kadın yoldaşlarının sana daha fazla destek
olduğunu biliyordun. Ama bilir misin, bunları tüm bunları
kadın yoldaşlar olarak aramızda çok tartışırdık. Sana dair,
senin yoldaşlığına dair tartışırdık. Güvenilmesi gereken
yoldaş derdik. Kadına dürüst yaklaşıyor derdik. Sana
yaklaşımımızda bunları hissetirirdik. Kadın özgürlük
mücadelesinin zorluklarını çoğu zaman sordun, anlamaya
çalıştın. Kadın olarak her birimizin şahsında, Önderliği
anlamaya çalıştın. Kürdistan’da kadın olmak ne anlam ifade
ediyor, çözmek istiyordun. İşte yoldaş, seninle bunları
tartışırdık. Ama senin yaklaşımını seninle tartışmazdık.
Seninle kaçak bir dövüş içine girerdik. Belki cesaret
etmezdik, bazen de arkadaş zaten biliyor yaklaşımlarımızı
derdik. Senin için düşündüklerimizi sana söyleyememenin
acısını yüreğimde hissediyorum. Sanat çalışmalarına yönelik
görüşlerimizi, eleştirilerimizi, gururlanmalarımızı
anlatırdık. Ama sana kadın yoldaşlığını takdir ettiğimizi
söyleyemiyorduk.
Yitikler yolcusu yoldaş,
Sen hiçbir zaman böyle olmadın. Bizim gibi olmadın.
Düşündüğün neyse herkesle her yerde paylaştın. Şimdi
öfkeleniliyorum kendimizi. Bunu duymaya hakkın vardı. Kadın
yoldaşlığını en fazla hak eden biriydin. Biliyordun ama
bizden duymalıydın. Biliyorum sen bunları
Önemseyen biri değilsin. Söylenmese de biliyor, zaten öyle
de yaşıyordun. Senin için önemli olan amaçların ve
hayallerinin peşinde gidebilecek her yola girmekti. İşte
yoldaş, sanatında da başarılı olmanın bir nedeni de buydu
yine… Çünkü sen kadın özgürlük mücadelesinin ruhuna da
girerek sanatı icra etmeye çalışıyordun. İşte yoldaş, bunu
da biliyorduk, sen de biliyordun. O yüzden her zaman olduğu
gibi sen de yarımlılıklar bırakarak gittin, bizde
yarımlılıkları bırakmanın acısıyla arkanda kaldık. Oysa sen
yarımlılıkları hiç sevmezdin. En güzeli yapabilmek için
çalışırdın. Hatta bunun içinde biraz da mükemmeli aradığını
biliyorduk. Yine biliyorduk, bunun için çok fazla
ütopyaların vardı. Bunun içindir ki yine biliyorduk, güzeli
arayanın hayalleri, ütopyaları olabilirdi.
Güzel yoldaş, senin gibi yazamayacağımızı biliyorum. Senin
gibi seni de anlatamam. Bizi bırakıp giderken, ütopyaların
için ne yapabilirim diye düşündüm. En çok yaptığın her şehit
arkadaşın arkasında mutlaka yazmaktı. Yaşarken de yazardın,
ama şehitlere karşı en büyük onuru yazmakla, onları
anlatmakla onlara verirdin. Onun için güzel yoldaş, seni
anlatamasam da senin için birkaç satır yazmak istedim. Belki
de senin hayallerine, ütopyalarına küçük de olsa bir katkı
sunabilirim. Rahat ol, güzel yoldaş, gerillanın kalemi
susmayacak, yaşamı hapsedilmeyecek. Rahat ol güzel yoldaş,
gerillayı yazmaya, anlatmaya devam edeceğiz.