Ana Sayfa

HALİL DAĞ (UYSAL) SİCİLİ

Adı-soyadı: Halil Uysal
Kod adı: Halil Dağ
Doğum yeri ve tarihi: İzmir-31 Mayıs-1973
Mücadeleye katılış tarihi: 1993 Almanya
Şahadet tarihi ve yeri: 1 Nisan 2008 Besta Alanı

Ş. VİYAN (LEYLA WALİ HÜSEYİN) PORTRE

 

Adı Soyadı: Leyla Wali Hüseyin
Kod Adı:
Viyan Karox
Doğum Yeri-Tarihi:
1981/Süleymaniye
Partiye Katılışı:
1997
Şahadet Tarihi:
11 şubat 06 da Haftanin'de Önderliğe karşı geliştirilen komployu protesto için kendini yakarak şehit düştü.
Devamı...
 

Ş. ŞİLAN KUBANİ  Arkadaşın Mektubundan Kesitler

KJB DOSYASI Yeni Bir Oluşum

KJB
PAJK
YJA
YJA-Star
GENÇLİK
İletişim

 Site hakkında Görüş ve Önerileriniz İçin

 

İkinci Yakışıklı

Halil Dağ

Bu fotoğrafı elime aldığım an, artık her şeyi bitmişti. Fotoğrafı parmak uçlarında çevirip, çerçevesine baktığım an yakalandığımın farkına varacaktım. Kaçacak hiçbir yer kalmamıştı benim için. Ne bir söz, nede bir tavır kurtarabilirdi beni fotoğrafın seyrinden. Artık onun içine düşmüştüm.
Yaşamın an’larını yakalayan fotoğraf, bu defa beni yakalaşmıştı…
Çocukluğumdan beri fotoğraflar üzerimde korkunç bir etki yaratırlar. Ellerimde tutuğum o ufacık çerçeveye önce parmaklarım kapılır, sonra kollarım, daha sonra tüm bedenim… Ardından ruhum düşer çerçevenin içine.
Bir bakarım fotoğrafın içindeyim. Fotoğrafın zamanında yürümeye başlarım.
Belki de bu nedenle fotoğrafçılığı seçtim yaşadığım zamanın çerçevesini kendi ellerimle kura bilmek belki de en büyük mutluluğum.
Bir fotoğrafı ben çekmemişsem, o çerçeveyi ben kurmamışsam, ona hem korkarak hem de kıskanarak bakarım. Bir de bu fotoğraflar gerilla fotoğraflarıysa, o zaman o fotoğraflar karşısında yaşadıklarım daha da dayanılmaz olur.
Gerilla yaşamını o’an yakalamamış olmak, o’an orada olmamış olmak, o’an içimde bir şeyler eksiltir.
Bir geride kalmışlık duygusudur bu, bir yetişememişliktir…
Çiğer; benim manga arkadaşım; günlerdir, onun için bir yazı yazmamı, anlatacaklarımı kaleme almamı istiyor. Bu da benim bir türlü yapamadığım bir şey; anlatılanları bir türlü yazamıyorum.
O, Faysal’ı anlatacağım diyor. Bense kaçıyorum, ona göre kalem tutan ellerim her şeyi yaza bilir. Bunun böylesine kolay olmadığını Ciğere bir türlü anlatamadım.
Çiğer bu konuyu her açtığında ben ertelemenin bir yolunu buluyorum.
Son zamanlarda hiç bahsetmez oldu. Şimdi sadece gözlerini kısarak gözlerimin içine bakıyor. Bende beni anlaması için bakıyorum. Ama her bakıştığımızda henüz dinlememiş olduğum o yazı aklıma düşüyor.
Anlatılacak olanı eksik yazacağım korkusuyla kaçıyorum. Beni arayıp bulan, bulduğu kadarıyla yazanım. Neysem o kadarım. Anlatılacak olanların hakkını vermek çok daha büyük bir olay. Ve ben ona yetmeye bilirim.
Anlatılacakları değil, o an’ı bekliyorum. Benim onu, onun beni yakalayacağı o an’ı…
Ciger fotoğrafı uzattığında bir an için boşluğa düştüm. Umarsızca aldım ve çerçevenin içine baktım.
Korkunç bir dirilip parmak uçlarından başlayıp bütün bedenimi kavradı. Yakalanmıştım…
Yılar önce çekilmiş bir fotoğrafta, iki gencecik gerilla çerçevenin orta yerinde durmuş, o ilk anın canlılığıyla bana bakıyorlar. Biri Faysal diğeri Ciger…
Yeleklerini, raxtlarını ve silahlarını indirmişler, gözlerini kısmışlar, bir kavgaya hazırlanan eski çağların dövüşçüleri gibi duruyorlar…
Başka kimse yok bu fotoğrafta…
Herkes objektifin arkasında onları izliyor. Daha önce soyundukları birçok şey gibi, yine
soyunmuşlar ve yine omuz omuza…
Deklanşöre basıyorum, flaş patlıyor, harekete geçiyorlar. Bundan sekiz yıl öncesindeyiz. Bir voleybol topu ve bir voleybol sahası herkes sahaya koşuyor. Zağroslarda ilk defa voleybol oynanacak.
Ciğer ve Faysalın neden soyunmuş olduğunu yeni anlıyorum. Ama onlar tartışmaktan oyunda yer bulamıyorlar. Oyun dışı kalıyorlar…
Tartışma, çekilen fotoğraf üzerine; fotoğraf tapledilip geldiğinde kim alacak. Bir türlü biri diğerini ikna edemiyor. Voleybol maçı sürüyor onlar dışarıdalar…
En sonunda karar veriyorlar. Fotoğrafı yakışıklı olan alacak. Faysalda, Ciğerde bu anlaşmayı kabul ediyorlar ve beklemeye koyuluyorlar.
Buzlar eriyor, günler geçiyor ve bütün Zağros gerillaları Faysal ve Ciğer ile birlikte fotoğrafı beklemeye koyuluyorlar. Sözleşme dağdan dağa yayılıyor.
Kim daha yakışıklı?
Nihayet aylar sonra fotoğraf geliyor. Bütün gerilla birliklerini dolaşıyor. Gerillalar tek tek bakıyorlar ve karar veriyorlar.
Fotoğraf Faysalın olacak…
Ciğer boyunun büküyor, Faysal daha yakışıklı çıkmış.
Fotoğrafı Ciğere uzatıyorum. Ciğer karşımda durmuş bana bakıyor. Öykünün bitmediğinin farkındayım. O anın bir geçmişi olduğu gibi bir de geleceği var.
O fotoğraflarla sürüklenmeye başlıyorum.
O an bir başka anı başlıyor.
Bir eylem sonrası Lelikan tepelerindeyiz. Geri çekilmekte olan gerilla güçleri içinde Ciğer Faysalı arıyor. Aysız gecede, korkunç bir çatışma sonrası onu bulmaya çalışıyor. İçinde tarifsiz bir korku…
Her geçtiği gerillanın yüzüne bakıyor ama bir türlü sormaya cesaret edemiyor.
Bütün herkes tamam, bir tek Faysal eksik.
En önde, ilerde üç dört gerilla bir gerillayı taşıyorlar şimşekler çakıyor, soğuk bir rüzgâr esiyor ve kan akıyor. Ciğer hızla yaklaşıyor.
Taşınan Faysalın cansız bedeni… Beyninden vurulmuşa dönüyor. Bir şimşek daha çıkıyor. Bir an için her yer gün gibi aydınlanıyor. Son kez bakıyor yoldaşına…
Ciğer çakmağını çıkarıyor ve çakıyor. Faysalın yüzüne yaklaştırıyor çakmağın kırmızı ışığını. Rüzgâr söndürüyor, Ciğer tekrar çakıyor çakmağı…
Faysalın başı arkaya sarmış rüzgâr saçlarını savuruyor. Boğazının altında, hemen göğsünün üstünde yan yana iki mermi yarası. Kan akıyor…
Ciğer bakıyor son kez dönüyor ve yürüyüp gidiyor. Soğuk rüzgâr ardı sıra esiyor.
Ve arkadaşlar Faysalın yeleğinin cebinden fotoğrafı çıkarıp Ciğere veriyor.
Ne de olsa Zağrosların ikinci yakışıklısı o oluyor.
 
 
PAJK (Partiya Azadiya Jin a Kurdistan) Resmi Sitesidir
PAJK Online © 2006-2007 Tüm hakları saklıdır