Ana Sayfa

HALİL DAĞ (UYSAL) SİCİLİ

Adı-soyadı: Halil Uysal
Kod adı: Halil Dağ
Doğum yeri ve tarihi: İzmir-31 Mayıs-1973
Mücadeleye katılış tarihi: 1993 Almanya
Şahadet tarihi ve yeri: 1 Nisan 2008 Besta Alanı

Ş. VİYAN (LEYLA WALİ HÜSEYİN) PORTRE

 

Adı Soyadı: Leyla Wali Hüseyin
Kod Adı:
Viyan Karox
Doğum Yeri-Tarihi:
1981/Süleymaniye
Partiye Katılışı:
1997
Şahadet Tarihi:
11 şubat 06 da Haftanin'de Önderliğe karşı geliştirilen komployu protesto için kendini yakarak şehit düştü.
Devamı...
 

Ş. ŞİLAN KUBANİ  Arkadaşın Mektubundan Kesitler

KJB DOSYASI Yeni Bir Oluşum

KJB
PAJK
YJA
YJA-Star
GENÇLİK
İletişim

 Site hakkında Görüş ve Önerileriniz İçin

 

 

Ne Güzel Bir Yüz

Halil Dağ

Bu öykünün başına gelip oturmam için tam bir yıl yürümem gerekiyormuş. Dört mevsim boyunca deliler gibi koşmam, hem baharın hem de sonbaharın yağmurlarında sırılsıklam ıslanmam gerekiyormuş. O imkansız kırmızı kayalığa her sabah gün doğmadan tırmanmam gerekiyormuş. Aşk ancak böyle yaşanırmış Kürdistan dağlarında… Ve her aşığın böyle bir öyküsü olurmuş bu topraklarda...
Onu yazmak, onu konuşmak öylesine zormuş, ona dokunmak ise öylesine güzelmiş…
Yıl biterken huzur içindeyim. Bütün bu zaman boyunca neyin peşinden koşmuş olduğumu çok iyi biliyorum. Arkadaşlarım nerelerdeydin, yaşlanmışsın diyorlar. Hayatımı neye verdiğimin farkındayım ya, o yetiyor. Ve hayatım boyunca hiçbir şeye değişmeyeceğim bir öyküm var artık. Ve bunun için harcadığım bedenime ve ruhuma ait olan hiçbir şeye hayıflanmıyorum.
Kürdistan rüzgarlarında uçup giden saçlarıma, yüzümde beliren kırışıklara üzülmüyorum. O güzel yüz ötesinde hayatımı başka ne için harcayabilirdim ki…
Bu yıl hayatımın en güzel yılı oldu ve artık ölebilirim. Hayatımın en güzel kadınının ardı sıra dağ dağ koştum ya, yıllar sonra onun tertemiz yüzüne dokundum ya, artık ölebilirim. Bir kadının peşinden bütün bu dağları yürümekten daha güzel ne olabilir ki… O kadının tırmandığı kayalıklara, yüz sürdüğü yapraklara, sarıldığı rüzgarlara dokunmaktan daha anlamlı ne vardır bu dünyada…
Hayatımı bir kadına vermeye hazırdım ve verdim. Bunun için artık ölebilirim…
İlk karlar düşerken başladık bu koşuya ve şimdi durmuş yine ilk karların düşmesini bekliyoruz. Bütün bu karlı zamanlar arasında koca bir buluşmayı yaşadık. Koca bir kucaklaşmayı ve o eşsiz dokunuşu tattık. Bundan daha güzel ne olabilir ki…
Büyüklerimiz cesaret gerekir, bu koşu bütün hayatına mal olabilir diyordu. Ve ilk adımları atmaya karar verdiğim o günlerde, nedenini bilmediğim bir şekilde ellerim titriyordu. Korkuyordum, ama hayatımı ortaya koyacaksam onun için koymalıydım.
Bir hayatın aşktan başka bir nedeni olabilir miydi yeryüzünde…
O kayıp mezara ulaştığımızda on yedi kişiydik. Ve ben hâla inanamıyordum. Ellerimizle toprağı açmaya koyulmuştuk ama bana hâla bir rüya gibi geliyordu. Ben bu anı rüyalarımda bile görememiştim. Bir kez olsun hayalini bile kuramamıştım. Ama şimdi o büyük kürt aşkının huzurundaydım.
Yıllar önce gizlice kapatılmış, on üç yıl önce yirmi beş ekim gecesi sessizce örtülmüş bir gerilla mezarının başucundaydık. Arkadaşları hızla kazmış ve iki yoldaşıyla birlikte saklamıştı Beritan’ı buraya. Bir gün gelip açacaklardı. Ama sabaha az kalmıştı. Ve gelecek günün çatışmalarına hazırlanmak için, üzülerek, özür dileyerek ve bir daha geleceklerine söz vererek kapatmışlardı mezarı. Bir tek ağaçlar ve kayalar tanıktı o geceye, onu saklayan gerillaların gözyaşlarına ve sözlerine… Demek o gün gelmişti… On üç yıl sonra aynı ağaçlar ve aynı kayalar sözünü tutan gerillaları yine aynı sessizlik içinde izliyorlardı.
On yedi arkadaş, toprağı açmaya koyulduğumuzda üç gerillanın on üç yıldır burada birlikte uyuduğunu biliyorduk. Biri bayan diğeri erkek iki arkadaşıyla aynı mezarda yatıyordu Beritan. Diğer iki gerillanın isimlerini bilemiyorduk. Bildiğimiz tek şey aynı gece, aynı çatışmada birlikte can verdikleriydi.
Ellerimizle bir mezara iniyorduk ve büyük bir sessizlik kaplamıştı çalışma arkadaşlarımı. Biz bir Beritan filmi yapmak için yola çıkmıştık. Kendimizce, gücümüz yettiğince yapacaktık. Belki hiçbir televizyonun yayınlamayacağı, hiçbir sinemanın gösterime almayacağı bir film olacaktı yaptığımız. Kimse görmese de, kimse seyretmese de yine de yapacaktık ve gerekirse bu dağların mağaralarında saklayacaktık bu filmi, kürt çocukları gelip bir gün bulsun diye…
Biz nasıl Beritan’ı bulduysak, gün gelecek kürt gençleri bizi de bulacaktır, mağaralarda sakladığımız eserlerimize dokunacaktır, elbette. Beritan’ı on üç yıl önce saklayan arkadaşları buna nasıl inandıysa, bizde Kürdistan dağlarının bu gerçeğine bütün kalbimizle inanıyoruz.
Ellerimle onu saran toprağı temizlerken hemen yanımda bulunan arkadaşlarımı izliyor ve kendi kendime şu soruyu soruyordum. Bu bir tesadüf müydü, bunu bir türlü kabul edemiyordum. Biz bir Beritan filminin peşinden koşuyorduk ve bir mezarın başına gelip durmuştuk. Biz bir hayal görmüştük ve burası hayallerin gerçek olduğu dağların ülkesiydi. Ve bu topraklarda yaşanan hiçbir şey tesadüf olamazdı.
Beritan neden onüç yıl beklemiş ve kendini bize göstermişti… neden kilometrelerce öteden bizi buraya çağırmış ve gün yüzüne çıkmaya karar vermişti… hangi güç bizi, hepimizi buraya sürüklemişti… Bunların hiç birinin cevabını bilmiyordum. Ama bildiğim bir şey vardı ki, burada olmaktan mutluydum. Yıllar sonra Beritan’ın gözlerini bu dünyaya açacağı o ilk anda karşısında olmaktan mutluydum.
Bu düşünceler içindeyken ellerim bir şeye dokundu. Toprağın içinde farklı bir cisim parmaklarımın ucundan kayıp geçti. O müthiş titreşim bir anda saçımın tellerine kadar sardı bütün bedenimi. Bir kez daha ellerimi uzatıp toprağı aralamaya koyuldum. Beyaz bir beze sarılmış o yüz, hepimizin tanıdığı o sima belirmeye başlamıştı parmak uçlarımda. Kendimi daha fazla tutamadım...
Ne güzel bir yüz değil mi…
Sözcükler kendiliğinden dökülüvermişti dudaklarımdan. Bir anda arkadaşlarım toplandılar. Ellerimi uzatıp bir kez daha dokundum Beritan’ın güzel yüzüne. O buradaydı… Karanlıklar içindeki Kürt tarihinin o güzel kızı hayal değil gerçekti. Ve bütün içtenliğiyle bize gülümsüyordu.
Biz bir film yapmak için yola çıkmıştık ve yaşadıklarımız gerçek olmuştu. Bir hayal kurmuştuk ve şimdi hayalimizin başucundaydık.
Ve bu dokunuş benim hayatıma verilen en güzel armağandı.
 

 

 

 
PAJK (Partiya Azadiya Jin a Kurdistan) Resmi Sitesidir
PAJK Online © 2006-2007 Tüm hakları saklıdır