Ana Sayfa

HALİL DAĞ (UYSAL) SİCİLİ

Adı-soyadı: Halil Uysal
Kod adı: Halil Dağ
Doğum yeri ve tarihi: İzmir-31 Mayıs-1973
Mücadeleye katılış tarihi: 1993 Almanya
Şahadet tarihi ve yeri: 1 Nisan 2008 Besta Alanı

Ş. VİYAN (LEYLA WALİ HÜSEYİN) PORTRE

 

Adı Soyadı: Leyla Wali Hüseyin
Kod Adı:
Viyan Karox
Doğum Yeri-Tarihi:
1981/Süleymaniye
Partiye Katılışı:
1997
Şahadet Tarihi:
11 şubat 06 da Haftanin'de Önderliğe karşı geliştirilen komployu protesto için kendini yakarak şehit düştü.
Devamı...
 

Ş. ŞİLAN KUBANİ  Arkadaşın Mektubundan Kesitler

KJB DOSYASI Yeni Bir Oluşum

KJB
PAJK
YJA
YJA-Star
GENÇLİK
İletişim

 Site hakkında Görüş ve Önerileriniz İçin

 

 

Herem'in Sözleri..

 
Halil Dağ / Botan


'Seni yenileyeceğim' sözlerini bir çırpıda söyleyip hemen önümüzdeki ağaçların arasına daldığında havanın kararmasına henüz çok zaman vardı. Gelişi güzel söylenmiş bu sözlerin benim için nasıl bir anlam ifade ettiğini ancak onun arkasından koşarken farkediyorum. Kendimizi aşağıya bıraktığımız yamaçta yüzüme çarpan yapraklardan dolayı gözlüklerimi çıkarıp yeleğimin iç cebine yerleştirirken, takip etmekte zorlandığım bu gerillanın filozofça sözlerini ise gönül defterime hızla not ediyorum...

Gündüz saatlerinde hareket ettiğimiz bu arazide bir gerilla kuralını ihlal ettiğimizin farkındalığıyla düşman tepelerini kollayarak yürüyoruz. Sessizliğimi bu kuralsız hareket edişimize yorduğu için, sık sık arkasına dönüp bozuk türkçesiyle, besta ormanlarının nasıl da elverişli olduğunu anlatmaya koyuluyor. Ben sustukça gündüz hareket edişimizden dolayı ürktüğümü düşünüp beni rahatlatmak için elinden geleni yapıyor. İki kişi oluşumuzun, orman içinde hareket edişimizin, mesafeli yürüryüşümüzün yeterli olduğunu anlatıp duruyor. Bir tek sırtımı okşayıp 'korkma' demediği kalıyor geriye...

Oysa benim o sırada O'na kadar güvendiğimin farkında bile değil. O beni hiç tanımıyor ama ben o'nu çok iyi tanıyorum. Daha buralara adım atmadan, o'nunla yüz yüze gelmeden çok zaman önce o'nun namını duyduğumu ve herşeyi sığdırmayı başardığı yeleğinden haberdar olduğumu da bilmiyor.

O, Botan eyaletinin bir başından bir başına yayılmış örgütlülüğüyle, hiç beklenmedik zamanlarda arkadaşlarını sevindiren önceden alınmış tedbirleriyle ve bütün yoldaşlarının eksiklerini er veya geç mutlaka kapatmasını bilen tamamlayıcılığıyla dilden dile dolaşan tek gerilla...

Onun hakkında çok şey duymuştum. Ama şimdi, arkasından yürüdüğüm Besta'nın bu sık ormanlarında düşündüğüm tek şey ise onun sözleri. O'na ilişkin her şey anlatılmıştı ama sözlerinden kimse bahsetmemişti. Böylesine sade, böylesine umarsızca söylenen bu sözler ise ruhumun derinliklerine doğru ılık bir yolculuğa koyulmuştu. Her şeyin ötesinde, nerden bulup kalbime isabet ettirmişti bu sözleri,ona şaşıp kalmıştım.

Kuzey Kürdistan'a yaptığım bu yolculuğun benim için bir çok nedeni var. Bunlardan ilki ve bütün arkadaşlarımın bildiği; Botan'da başlayıp Ağrı Dağı'nda sonuçlanacak ve kuzeyin gerillasını anlatacak bir belgesel film hazırlamaktır... Bu benim en geçerli gerekçem ve bütün arkadaşlarım tarafından onaylanandı. Daha önce hiçbir kameraman tarafından denenmemiş, yapılmamış 'Ağrı Dağı'na Yürüyenler' ismini verdiğim bu çalışmayı sonuçlandırdığım günü düşünmek bile bana büyük bir heyecan veriyor. Kıyasıya bir savaşın yaşandığı bu coğrafyada bu çalışmayı başarır mıyım, bilemiyorum. Ama, en azından Kabe'ye yürüyen karınca misali yollarında ölürüm...

Henüz düşünmeye başlamıştım ki, Herem az ilerideki ağacın köküne eğilip kazmaya koyuldu. Silahını bile omuzundan indirmemişti. Anlaşılan, ayaküstü bir şeye bakıp geçecektik. Hemen yanıbaşında durup beklemeye koyuldum. Ne kadar zaman önce sakladığını bilemediğim bir şeyi çekip çıkardı. Üzerindeki toprağı silkeledikten sonra sevimli bir gülüş ile birlikte bana uzattı. Bu benim yeni çantamdı. Çatışmada yitirdiğim çantama benzemese de benim için ondan daha değerliydi. Çünkü toprak altından çıkarılmıştı.

Çantamı sırtlayıp onun ardı sıra tekrar yola koyulduğum zaman Herem'in benden daha sevinçli olduğunu farkettim. Ağaçlar arasında koşarken sevinçli bir çocuk gibiydi ve bir eksikliği daha kapatmış olmanın mutluluğunu yaşıyordu. Ne de olsa O kendini Botan'dan geçen bütün herkesten sorumlu görüyor ve herkesi sevindirmenin mutlaka bir yolunu da buluyordu.

O hemen önümde sevinçle koşuştururken ayaklarımın kendiliğinden onun ritmine kapıldığını farketsem de, kuzey'e geçişimin ilkinden daha önemli ve daha az arkadaşımla paylaştığım nedenini düşünmeye koyuldum.

Burada, bu savaşın orta yerinde olmak istemiştim. Hayatımın geri kalan yıllarını başka bir yerde değil kuzey topraklarında tamamlamaktır hayalim. Denizler ortasında zehirlenmeye çalışılan o güzel insana ve o'nun yarattığı halka top yekün bir savaş dayatılırken, kıyısında köşesinde değil orta yerinde olmak istemiştim. Ve bütün malzemelerimi sırtlayıp Kuzey yollarına bu yüzden düşmüştüm. Hiç bir şey yapamasam da, en azından bu topraklarda gerillanın izinden yürümüş olurum...

Ben bütün bunları düşünürken ne kadar yol aldığımızı bile farketmemiş bir anda Herem'i kaybetmiştim. Nerede olduğunu anlamak için durup etrafımı dinlemeye koyuldum. Sonbaharın hafiften sararttığı yapraklardan dolayı hiç bir şey göremiyor, sadece duymaya çalışıyordum. Sol taraftan hışırtılar geldiğini farkedince hemen o tarafa yöneldim.

Herem az ileride beni bekliyordu. Elinde ihtiyacım olan yedek mermileri tutmuş, o sevimli gülümseyişiyle bana uzatıyordu. Garısa çatışmasında tam üç şarjör mermi atmıştım ve yeni çatışmalara hazırlıklı olmalıydım. Herem'in deyişiyle; burası Botan'dı ve düşman burada her yerde olduğundan daha ciddiydi.

Mermilerin içinde bulunduğu poşeti alıp daha sonra temizlemek üzere cebime koyduğum sırada Herem'in ayakkabılarıma bakmakta olduğunu gördüm. Ayakkabılarımın durumu iyiydi. Herem'le birbirimize bakıştık ve sanırım anlaştık. Güney Kürdistan'ın Hewler kentinden katılmış ve beş koca yılını botan topraklarında geçirmiş bu gerilla ile fazla konuşmuyor, sadece birbirimizle gülüşerek anlaşıyorduk.

Tekrar yola koyulduğumuzda hava kararmaya başlamıştı ve ben Kuzey'e geçişimin benim için gizli olan, hiç bir arkadaşımla paylaşmadığım ama Herem'in bir çırpıda açıkladığı üçüncü nedenini düşünmeye başladım.Yenilenmek...

Bu yolculuğa çıkışımın en içsel ve en gizli nedeni yenilenmekti. Nasıl olacağını bilemiyordum ama kendimi bir kez daha yenilemenin, duygu ve düşüncelerime bir kez daha biçim vermenin yolunun bu topraklardan geçtiğini hissediyordum. Hiç bir şeyi eskitmeye katlanamıyorum. Kalbimde yaşattıklarımı hep ilk anki diriliğiyle, hep ilk anki heyecanıyla hissetmek istiyorum. Bunun yolunun da, hayatımız pahasına da olsa kalbin ve bedenin yenilenmesinden geçtiğine inananlardanım.

Bunu hiç kimse ile paylaşmadım. Belki de bireysel bir yaklaşım olduğunu düşündüğüm için anlatmaya gerek duymadım, ta ki, Herem Karşıma dikilip 'seni yenileyeceğim' deyinceye kadar.

'Zaten bende bunun için geldim' diyecektim. Son anda vazgeçip ardından koşmayı sürdürdüm. Demek ki doğru yerdeyim ve doğru kişinin peşindeyim.

Garısa çatışmasında kendimle getirdiğim bütün her şeyi kaybettiğim o ilk günlerde çok üzülmüştüm. Kardeşimin hediyesi olan kameram düşman mermileriyle paramparça edilmiş, çalışma malzemelerimin hepsi üzerimize yağan bombalardan nasibini almıştı.O çatışmadan sadece hayatımı alabilmiştim. O da yeniden başlamak içindi...

Şimdi hem Herem'in peşinden koşuyorum,hem de içten içe o çatışmada herşeyimi kaybettiğim için sevinç duyuyorum. Çünkü sonbahar yağmurlarının yavaş yavaş ıslatmaya başladığı Botan topraklarından kendimi yeniden ve en baştan toplamaya başladım.

Herem sana bir kamera da bulacağım diyor ve ağaçların köklerini kazmayı sürdürüyor. Botan topraklarında bir kez daha mesleğime, savaşıma ve hayatıma başlamak üzereyim...

Zaman bana bir kez daha bu fırsatı tanır mı bilemiyorum, ama Herem var gücüyle kazdığı topraklarda bu fırsatı yaratmak için inatla, sabırla ve neşeyle elinden geleni yapıyor.


kuzey yazıları-3
 


 

 

 

 

 
PAJK (Partiya Azadiya Jin a Kurdistan) Resmi Sitesidir
PAJK Online © 2006-2007 Tüm hakları saklıdır