Halil Dağ
Film yaptığım o beş yıl benim güzel zamanımdı. Hayatımın en
güzel, en verimli yıllarını bu binyılın başlangıcı olan ilk
beş yılda yaşadım. Ruhen ve fiziken en sevinçli olduğum
yıllardı o yıllar.
Ne ondan öncesi, ne de ondan sonrası o yıllara benzemeyecek.
Ağrı dağına yolculuk adını verdiğimi bu çalışmam da eşsiz
bir çalışma. Ama benim bireysel olarak yapacağım bir
çalışma. Heyecan veren yönü kuzeyde yapılacak olmasıdır.
Savaşın orada yerinde gerilla tarzıyla gerçekleşecek
olmasıdır. Var olanı toplamaya çalışacağım. Yaratıcılık yönü
daha az olacaktır.
Diğer çalışmalarım belki kuzeyde olmadı, ama şimdi içine
atılmak üzere olduğum bu çalışma da çok daha zorlu
çalışmalardı. Düşünsel yaratıcılık ve ekipler kurup çalışmak
sanıldığı kadar kolay olmadı. Bir düzey yakalayabilmek için
kan ter içinde beş yıl geçirmem gerekti.
Şimdi sadece kameramı alıp yürüyeceğim. Ve rastlantılar
benim filmimi oluşturacak. Bu çalışmada benim için tek bir
zorluk varsa o da düşmanın engelleridir. O da zaten bu
savaşın gerçeğidir. Onun dışında çalışmanın sanatsal
esasları konusunda zorlanmayacağım.
Ayaklarım ve belim eskisi kadar güçlü değil, ama yine bu
çalışmanın altından kalkmayı başaracağım. Eskisi kadar hızlı
ve atik değilim ama genç gerillalardan pek geride
kalmıyorum.
Önceki çalışmalarımın düşünsel yanı zordu. Bu zorlanmaları
aştıkça yaratıcılığım artıyordu. Bu çalışmanın ise fiziksel
yanı zor. Fiziksel zorlanmaları aştıkça düşünsel olarak
rahatlayacağım.
Dedim ya….
O yıllar benim en iyi yıllarımdı. Boşa harcamadığıma
seviniyorum. Dönüp arkama baktığımda güzel çalışmalar yapmış
olmak beni mutlu ediyor.
Ama bir mutluluğum daha var, geleceğe baktığım zaman daha
güzel çalışmalar görüyorum.