Borcumu
Ödemeye Gidiyorum
|
Halil Dağ
Bu hayattaki bütün ilişkilerimin benim için bir armağan
olduğunu düşünürüm. Bir söz olsun, bir gülüş olsun veya bir
dokunuş…. Mutlaka bana sunulan bu armağanın bir karşılığını
vermek isterim. Hayatımı böyle yaşadım. Hayatıma giren her
insanı, her nesneyi bana verilmiş bir armağan olarak
değerlendirdim. Ve hayatımı ona vermekten çekinmedim.
Bunu bir yaşam biçimi olarak benimsedim. Arkadaşlarımı,
yoldaşlarımı, sevdiğim insanları benimle birlikte yaşadığı
için, benimle arkadaş oldukları için hep kendimi şanslı
hissettim. Ve onlara çevremde bulunan cansız nesnelere bile
esirgemeden en değerli varlıklarımı sundum. Bazen bir
hayvanın bile benim hayatımın en önemli parçası olduğu
zamanlar oldu.
İçinde bulunduğum zamana ve mekana hakkını vermeye çalıştım.
Ulaştığım dağlara, gördüğüm güzelliklere, yaşadığım
olağanüstü hayata mutlaka karşılık vermek için çaba
gösterdim. Ne kadar verirsem onların bana o kadar çok
verdiğine inanıyordum çünkü. Bu nedenle içtiğim bir bardak
suya paylaştığım bir tatlı ana, işittiğim güzel bir söze
çekinmeden, tereddüt etmeden her şeyimi sundum.
Şimdiye kadar bende eksik kalan bir türlü karşılığını
veremediğim tek şey kuzeyin dağları ve insanları oldu.
O dağlara ve orada yaşayanlara henüz borcumu ödemedim.
Onlardan ve o mekanlardan çok şey aldım. Ama bir türlü
istediğim biçimde karşılığını veremedim.
Fotoğraf makinem ve kameram dağları ve gerillasını çok zaman
fotoğrafladı. Ama kuzey girmedi henüz kadrajlarıma.
Şimdi oraya borcumu ödemek için gidiyorum. Kuzeyin dağları,
taşları, akarsuları, gerillaları beni bekliyor. Yıllardır
beni bekliyor. Ancak yola çıkabildim…
Geç de olsa borcumu mutlaka ödeyeceğim. Çünkü ben o
dağlardan ve o insanlardan eşsiz bir hayatı armağan aldım.
Ve onlar için de görevimi yerine getireceğim. Benim de
onlara verecek mutlaka bir şeyim olacak…