Halil
dağ\Botan
' Kuzey yollarında da
sana şarkı söyleyeceğim...' diyordu bardaktan boşanırcasına
yağan ilk bahar yağmurları altında sırıl sıklam olduğumuz
ama yine de o son video klipleri çekmekten vaz geçmediğimiz
günlerde. Çok sevdiğim ve gözüm gibi koruduğum kameramın
ıslanıp bozulma riski olduğu halde, her şeyi göze alıp 'bu
sese değer...' diyerek Delila'nın peşine düştüğüm Zap
vadilerinde yaptığımız bu çalışmanın Kürt Halk'nın
yazılmamış tarihine kalacağını içten içe hissediyordum.
Sırtına davulunu alıp şarkı söylemek için Zap'ın en yüksek
tepelerine tırmanan bu kızın, O'nun ruhundaki güzelliğin ve
sesindeki içtenliğin aklımı çelmiş olduğunu söylesem
kızmazsınız değil mi? Her ikimiz de kuzey yolculuğuna
hazırlandığımız o günlerde Delila'yı klip çekimleri için
alıkoymam komutanları tarafından eleştirilse de, yine de her
defasında izin veriliyor olması bu sesin, bu güzelliğin, bu
ruhun bütün herkes tarafından onaylandığına işaret ediyordu.
Ve Delila'yı şarkı söylemeye ikna etmek ise hiç de zor
olmuyordu. Şarkı söylemeyi her şeyden çok seven bu kız
birazcık olsun içtenliğinizi hissetsin yeter, açı verir
gönlünün bütün kapılarını , yüreğinde demlediği bütün
ezgileri döküverir akarsulara.... Onunla çalışırken hiç
zorlanmazsınız. O çoktan hazırlanmış sizi bekliyordur ve
isteğinizden daha çoğunu, daha güzelini seve seve verir.
Yağmurların göz açtırmadığı baharın o ilk günlerinde O'nunla
çekim yaptığımız her klip çalışmasının, başlarken
tasarladığımdan daha güzel olmasının tek nedeni O'nun
katılım biçimiydi. O her defasında tahmin ettiğimizin
ötesine geçer, bir ölçü daha yukarı çıkar ve hepimizi
hayretler içinde bırakırdı. Ben ise her çalışmaya başlarken
'Delila bu defa ne ekleyecek acaba?' diye düşünmeden
edemezdim. Belki de bir tek bu nedenden dolayı O'nunla
çalışırken büyük bir sevinç duyardım.
En sevdiğim yanı ise kendini sevmesiydi. Hepimiz O'nu
beğenirdik ama sanırım O'da kendini beğenirdi. bunu belli
etmemek için elinden geleni yapardı ama içindeki bu çocukça
duyguyu bir türlü gizleyemezdi. Bunun farkında oluşum ve
imâlı sözlerim O'nu çok kızdırırdı.O'nun bu kızgın hallerini
çok severdim ve kendini sevmeyen insanın başkalarını
sevemeyeceğini de çok iyi bilirdim.
Bu düşüncemi O'na hiç bir zaman söylemedim. Ama kızdığı
zamanlarda da kendimi sakınmasını bildim. Eli çok ağır ve
yumrukları çok güçlüydü. Ve çekimini yaptığımız kliplerin
yönetmeni bendim. Her ne kadar O şarkı söylemeye
başladığında hepimizi peşinden sürüklese de, son söz benim
olurdu. Bazı çekimleri tekrar ettirdiğim zamanlar oldukça
sinirlenir ve O'na yönetmenin ben olduğunu hatırlattığımda
ise hemen sıkılı yumruklarını gözlerinin hizasına kaldırır
'heval Halil gardını al!' derdi. Ben gözlüklerimi korumak
için hazırlanırken, O atılır 'zaten önce o gözlüklerini lens
yapacağım' derdi. Derdi de, yine de bütün söylediklerimi
harfiyen yerine getirirdi. O bizim neşemizdi...
Zaman zaman kuzeye birlikte geçeceğimizi hayal ediyor ve yol
boylarında çekeceğimiz klipleri tasarlıyor olsak da, ben bir
daha karşılaşmayacağımızı hissediyor ve zamanı bir kez
yakalamışken yapabileceğimin en iyisini yapmak ve bu Kürt
Kızı'nın en güzel resmini çekmek için uğraşıyordum.
En büyük korkum ise, yıllar önce Kandil Dağ'ının bir
kuytusunda karşılaştığım ve Delila'nın yakın arkadaşı olan
Newal Beritan'ın çekimleri sonrasında yaşananları tekrardan
yaşamaktı. Newal Beritan'ın, dinlendiği zaman dillerden
düşmeyecek olan 'be kes mam' isimli soranca söylediği
şarkısını ikibin yılının ilk aylarında kaydetmiş, görsel
yayın yapan kurumlarımıza göndermiş, ancak bundan dört yıl
sonra televizyonlarda Newal dışında hepimiz
seyredebilmiştik.
Çünkü Newal o yılın baharında zap suyuna kapılıp yaşamını
yitirmişti. Ve bana ise 'sana bir daha şarkı söylemeyeceğim,
çektiklerin kaybolup gidiyor' diyen sitemli sözleri
kalmıştı...
Delila ile çalışırken her defasında Newal'i konuşuyor ve
yaptıklarımızın sonucunu kuzeye geçmeden önce görmesi için
elimden geleni yapıyordum. En büyük isteğim Kürt halkının bu
sesi, bu güzelliği, bu ruhu daha o aramızda iken
tanımasıydı. Yine başaramadım...
Ondan önce yola koyulup kuzey topraklarına ayak bastım. Ve
arkamdan gelenlere sorduğumda, kliplerimizin sadece bir
kısmının yayına uygun görüldüğünü ve Delila'nın da ancak bu
kadarını görebildiğini söylediler.
O'nun ulaşma hayallerini kurduğu Garzan topraklarına doğru
yola koyulduğumuz ağustos ayının son günlerinde radyolardan
O'nunla çektiğimiz bütün kliplerin muzikleri yayınlanıyordu.
Yürüdüğümüz bütün patikalarda yoldaşlarla birlikte O'nun
sesini dinliyor ve ben dinlediğim bu şarkılar için çektiğim
sahneleri bir bir gözlerimin önünde canlandırıyordum.
Televizyon seyretme olanağı olan yoldaşlara sorduğumda ise
koca bir halkın Delila'nın daha önce yayınlanmamış olan
klipleri dahil bütün şarkılarını ard arda istediğini
öğreniyor ama bir türlü sevinemiyordum...
Çünkü Delila Meyaser Kürt Halkı'nın huzuruna bütün
şarkılarıyla çıkmadan önce on yoldaşıyla birlikte Tanin
dağlarında çatışmaya girmiş, son mermisine kadar direnmiş ve
son mermisini kendisine sıkmıştı. Ve Kürt televizyonları bir
kez daha gerilla sanatına yetişememiş, onu ancak geriden
takip edbilmişlerdi.
Garısa çatışmasında yaralanıp geri geldiğimde Delila'nın
şarkıları bütün bir halkın kalbine yer etmiş ve Kürdistan'ın
bütün dağlarına yayılmıştı. Benim yaralı koluma bakıp,
bundan sonra yola devam edip etmeyeceğimi soran yoldaşlara,
bahar yağmurları altında sırıl sıklam ıslanırken Delila'nın
'sana o yollarda da şarkı söyleyeceğim' sözlerini
söylemiyor, bu sözleri bir sır gibi içimde saklıyordum.
Ama bana bu soruyu soran herkese şu cevabı da veriyordum;
'Delila şarkı söylüyor...'
kuzey yazıları-6