|
Özgürlük Uğruna Canını Vermek!
Asmin
Özlem-Kandil
1.04. 2007 tarihinde Qaledizi’ye bağlı Enze köyünde, Kürdistan
Demokratik Çözüm Partisi (PÇDK) tarafından düzenlenen bir
törenle şahadete ulaşan 14 Güney Kürdistanlı yoldaşımın şahadeti
ailelerine bildirildi. Törende PÇDK Yürütme konseyi üyesi Diyar
XERİB, ailelere şahadetlerin önemi üzerine kısa bir konuşma
yaptı. Konuşmasında şehitlerimizin ihanete karşı duruşlarının
bir direniş ve isyan olduğunu vurgulayan XERİB, onların özgürlük
savaşçısı olduğunu dile getirdi. Konuşmanın sonunda ailelere baş
sağlığı dilendi. Daha sonra ailelerin görüş ve istekleri olur
üzerinden söz hakkı ailelere verildi. Bunun üzerine aileler;
şahadetlerin kendileri için bir çizgi olduğunu ve onların
çizdiği yoldan çıkmayacakları sözünü yenileyerek Kürt halkı,
özgürlük mücadelesi ve şehitlere söz verdiler. Törenden sonra
şehit aileleri çocuklarının mücadele arkadaşlarıyla birlikte,
ortaya çıkan duygu atmosferini paylaşarak ve hissederek oradan
ayrıldılar.
Mücadele tarihimiz boyunca birçok şahadeti duydum, gördüm. Ama
bugün Güney Kürdistanlı 14 arkadaşımın şahadet ilanında
zorlandığım kadar zorlanmadım. Niye diyebilirsiniz? Çünkü bir
ananın ciğerinin yanmasına rağmen ‘‘benim çocuğum kendi halkı
için ve halkların kardeşliği için şehittir. Ben çocuğumla gurur
duyuyorum’’ gibi sözlerle ilk defa karşılaştım.
Ne garip? Bu sözler bana annemin çocukken üzerime sürekli
titremesini anımsattı. Ben hep bu yoğun ilgiden şikâyetlerimi
dile getirdiğimde anam bana “sen bir gün anne olursan beni daha
iyi anlayacaksın” derdi. Anneme şimdi hak veriyorum. Anne
olamadım ama büyüdüm. Bir kadının çocuğu için neler
hissedebileceğini anlayabiliyorum. Bu biraz geç olsa da,
yıllarımı alsa da sonunda annemi anladığımı ve hissettiğimi
söyleyebilirim. Sadece annemi değil, tüm kadınları, kadınca
duyguları anladım. Bugün oğullarının, kızlarının şahadetini
duyan annelerin döktüğü gözyaşlarını, bir evlada olan özlemini,
yıllarca bekleyişini ve bir gün gelecek umuduyla kapılarını açık
bırakışını gördüm. Bunu anlayabilmek ya da hissetmek için sadece
anne olmak gerekmiyor. Kadınca hissetmek, kadın yüreğiyle görmek
bazen bir anayı anlamaya yetiyor. Çünkü o da bir kadın ben de
bir kadınım. Büyükannem, “Ancak kadın kadının halinden anlar”
derdi. Evet, ancak kadın kadının halinden, çektiği acı, özlem ve
bekleyişten anlar.
Ne garip o analar ve babalar bir kez yandılar. Bizler ise iki
belki de üç kez… Neden mi? Çünkü hem yoldaşlarımızı, hem de
evlatlarımızı kaybetmiştik. Bir ana neler hissediyorsa ben iki
katını yaşadım. Çünkü onlar benim mücadele yoldaşlarımdı. Benim
yükümü, sorumluluklarımı ikiye katladılar. Anaların gözyaşlarına
hâkim olamayıp bana sarılışlarını, bana “özgürlük için çalışın”
deyişini ve “hepiniz bizlerin çocuklarısınız” deyişlerini
yüreğim parçalanarak dinledim. Anaların ve babaların gözyaşları
benimkilerle karışıp içime kan gibi aktı adeta. Ne garip bir
dünya. Bir taraftan çocuğunun şahadetini dinliyor, diğer
taraftan bana “ağlama kızım, ben ağlarım sen neden ağlıyorsun?
Sizleri daha büyük mücadeleler bekliyor. Bu yüzden güçlü olmanız
gerekiyor” diyerek beni teselli ediyordu. Evet, bugün bir daha
öğrendim ki; Kürt kadınları acılarına rağmen özgürlüklerine
hayranlar. Beş bin yıldır ezilmesine rağmen özgürlük sevdalarını
yitirmediler.
Bir de erkekler ağlamaz diyorlardı. Kim demiş erkekler ağlamaz.
Hele bir baba evladının şahadetini veya ölümünü duyarsa öyle bir
ağlar ki hem de nasıl…
Ben bugün erkek egemenlikli zihniyetin ürettiği sözün nasıl boşa
çıktığını gördüm. Babalar da analar gibi ağlıyorlardı. Ben de
babaların gözyaşlarına dayanamayıp ağlamaya başladım. Bugün
acıyı çok derinden hissettiğim bir gündü. Ama bir o kadar da
onur duyduğum bir gündü. Çünkü özgürlük savaşçılığı onur
duyulacak bir savaşçılıktır. Bizler halkların kardeşliği ve
eşitlik için savaşıyoruz. Bizler tüm kadınların ve analarımızın
özgürlüğü için savaşıyoruz. Bizler kardeşlerimizin daha güzel
bir dünyada yaşayabilmesi için savaşıyoruz. Bizler dünya’nın
ataerkil sistemden, anaerkil sistemine geçmesi ve tüm insanlığın
huzur içersinde yaşayabilmesi için savaşıyoruz. Bizler sadece
ölüm ve savaşlarla değişen bir dünyayı değiştirmek için
savaşıyoruz.
Bizler tanrıça ananın kızlarıyız. Bizler özgürlük için ciğerini
feda eden kadınların kızlarıyız. İşte bunun için gurur duyduğum
bir gündü.
Geri Dön
|