|
ÖZGÜRLÜK DESTANIMIZIN GÜNEŞİNE!
PAJK Zeynep Kınacı Özgür Kadın Akademisi
Yüreğimiz ve ellerimiz titreyerek yetersiz yoldaşlar
olarak bu satırları yazmaya cesaret ettik.
Özgürlük çağlayanına katılmanın, birlikte akmanın hiç
kolay olmadığını, bunun ne denli yüce bir yaşam ve
amansız mücadele gerektirdiğini biliyoruz. Yetersiz
yoldaşlığımızı giderebilmek, hakkını verebilmek temel
muhasebemizdir. Sözü, içerdiği anlam derinliğinde yaşama
dönüştürmede tüm açık bıraktığımız aralıklar hep başka
ideolojiler, ruhlar tarafından dolduruldu. Bunu ne yazık
ki yaşayarak anladık.
Kaç zaman oldu hasretle büyüttük yüreğimizi, sevdamızı.
Sadece geçen on yılın hasreti değil, anladık ki tam beş
bin yılın hasretidir çektiğimiz. Özgürlük emeğinize,
emsalsiz direnişinize ve mücadelenize layık olabilmek
bizim için Sümer Rahiplerinden bu yana ilmek ilmek
örülen erkek egemenlikli, komplocu, köleci, sömürgeci
tarih gerçeğinin zihniyet ve yapısal güçlerinden hesap
sormak ve yeni toplumsallığı kurmakla mümkündür. Ateşi,
tarihi, yaşamı kadından çalarak kadın-ana değeri
üzerinde kendisini soysuzca büyüten, iktidarlaştıran ve
bugün zulüm sistemini toplumsal yaşam sistemi diye zorla
sürdürmeye çalışan ana kadının soysuz evlatlarını artık
tanıyoruz. Erkeği gök kubbede, kadını yerin dibinde,
erkeği dünyadaki cennette, kadını dünyadaki cehennemde
tutan; erkeği akıl abidesi, kadını eksik akıl; erkeği
güç, kudret, ilim-irfan sahibi gören, kadını, elinin
hamuruyla erkek işlerine karışmaya cesaret eden haddini
bilmezlikle ayıplayan; erkeği onur, şan, şeref sahibi
sayan, kadını onurunu, şerefini, şanını erkeğin
korumalığına bırakan doğuştan aciz sayan, tüm ayıpları,
günahları kadının boynuna boyunduruk olarak geçiren
böylesi bir ataerkil zihniyeti tüm gerçekliğiyle
açıklığa kavuşturmanız sistemin maskesini düşürdü.
Geliştirdiğiniz zihinsel aydınlanma kadın için, halklar
için muazzam güçlenme kaynağıdır. İnsanlık tarihi
toplumsallaşmayla, toplumsallaşma kadının emeğiyle
başladıysa tarihi kadının emeği dışında düşünmenin
mümkün olmadığını artık biliyoruz. Egemenlerin ‘Tarih
Sümerlerle başlar’ tespiti, her şeyi egemen sınıfların,
hükmeden, yöneten iktidarların hanesine geçiren ve
böylelikle en temelden yapılan saptırma bugüne değin
kadının emeğini gizlemiş, yok saymıştır. Bu mantık;
kadını, halkları, ezilen toplumsal kesimleri bazen hak
arayıcılar olarak tarih sahnesine yer yer çıkarmakla
yetinmiş ya da yapabildiyse yok saymıştır. Oysa ki,
tarih ve barındırdığı gelişmeler kadın eksenli kültüre
aittir. Bu kültür tersine çevrilerek yerine kara çalılar
ekildi. Beş bin yıldan bu yana aramıza ekilen kara
çalılar olarak belirttiğiniz tüm baskıcı, yalancı
ataerkil sistem zihniyet ve kültür olarak alaşağı
olmadığı sürece kadın olarak siz Özgürlük çağlayanıyla
özgür yaşamın, dostluğun ve yoldaşlığın yaşatılması ne
mümkündür ne de anlamlıdır. Bu kara çalılara rağmen
ayakların her bastığı yerde süren sevda yürüyüşümüz hep
en derinden kanatılmakta.
Hem kadının özgürlük Önderi, hem yoldaşı olarak kadın
sorununda tarihin öne çıkardığı tüm Önder kişilikleri,
ideoloji ve teorileri aştınız. Kadına verilebilecek her
şeyi verdiniz. İlk isyanınızdan bu yana geliştirdiğiniz
çözümleme, tespit ve Savunmalar bizim için en değerli
hazinelerdir. Biliyoruz ki, hazineler kaybedildiği yerde
aranır. Ve kadın ve kadınla birlikte insanlık, neolitik
toplumdan sınıflı, devletçi, iktidarcı topluma geçişle
birlikte kaybedişi yaşadı. Ve neolitiği yaratan
Mezopotamya’da tüm değerlerin, gerçek hazinelerin
yeniden bulunması için kendimizi kaybettiğimiz yerde
yeniden arama yoluna koydunuz bizi. Bu yol ne kadar
çetrefilli olsa da, kızılca kıyamet bir yol olsa da
özgürlük için değerdir. Özgürlük için PKK’nin ilk
çıkışından, kadın ordulaşmasına ve partileşmesine ve
Ortadoğu’nun en gelişkin kadın özgürlük hareketinin
oluşumuna değin bu bedeli seve seve ödemek bizi irade,
güç, güven, örgüt, eylem, bilinç, kimlik, kişilik sahibi
yaptı. Bundan yaşamı yeniden yaratmak uğruna ölümü göze
almak ve tüm gerekliliklerini yerine getirmeye çalışmak
bizim için bir fedakârlık değil, aksine kutsal bir
görevdir. Çünkü yaşamımızı, kendimizi, insanlığımızı,
halkımızı yeniden kazanmak istiyoruz. Şayet bir
fedakârlık varsa feda ettiğimiz yanlarımız
köleliklerimizdir, geriliklerimizdir, kadına ait
olmayan, kadına hep yabancı olan ataerkil sistemin
kültürüdür. Tarihle yüzleşmek, egemen sistemle
hesaplaşmak, özgürlükle buluşmak, kendimizi ve özgür
yaşamı yeniden yaratmak için Özgür kadın kimdir? Nasıl
Yaşamalı sorunuza en anlamlı cevabımız kadının bu
anlamda yazılmamış tarihini mücadele ederek yaşayarak
yazarak olacaktır. Bu anlamda tarihimizi anlamlandırmak
yaşamak kadar yazmakla doğru tanımına ve değerine
kavuşacaktır. Bu görev ve sorumluluğumuzu layıkıyla
yerine getirme sözü ve kararlılığı ile doğum gününüzü,
doğuş günümüzü kutluyoruz.
Sizsiz geçen on yılımızın bizler için en büyük esaret ve
işkence olduğunu her gün yaşayarak geçirdik geçiriyoruz.
Esaretinizi esaretimiz özgürlüğünüzü özgürlüğümüz
bilerek mücadeleye sarıldık. Yalnızlığımız ve acımız
tarifsiz büyük olsa da güce dönüştürme ve yarınlarda
Amed surlarında rüyanız olan rüyamızı gerçekleştirme
umuduyla yükseltiyoruz özgürlük meşalemizi. Sizsiz
yaşamaya alışamadık alışmayacağız. Siz yedi yaşındaki
bir Kürt kızından tutalım yetmiş yaşındaki bir ananın
yüreğinde beyninde yer edinmiş ayrılmaz bir bütün
olmuşsunuz. Bunu koparmaya yedi düvelin gücü yetmez. Her
Kürdün ve kadının meydanlarda sizi haykırırkenki
duruşunda bunu görmek mümkün.
Yirmi dört saati sizinle yaşadığımızı, yaşama ancak
böyle tahammül ettiğimizi sizin de bizi böyle düşünerek
yaşadığınızdan biliyoruz.
Altmışıncı yaşınızı halkla tüm kadınlarla birlikte
kutlayacak şekilde özgürlük alanları yaratamamış
olmamız, bizim için tarih karşısında suçlu olmaktır.
İmralı sistemi, kadınlık irademize ve onurumuza yapılmış
saldırıdır. Kadınla dostluğun ve yoldaşlığın gereklerini
her zaman eksiksiz ve özgürlüğün anlamına denk olarak
yerine getirmenize karşılık, biz yoldaşlık borcumuzu,
vicdan borcumuzu, onur, şeref ve namus borcumuzu
ödememiş durumdayız. Yetersiz yoldaş olarak işlediğimiz
suç, ancak gerçekten imralı sistemini bertaraf etmekle
affedilebilecektir. Özgürlüğünüzü, kadının özgürlüğü
olarak görüyor, yaşamınızı yaşam gerekçemiz sayıyoruz.
Bu anlamda doğuşunuz özgürlüğün doğuşudur, kadının
yeniden doğuşudur, toplumun yeniden doğuşudur. Bu
doğuşunuz başta Kürt kadınları olmak üzere, tüm
Mezopotamya’ya ve dünya insanlığına kutlu olsun!
Umutları yeşerten bahar, 4 Nisanla doğuşunuzla birlikte
halkların umutlarını da yeşertmektedir. Belirttiğiniz
kadının ve halkların baharlaşması ancak ve ancak gerçek
anlamda sizinle özgürce kucaklaşarak yakalanabilecektir.
Birikmiş özleminiz acıtırken yüreğimizi, bir daha
özlememek için umut besliyoruz duyulan özleminize. Bu
özlem ve sevgiyle kucaklıyor, en derin bağlılığımızı
belirtiyor, saygıyla selamlıyoruz.
|