|
YURTSEVER HALKIMIZA VE DEMOKRATİK KAMUOYUNU
PAJK KOORDİNASYONU
İnsanlık tarihinin ve toplumların gelişiminde, önemli
adımların sahibi kişilikler her zaman var olmuştur ve
var olmaya devam edecektir. Tarihin bu dönemeçlerine
sahiplik eden kişilikleri tarih ve insanlık her zaman
sahiplenecek ve ardılları olarak bu tarihsel gelişimler
her zaman için devam edecektir. Kürt halkının özgürlük
mücadelesi açısından da böyle önemli kişilikler ve
dönemler her zaman var olmuş ve yaşanmıştır.
Kürdistan özgürlük mücadelesi; en zor koşullarda
filizlenen, Kürtlüğün isminin dahi anılmasının
yasaklandığı, büyük bir girdaba sürüklenmek istenildiği
en tehlikeli süreçlerde, PKK mücadelesi ve onun
militanları özgürlük mücadelesini geliştirmekten
alıkonulamamıştır. PKK, verdiği özgürlük mücadelesiyle,
Kürt halkının nefessiz bırakılmak istenildiği süreçlere
yaşam nefesi olmuştur. Özgürlük, insanlığın tarihi
boyunca aradığı en kutsal değer yargısıdır. Her dönem
açısından çok değişik biçimlerde ilerleme kaydetmiş, ve
insanlık bu arayışından hiçbir zaman vazgeçmeden
ısrarlıca özgürlük mücadelesine sarılmıştır. Özgürlük
her zaman insanlığın en çok ihtiyaç duyduğu, susadığı
bir olgu olarak varlığını ortaya koymuştur. Kürt
özgürlük mücadelesinin ortaya çıkış koşulları da bu
gerçeği ifade etmektedir. Kürt kimliğini sahiplenerek,
özgürlük mücadelesini vermiştir, ve hala vermeye devam
etmektedir. Kürt halkı açısından ben Kürdüm demek, Kürt
kimliğim ile varım demek, Kürtlüğün tanınmadığı bir
ortamda bunu ifadelendirmek büyük bir cesaret ve direniş
ile gelişmiştir. Bu Kürt halk mücadelesi açısından büyük
bir anlam taşımaktadır. Kürtlerin de bir halk olarak bu
topraklarda yaşadığını, bir halk olarak kabul edilmesini
sağlamak için çok güçlü bir mücadele verilmiştir.
Önderliğimiz, kürt halk mücadelesini bu en zor
koşullarda mücadelenin başarısına olan inançla,
kararlılıkla ve büyük bir iddia gücüyle geliştirmiş ve
bunun öncü militanlarını yaratmıştır. İşte tüm bu zorlu
gerçeklik içerisinde başlayan Kürt özgürlük mücadelesine
karşı, egemen güçler tarafından inkar ve imha amaçlı
yütürülen savaş, en acımasız şekilde gelişmiştir. Yok
sayılan kürt sorunu, önderliğimiz tarafından gün yüzüne
çıkarılmak istenirken bu her biçimiyle bastırılmak
istenmiştir. Tüm bu imha ve inkar dayatmalarına karşın
çok güçlü mücadeleler, zindan direnişi başta olmak üzere
bir çok biçimde gelişmiştir.
Bilindiği üzere zindanlardaki direniş tarihi, Kürt
özgürlük mücadelesinin önemli bir kesitini oluştururken,
özgürlük inancının insanda neleri yapabileceğini de
ortaya çıkarmıştır. Binlerce insan daha mücadelenin ilk
dönemlerinde cezaevlerine konularak vahşihane
işkencelerle katledilmiştir. Egemen güçlerin, bu
özgürlük iddiası ve anlam derinliği ile dolu ruhları
teslim alma, iradeyi kırma savaşımına en güçlü yanıt
zindan direşiyle verilmiştir. Kürtler artık imhayı ve
yok sayılmayı kabul etmediğinin mesajını zindandanlarda
1980’lerle başlayan ve sonra ardı sıra devam eden
1982’lerde Kemal Pir, Hayri Durmuş, Ali Çiçek ve Akif
Yılmaz öncülüğünde zirveye ulaşmıştır. Gelişen zindan
direnişleri, sadece cezaevlerinde tutuklulara dayatılan
bazı taleplerin kabul edilmemesi değil, en başta
Kürtlüğün hafızalardan yok sayılması, iradesinin
kırılması ve Kürtlerin özgürlük talebinde bulunmaması
temelindeydi. Çünkü ‘Kürtlerin hiçbir biçimde Kürtlük
üzerinden hak ve özgürlüklerini talep etme hakkı olamaz’
mesajı verilmek isteniyordu. İradeyi kırma, inancı yok
etme üzerinden başlayan imha yaklaşımı bu anlamda büyük
bir zindan direnişiyle karşılaşmıştır. inkar ve imha
politikalarına karşı çok güçlü bir ideolojik yaklaşım bu
özgürlüğe sevdalı yoldaşlarımız tarafından
sergilenmiştir.
Kemal Pir ve Hayri Durmuş, Ali Çiçek ve Akif Yılmaz
yoldaşlarımızın öncülüğünde gelişen zindan direnişi, 63
güne varan ölüm orucu ile yükseltilmiş “biz yaşamı
uğrunda ölecek kadar seviyoruz” iddia ve inancı, Türk
devletine ve egemen güçlere karşı ortaya konulmuştur.
Kemal Pirlerin gerçekleştirdiği ölüm orucu direnişi bu
inanç, yaşam sevgisi ve kararlılık düzeyi ile tüm egemen
güçlere; iradenin, ideolojik ve siyasal kimliğin teslim
alınamayacağı mesajını keskin biçimde daha o dönem
açısından vermiştir. Önderliğimizin de ortaya koyduğu
gibi yaşama anlam yüklemek ve bu bilinçle yoğrulmanın en
anlam yüklü ifadesi olmuştur Kemal Pirlerin direnişi.
Bu gün aynı biçimde İmralı işkencehanesinde
Önderliğimize uygulanan tecrit ve izolasyon politikaları
artık salt tecrit içerikli olmanın ötesine geçmiş, 12
eylül cunta döneminin uygulamalarını anımsatmaya
başlamıştır. Önderliğimizin avukatları ile yaptığı her
görüşmede demokrasi, barış ve kardeşliğe hizmet eden
görüşleri birer suç unsuru sayılmakta ve her bir görüşme
hücre içerisinde hücre cezasına dönüştürülmektedir.
Zorla uygulanan fiziki yaptırımlar, fiziki işkence
kapsamına girmektedir. Normal bir siyasi tutukluya
uygulanmayan ve uygulanamayacak olan bir fiziki
yaptırımlar, bu gün Önderliğimize karşı gelişmektedir.
Bunun altında yatan temel yaklaşım, Kürt sorununu
çözümsüzlüğe sürüklemek, inkar ve imha dayatmasıdır.
Ancak Türk devleti ısrarla kürt sorununu, kürt halk
gerçekliğini, mücadelesini görmezden gelmeye devam
etmektedir.
Önderliğimize karşı geliştirilen bu uygulamalar, Kürt
halkına karşı yürütülen savaş ve şiddet stratejisinde
yeni bir aşamanın başlatıldığına işaret etmekte ve Türk
devletinin ordusu ve hükümeti ile Kürt halkına karşı
uyguladıkları savaş ve şiddet stratejisindeki ısrarının
ve bunun giderek tırmandırılacağının ifadesi olmaktadır.
Önderliğimiz bugün Türk devletinin artık fiziksel
şiddete varan uygulamalarına ve yaptırımlarına karşı
direnmeye hazırım demektedir. Kaba direniş yaklaşımına
girmeyeceğini, fakat sonuna kadar direneceğini
belirtmektedir. Biz de bundan sonra önderliğimiz üzerine
gelişecek her türlü yönelimden devleti sorumlu
tutacağıımızı belirtiyoruz. Önderliğimiz, tüm bu
uygulamaları ideolojik, felsefik, siyasal ve kültürel
bir duruşla ve mücadele tarzıyla boşa çıkarmaktadır.
Önderliğimizin bu yaklaşımı iradesel bir direniş
tarzıdır. Büyük bir direniş gücünü ortaya koymaktır.
Önderliğimizin bu ideolojik, felsefik ve siyasal direniş
tarzı; Kemal Pirlerde, Kürt halkında ve özgürlük
hareketimizde somutlaşmıştır.
Onurlu yaşamı uğruna ölecek kadar çok sevmek artık Kürt
halkının yaşam ve direniş felsefesidir. Baskıya zulme,
inkar ve imhaya karşı her direniş, yaşamı sahipleniştir.
Bu temelde geliştirilen EDİ BESE hamlesine katılım
önderliğimizi, şehitlerimizi, özgürlüğümüzü, onurumuzu
sahiplenmektir.
EDİ BESE hamlesi çerçevesinde geliştirilen Sayın Öcalan
kampanyasına halkımızın katılımını bu temelde ele alıyor
ve selamlıyoruz. Hamleye daha yüksek düzeyde katılma
kararlılığında olan yurtsever halkımızı; bu tür
kampanyalara katılım ile birlikte bununla sınırlı
kalmayan yeni bir serhıldan sürecini, özgürlüğe kalkışı
ve demokratik tavrını yükseltmeye çağırıyoruz.
Bilindiği gibi Kemal Pir yoldaşımız, Türk halkının
özgürlüğünün Kürt halkının özgürlüğünden geçtiğini
belirtmişti. Deniz gezmişler, Mahir çayanlar da Türkiye
de korkmadan Kürt kelimesini ilk dillendiren
devrimcilerdi. İdam sehpasından Türk ve Kürt halklarının
kardeşlik sloganlarını atmışlardı. Onların bıraktığı
miras temelinde en az Kürt halkı kadar Türk halkının da,
tüm demokratik çevrelerin de, Kürt özgürlük mücadelesini
ve bu hamle sürecini sahiplenmelerini gerektirmekte ve
özgürlüğün olmazsa olmaz bir koşulu olarak önümüze
çıkarmaktadır. Bu temelde halkların kardeşliği ekseninde
gerçek Türkiye yurtsever çevrelerinin ve tüm demokratik
çevrelerin bu demokratik Türkiyenin yaratılma hamlesine
katılacağına dair olan umutlarımızı da bu vesile ile
belirtiyor ve Kürt sorununu demokratik yöntemlerle
çözmeyen bir Türkiye’nin asla demokratikleşemeyeceğinin
bilinmesini istiyoruz.
Ayrıca PKK’nin kuruluşuna ev sahipliği yapan Raziye
Zoğurlu anamızın vefatını da, PKK’nin en önemli direniş
mücadelesinin ifadesi olan 14 temmuz vesilesi ile
anıyor, vefatını Kürt özgürlük mücadelemiz açısından
önemli bir kayıp olarak değerlendiriyoruz. PKK’nin
kuruluşunda harcadığı emekleri PAJK olarak, analık emeği
üzerinden sahipleneceğimizi belirtiyor saygıyla
anıyoruz.
Başta 14 Temmuz şehitlerimiz olmak üzere tüm özgürlük
mücadelesi şehitlerimizi de saygıyla anıyor ve anılarına
sahip çıkacağımızın sözünü yineliyoruz.
DEVRİMCİ SELAM VE SAYGILAR
13 Temmuz 08
Geri Dön |