ÖZGÜRLÜK ŞEHİTLERİ  

TERÖRİST’ TUVALLER, ROMANLAR, ŞİİRLER, MAKALELER ÜLKESİ TÜRKİYE...

Nugiyan Derya

Üç gün önce Nazizm’in en somut örneği yaşandı Uludere’nin Robozki köyünde. Türk savaş uçakları Kürtlerin üstüne bombalar, kazanlar yağdırarak, tam 35 Kürt gencini katletti. Fetvası Fetullah Gülen tarafından verilen, planlaması AKP hükümeti tarafından yapılan, uygulaması Türk ordusunca gerçekleşen bu katliamı bir tek faşizmle tanımlamak mümkün değil. Bu faşizm ötesi bir durumdur. Faşizmin en simge ismi ve temsilcisi bilinen Hitler yaşasaydı, bugünün Türkiye hükümetinin zihniyeti ve pratiğinden alacağı çok önemli dersler olacaktı. Çünkü Hitler bunları akıl edememişti zamanında. Şiirin içine, tuvallerin arkasına, romanların sayfasına saklanan Yahudileri bilmediği için, öldüremedi, yok edemedi tüm Yahudileri. Dışarıdakilerin çoğunu katletmeye çalıştı da bunları göremedi. Ama bugün yaşasaydı, Türkiye’deki devlet yöneticilerinin aklı sayesinde bunları öğrenebilir, tek tek öldürebilirdi hepsini. Böylece amacına ulaşabilir, tek ‘seçkin’ ırk olan kendi ırkı dışında eksiksiz bir kıyım gerçekleştirebilirdi belki de. Ne büyük şanssızlık Hitler adına. Kesin, kemikleri sızlıyordur, İdris Naim Şahin ve hocası Erdoğan’ı tanımadığı için. Ama bir taraftan da seviniyordur. Çünkü onun faşist düşüncelerini daha da ilerleterek pratikleştiren ince ‘zekâ’lı artçıları var Türkiye’nin siyaset sahnesinde. O kadar ki, tuvaller, romanlar, şiirler, makalelerin içine saklanan ‘teröristleri’ bile görebilecek, yok edebilecek kadar akıllı ardıllardır.
Bugün Türkiye’de yaşananlar ne yazık ki, Hitler faşizmini gölgede bırakan uygulamalardır. Türkiye’nin demokrat, sol, sosyalist, özgürlükçü ve muhalif tüm insanları bu faşizmden payını alıyor bir biçimde. Özellikle Kürtler üzerinde yürütülen politikalar, Kürtlere uygulananlar Hitlerin bile önünde şapka çıkartacak faşist uygulamalardır. Bu katliam insanlığın özüne yapılan ihanetin en somut görülen yüzüdür. Kendine insanım diyen hiç kimsenin kabul etmemesi gereken bir katliamdır, bir soykırımdır.
Bu katliam Türkiye’de yapılan son MGK toplantısının aldığı kararların pratikleştirilmesidir. Bu katliamın sorumlusu başta Fetullah Gülen olmak üzere, Türkiye başbakanı Erdoğan, hükümeti ve genelkurmay başkanı Necdet Özel’dir. Bu katliama sessiz kalan özel savaş medyası daha az suçlu değildir. AKP faşizmini örtbas etmeyi kendisine temel ilke belleyen bu medya, Kürt çocuklarını terörist diye hedef gösteren hükümetin asıl güç kaynağı, işbirlikçisi ve meşrulaştırıcı gücüdür.
İdris Naim Şahin, son günlerde trajik- komik Türkiye gerçeğinin sahne aktörü olarak ekranlara çıkıp ağzına geleni söyledi. Hiç çekinmeden, Türkiye’de kendi ‘sürü’sünden olmayan herkesi hedef gösterdi. Aydınları, sanatçıları, şairleri, gazetecileri hedef gösterdi. Türkiye’nin gerçeklerini gönül gözüyle görüp dillendirebilen, yazabilen, söyleyebilen herkesi terörist ilan eden konuşmasında o kadar ileri gitti ki, istemeden de olsa Türkiye’nin aslında ne kadar gerilediğini itiraf etti. Konuşması ilerledikçe, Türkiye’nin ne kadar gerilediğini gördü, Şahin ve patronu Erdoğan’ın ‘aydınlatamadığı’ her Türkiye vatandaşı. Bu konuşmayla şu söylenmek istendi. “ Kürdüm diyen herkes öldürülmeyi hak ediyor. Kadın erkek, genç yaşlı, çocuk, gerilla sivil demeden saldıracağız. Hocamızın fetvası gereği bu yapılacaktır” mesajı verildi Kürt halkına. Qılaban (Uludere) de verilen mesaj budur. Kürt halkının yaşadığı zülme sessiz kalmayan diğer tüm kesimlere de şu mesaj verildi. “sanatçı, yazar, şair, gazeteci, ressam, olarak, istediğiniz kadar tuvaller, şiirler, makaleler, romanların içine saklayınız düşüncelerinizi, fikirlerinizi ama eğer terörist ilan ettiğimiz Kürtlere karşı bizimle ters düşer, onlara en ufak sempati dahi duyarsanız, sizi bulur, Kürtlerle aynı çerçevede muameleye tabi tutarız.”
Elbette üzülmüştür aklı, vicdanı, ahlakı olan her vatandaş. İnsan yaşamına saygı duyan, Özgürlüğü, demokrasiyi, halkların kardeşliğini önemseyen, bilime, sanata, edebiyata değer veren her insan üzülmüştür bu ‘ucube’ zihniyetin temsilcisi ‘ucube’ hükümet yetkilisinin sözlerinden. Ve yapılan son katliam her insanın içini dağlamıştır. Çünkü bu ucube zihniyettir Türkiye de sorunları kördüğüm haline getiren. Faşist, ırkçı, tekçi olan bu zihniyet, sorunları çözmek yerine, var olan karmaşık sorunları daha da içinden çıkılmaz hale getiriyor. Milliyetçiliği, ırkçılığı, tekliği, faşizmi dayatarak rant elde etmeye ve ömrünü bununla uzatmaya çalışan bu zihniyet sahipleri, Türkiye’de ‘terör’ diye tanımlanan ama aslında siyaset biliminde adı iç savaş olan bu savaşı körükleyerek kanla besleniyorlar. Bu zihniyetin sonucu olan katliam politikalarının önü alınmazsa Türkiye halklarının geleceğini karanlığa mahkum edecek ve Türkiye’yi yıkıma götürecektir. Bugün AKP iktidarının elindeki en büyük silah bu katliamcı zihniyettir. Her türlü talebi silah ve zorla bastırmaya çalışan bu hükümet, önünde gördüğü özgürlükçü Kürtleri hedef göstererek terörist ilan ediyor, Türkiye toplumunun dini ve milliyetçi duygularını provoke edip kullanarak Kürtlere uyguladığı katliam politikalarını meşrulaştırmak istiyor. Bu zihniyeti kendi yandaş medyası öncülüğünde toplumda kurumsallaştırmak için hiçbir insani ve ahlaki değeri gözetmeden kirli özel savaş yöntemleriyle toplumun beynine ve ruhuna saldırmaktadır. Çünkü şunu çok iyi biliyor bu hükümet; Bunu başardığı oranda Türkiye’yi istediği gibi satabilir, çıkarları için Türkiye’nin maddi, manevi tüm değerlerini dış güçlere pazarlayabilir.
Toplumun tüm değerlerine saldırmasının asıl amacı budur AKP’nin. Kendi amaçlarını gerçekleştirmenin önünde gördüğü her kesime saldırması, özellikle Kürt halkı ve değerlerine saldırması, katliamlarla Kürtleri yok etmeye çalışması, faşizmi uygulaması, sanata şiire, romana, tuvale, makaleye, insanların beynine, ruhuna, duygularına yerleşmiş özgürlük bilincini, inancını, iradesini ve duygusunu yok edebileceği anlamına gelmez elbette. İnsanlık var oldukça, AKP’nin karşı olduğu insanlık değerler için verilen mücadele de var olacaktır.
Türkiye ‘terörist’ gülüşler ülkesi de olmasın diye, aydınlık geleceklerden yana herkese düşen insanı görev bu karanlık zihniyet sahibi AKP ve yaptırımlarına karşı özgürlük mücadelesini yükseltmektir. GÜN SUSMA GÜNÜ DEĞİLDİR! Kendine insanım diyen herkes, meydanlara çıkarak sesini yükseltmeli ve bu Katillere DUR! Demelidir.

 

 Geri Dön

 
PAJK (Partiya Azadiya Jin a Kurdistan) Resmi Sitesidir
PAJK Online © 2006-2007 Tüm hakları saklıdır