21. YÜZYIL KADININ ÖZGÜR YAŞAM PROJESİNİN
ÖZSAVUNMA TEMELİNDE HAYAT BULACAĞI YÜZYIL
OLACAKTIR-II-...
Esma
Semsur
C) Özsavunmanın Boyutları
Demokratik özerklik projesinin bütün boyutları aynı zamanda
özsavunmanın da boyutlarını ifade etmektedir. Kürt halkının ve
kadınlarının tarihsel-toplumsal soykırıma tabi tutuldukları
bütün alanlar, hem direnişin, kendini varetmenin,
yapılandırmanın, hem de kendini savunmanın alanları olmaktadır.
Önderliğimizin belirttiği “Direniş varoluşla özdeşleşmiştir”.
Dolayısıyla Kürt halkı ve kadınları kendisini hangi toplumsal
alanda yapılandırıyorsa, orada özsavunma bilinci ve örgütlülüğü
şart. Devleti hedef almaktan bahsedilmiyor; fakat devletin
toplumsal yaşam alanlarıyla ilişkilerinin ve hukukunun
karşılıklı bir zemine oturtulması şart. Devletin toplumu tam bir
büyük zindan halinde kontrol altına alması, yaşamın en ince
ayrıntısında bile devletin hakimiyeti özgür yaşam imkanlarını
felce uğratmaktadır. Toplumsal bütünlük, güven ve ortaklaşma
zeminini ortadan kaldırmaktadır. Bu anlamda devletin kendisini
kendi sınırlarına çekilmesi önemli olmaktadır. Mahallenin
muhatapları ve temsili vardır; meşru öz yönetimidir. Bu
çerçevede baktığımızda özsavunmanın boyutları oldukça
kapsamlıdır. Buna göre;
En genel ifade ile siyasal boyut; yerelde kadının kendisini
demokratik özerklik içerisinde özgün özerk bir şekilde
örgütlenmesinin her türlü tedbirinin ve oluşan kurumsal
yapısının savunulması anlamına gelmektedir. Siyasetin
demokratikleştirilmesinde kadın katılımının ve iradesinin büyük
bir önemi vardır. Bu anlamda kadının katılımı önündeki bütün
engellerin kaldırılması, irade kırıcı her türlü yaklaşım ve
saldırıların durdurulması ve karşı duruş özsavunma kapsamında
ele alınması şarttır. Bunun içerisine kuşkusuz kadın
örgütlenmesinde ortaya çıkan temsillerin her türlü saldırı
karşısında korunmasından tutalım, kurumların güvenliğine; kadın
meclis ve tartışma platformlarının özgürce bir araya gelip,
tartışabileceği zeminin yaratılması ve korunmasına, yine
kararlarının özgürce ifadesine kadar birçok çalışma giriyor.
Devletin veya başka herhangi bir güç odağının, çevrenin bunu
engellemesinin veya sınırlandırmasının önünün alınması,
gerekirse bunun demokratik eylemlilik ve insiyatif ile boşa
çıkarılması öz savunma kapsamındadır. Özgür tartışma, kolektif
karar ve irade gücü haline gelmenin bütün zeminleri ve
yöntemleri kadın toplumsal yapılanmasının yaşamsal değerleridir.
Kadının kendi özsavunmasının örgütlendirileceği diğer önemli bir
alan ise ekonomik alan olmaktadır. Önümüzdeki süreçte demokratik
özerklik çerçevesinde kadının kendisini güçlü bir perspektife ve
uygulamaya kavuşturması gereken bir alan olarak ekonomi güçlü
bir örgütlülük ve özsavunmayı gerektiriyor. Kadın açısından hem
büyük bir mücadele zemini ve hem de büyük bir özgürlük alanı
olarak ekonominin her şeyden önce toplumsal bir alan olarak
geliştirilmesi hayati bir öneme sahiptir. Kapitalizmin neredeyse
Kürdistanı yeniden işgal ettiği bir alan olarak ekonominin
giderek tarım-köy yapısını, küçük işletme ve yerel girişimlerini
dağıtan tekelci pazarlar oluşturma; bunun için dev market
zincirlerinden tutalım, fiyatlarla oynama yoluyla hakimiyet
geliştirme politikalarına güçlü bir toplumsal tavrın
geliştirilmesi; kendine yeterli yerel pazarları esas alan
organik tarım ürünlerinin satımından tutalım, halkın tekelci
işletme ve pazarlara fiili tavır alarak, yerel düzeyde bu tür
girişim ve satımları boykot eden, her türlü tüketim kültürünü
aştırtacak bir kültürün bilinçli bir şekilde geliştirilmesine,
yine dışarıdan gelecek hormonlu gıdaların mahallelere, giderek
kentlere sokulmamasına kadar çok kapsamlı bir mücadele alanı
olmaktadır. Bu konuda yerel düzeylerde lokal planlamalara
gitmek, hedefler koymak ve bunu çok zengin-kapsamlı eylem
planlamalarına kavuşturmak önemlidir. Her türlü tekele karşı
tavır almak ekonomik anlamda oldukça önemli olmaktadır. Bu
konuda örnek teşkil edebilecek kimi mücadele deneyimleri vardır.
Örneğin yıllardır Kuzey Chiapas’ta Tumbala Belediyesi’nde bir
grup yerli çiftçinin Zapatistaların ve diğer toplumsal
organizasyonların da destek sunduğu bir projesi vardır. Devletin
iktidar tekelini güçlendirmek amacıyla büyük çapta kalkınma
projesi PPPye karşı yerel çiftçiler, büyük direnişlerini “uçakla
bombayla savaşılmıyor ama yine de soğuk savaş… Bu, düşük
fiyatların savaşı, bizi öldürüyor ama savaşmaya devam edeceğiz.
Kendimizi savunmak için kendi planlarımızı kendimiz yaratmak
zorundayız” diyerek küçük üreticilerin ve yerel ekonomiyi
korumanın büyük direnişini göstermektedirler. Fiyatları
düşürerek yerel halkın ekonomisini çökertmek ve küresel
tekellerin egemenliğini yaratma hedefli bu projeye karşı yerel
çiftçiler böylesine bir direniş sergilemektedirler. Bu anlamda
her türlü tekele dayalı, devlet eliyle geliştirilen büyük
ekonomik yatırım ve işletmeler karşısında yerel küçük ve orta
büyüklükteki işletmeleri desteklemek, toplumsal inisiyatif
olarak bilinçli ve tercihli ekonomik tavır ve tutum geliştirmek
önemli bir özsavunma konusu olmaktadır. Devletin bütün yatırım
ve sözde kalkınma projelerine –bu en basitinden bir baz
istasyonu bile olabilir- hep kuşkuyla yaklaşmak, altındaki
iktidar hedeflerini görmek, bilinçlenmek ve ekonomik bir
mücadele içerisinde olmak özsavunma kapsamındadır. Bununla
birlikte giderek kooperatif örgütlenmelerine gitmek, özel,
kolektif girişimciliği geliştirmek, komünal, grup girişimini
bizzat kendi alanında geliştirmeyi hedeflemek gerekiyor. Kadının
bu konudaki örgütlülüğü ve girişimi ve yine planlı-hedefli
yaklaşımı, hem sağlık, hem eğitim konusu olmakla birlikte, en
önemli anti-tekel ve anti-kapitalist duruşun ve mücadelenin
gelişeceği ve yaygınlaşacağı bir alan haline gelecektir. Bu
anlamda ekonomik alanda da kapsamlı özsavunma örgütlenmeleri
gerektirmektedir.
Kadın açısından özsavunmanın belki de en önemli boyutu ahlak
olmaktadır. Serhildan çizgisini giderek yaşamsal ve toplumsal
alanlara taşıracak olan öz savunmanın ahlak boyutu en köklü
kültürel ve ahlaki değişimi ve kendini yeniden kadının öz
iradesine dayalı olarak yapılandıracağı bir alan olmaktadır. Bu
anlamda mücadele perspektifinin her geçtikçe daha yaşamsal
alanlara ve ayrıntılı yerel sorunlar eksenli somut planlamalara
kavuşturulması önem kazanmaktadır. Aile içinden tutalım, genel
olarak sosyal ilişkilerin daha özgürlükçü ve eşitlikçi bir
temelde yapılandırılacağı demokratik özerklik projesi ile
birlikte; en çok kadının kendi onurunu ve toplumsal niteliğini
ortaya koyacağı ve kendisini savunacağı bir alan ahlak
olmaktadır. Kadının Toplumla Sözleşmesinin çerçevesi özünde
özgür ahlak kurallar bütünlüğünü ortaya koymaktadır. Kadının
kendi yaşamsal konuları hakkında özgür karar gücü haline
gelmesinden tutalım, kadını küçümseyen, cinsel obje haline
getiren her türlü değişim-ticaret veya takas nesnesi olarak
gören yaklaşımları, onu mülkiyet olarak ele alan, her türlü
öldürme hakkı da dahil her türlü hakkı kendinde bulan ataerkil
egemenlikli yaklaşımlara karşı mücadele bu kapsamdadır. Bunun
yol-yöntemleri ve araçları eğitim, değiştirme, ikna, teşhir gibi
demokratikleştirmeyi esas alan tarzda geliştirmek gerekmektedir.
Toplumsal vicdan ve ahlakı zedeleyen her türlü kadın yaklaşımı
ve tasarrufunu gerekirse, şiddet de dahil olmak üzere tecrit,
dıştalama, mahallede kabul etmeme, mahalleden atma gibi
yöntemler öz savunma dahilindedir. Bu konuda devlet ve
kurumlarının söyleyebileceği veya dayatabileceği ya da
isteyebileceği bir şey olamaz. Bu konularda devletin
söyleyebileceği, karar verebileceği bir şey olmadığı, devletin
soruşturacağı, yargılayacağı bir şey olmadığı iyi bilinmektedir.
Bu yönlü demokratik hukuk çerçevesinde mücadele konusu,
talepler, protestolar olabilmekle birlikte, esasen kadının
kendisini özsavunmaya kavuşturacağı konulardır. Kadın onuru ve
ahlakı yaşamsal konulardır. Özsavunmayı gerektirir. Kadının en
hassas ve en örgütlü olacağı bir alandır. Mevcut ataerkil
yapılanmayı reddetmekle birlikte, mücadelenin asıl boyutunun
alternatif toplumsal kadın eksenli ahlak anlayışının ve
ölçülerinin toplumsal yaşamda geliştirilmesi olmaktadır. Salt
karşıtlık üzerinden özsavunmayı ele almak yeterli olmamaktadır.
Bir de değişim ve yeniden yapılanma gücü olarak özsavunmayı ele
almak daha doğru olmaktadır.
Kadın eksenli toplumsal yapılanmada temel özsavunma alanlarından
birisi olarak kültürel boyutları ele almak gerekiyor. Kültürün
taşıyıcısı ve sürdürücüsü olarak kadının anadilin korunmasında
ve maddi-manevi değerler bütününün somutlaştığı ve bir yaşam
tarzına kavuşturulmasında kadının öncülük misyonu göz önüne
getirildiğinde; kadının bu alandaki özsavunmaya kavuşmasının
önemi kendiliğinden anlaşılmaktadır. Kadının bu anlamda
kendisini kültürel olarak örgütlülüğe kavuşturması, mevcut olan
kültürel soykırım politikalarına karşı bir özsavunmayı ifade
etmektedir. Bu noktada her türlü asimilasyon politikalarına ve
oto-asimilasyon yaklaşımlarına karşı mücadele, anadilde ve öz
kültürünü koruyup geliştirmede ısrarla mümkündür. Kadının bu
konuda öncülük misyonuna denk bir yaklaşımla kendisini sayısız
kalıcı kurumlaşmalara kavuşturarak, çocuğun öz kimliğiyle
eğitiminden tutalım, erkeğin ataerkil kültürün etkilerinden
uzaklaştırılmasına ve yeniden özgürlükçü ve eşitlikçi bir
kültüre çekilerek toplumsal dokunun demokratik kültürü
içselleştirmesi için gerekli planlama ve somut adımları atması
geldiğimiz aşamada toplumsal değişimin temel görevleri
arasındadır. Bunun için yaşamın demokratik-komünal bir nitelikte
kültürleşmesinin tedbirlerinin ve her türlü aşağılayıcı,
küçümseyici, Kürt kültürüne yöneltilmiş saldırılar karşısında
özsavunma temelli mücadelenin daha toplumsal zeminde
geliştirilmesi gerekmektedir. Özellikle yerel düzeyde yaşamın
anlamlandırılması, yaşamın anlamsızlaştırılmasına,
değersizleştirilmesine ve her türlü küçük düşürülmeye karşı
onurlu ve özgüvenli bir kadın duruşunun açığa çıkarılarak,
kendinden utanmayan, kendisini anlamlı kılan bir yaşamın sahibi
olarak irade haline getirmesi özsavunma kapsamındadır. Özellikle
tarım-köy kültürünün giderek kentlerdeki aşırı yığılmaya karşı
bir öze dönüş gibi ele alınarak burada kendini çağdaş ifade ve
örgütlülüğe kavuşturmak kadın açısından temel bir hedef
halindedir. Bu anlamda bu kültürün bilinçle yoğrulup kendisini
derinleştirmesi ve yaygın bir yaşam tercihi haline gelmesinde
kadının öncülük rolü vardır. Bu anlamda köy kadın meclislerinin
kurulmasında, Kürt kültürünün güçlü bir ifadeye kavuşarak
kendisine yeterli yaşam gücünü ortaya çıkarması önemlidir. Bu
konuda Köye Dönüş Projelerinden tutalım, bunun güvenlikli bir
şekilde pratikleştirilmesinde hukuki zeminde de gerekli
demokratik mücadelenin yükseltilmesinde kadının özsavunması
kendisini güçlü bir şekilde donatmak durumundadır.
Özsavunmanın önemli bir boyutu hukuk zemini olmaktadır. Mevcut
sistemin her türlü saldırıları karşısında kadının kendisini
demokratik zeminlerde hukuki anlamda da savunabilmesinin, mevcut
yasalar çerçevesinde haklarının bilincinde olarak bununla
demokratik mücadeleyi hukuk zemininde de yürütmenin yol ve
yöntemlerinin oluşturulması önemli olmaktadır. Hukuksal reform
ve değişimlerden tutalım, mevcut haklar çerçevesinde mücadelenin
geliştirilmesi bir özsavunma örgütlülüğünü gerektirir.
Barolardan tutalım, kadın hukuk bürolarına ve bilinçlendirme
çalışmalarına kadar özsavunma araçlarının ve yöntemlerinin bu
alanda da geliştirilmesi gerekmektedir.
Meşru savunma öz savunmadan farklı olarak silahlı bir şekilde
yürütülmektedir. Her türlü katliam, inkar ve imha
politikalarının devrede olduğu koşullarda meşru savunma yaşamı
garantilemek amaçlı devreye girmektedir. Bu yönüyle öz
savunmadan farklıdır. Tamamen topyekun kendi varlığını koruma
amaçlı geliştirilmektedir. Silahlı mücadeleyi esas almaktadır ve
profesyonel güçlerce yürütülür. Özünde halkın kendi yaşam
alanlarında kendisini toplumsal alanlarda var etmesi ve
korumasıdır. Kendisini her türlü saldırılara karşı korumasıdır.
Mahalle-köyden başlayarak halkın öz-örgütlülüğü ve özerki
geliştirdiği her alanda özsavunma toplumsal yaşam değerlerini
korumanın temel örgütlenmesi olmaktadır. Toplumdan ayrı, bir güç
örgütlenmesi değildir. Tamamen toplumun öz gücüne dayanmaktadır;
kendi kendisinin siyasal-ekonomik-kültürel ve ahlaki olarak
varlığının savunulmasıdır. Bu anlamda bu yönlü örgütlenmelere
yerellerde giderken, bunu meşru savunma alanıyla karıştırmamak
çok önemlidir. Meşru savunma meşrudur, fakat illegal-yasal
olmayan yönleri öndedir, profesyonellerden oluşturulan bir
çalışma olmaktadır. Fakat özsavunma meşruiyete dayanan sivil
olarak gelişen ve profesyonelleşmeyen, bir toplumsal
inisiyatiftir.
d) Kadın Özsavunmasının Eylem Anlayışı
Kadın özsavunmasının eylem anlayışını yeniden ele alıp
değerlendirmek gerekiyor. Özsavunmada eylemin hedefi, tarzı ve
yöntemi ne olmalıdır? Özellikle demokratik özerklik projesi ile
birlikte eylem anlayışımızı hangi zeminlere oturtmak gerekiyor?
Önderlik bu konuda şöyle demektedir;“Doğrusu, halk
eylemliliğinin esas amacı, devletin kendi demokratik
kurumlaşmasına, böylelikle özgürleşmesine rıza göstermesi ve
bunun için sorumlu temsilcilerini kabul etmesi biçiminde formüle
edilmelidir.” Dolayısıyla eylemin en büyük gerekçesi devletin
toplumun kendi demokratik örgütlenmelerine ve toplumsal
değerlerine geliştirdiği her türlü ideolojik, siyasal, kültürel
ve askeri saldırıdır. Kendi çözüm inisiyatifini geliştiren ve
yaşam kararlarını kendi öz iradesine dayandıran toplumun ve
kadının özünde yaşamın her alanında bir serhildan içerisinde
olduğu açıktır. Bir mahallede kadınların kendi kültürel
örgütlenmesini ve etkinliğini geliştirmesinden tutalım, kendi
anadilini kullanımına, devletin saldırılarına karşın mahalleyi
bir süreliğine kapatmaya kadar, okul boykotlarından, barış
koşullarını ve çalışmalarını mahalle içerisinde toplu açık
tartışma, planlama ve yürütecek komisyonları oluşturmaya kadar.
Yine kadının kendi eğitim koşullarını yaratmaktan, mahalleyi
fuhuş, uyuşturucu odaklarından arındırmaya kadar hepsi eylem
kapsamına girmektedir. Aynı zamanda kent veya ulusal düzeyde
günlere yayılacak ve radikal serhildanlara kalkmak da özsavunma
çerçevesinde eylemlilik olmaktadır. Bu anlamda demokratik
özerklik çalışması bir anlamda sürekli eylem halinde olmayı
gerektirmektedir. Devlet karşısında bir duruş olarak değil,
özünde toplumun kendi içerisinde kendisine ilişkin kendi öz
iradesine ve özerkine dayalı bir yaşamı yapılandırmasıdır.
Devleti karşısına almayan, fakat devlet buna nerede, nasıl
saldırıyorsa, buna karşı durmayı ve eylemselliğini geliştirmeyi
esas alan bir eylem anlayışını oturtmak gerekiyor. İçerisinde
protesto, miting, boykot gibi çok çeşitli demokratik eylem
biçimlerini kapsamakla birlikte; kapsamlı çok radikal
serhildanları da içermektedir. Eylemlerin radikalliğini
kesinlikle devletin toplumsal iradeyi tanıma ve bununla ilkeli
bir diyalog ve uzlaşı içerisinde olup olmaması, ona sessiz
kalması, ya da ona saldırması ve saldırmanın şiddeti ile alakalı
olmaktadır. Fakat toplumsallığın kendisi zaten en büyük eylem
olmaktadır. Eylemeyen, her an canlı, tartışmayan, karar
zeminlerini yaratmayan ve kendisini yapılandırmayan bir kadın
toplumsallığı olamaz. Bu açıdan kadın için eylemin ne olduğu ve
çerçevesinin güçlü tartışılması önemli olmaktadır. Ekonomik
olarak ihtiyaçlarını gidermek, bunun engellenmesi ile ortaya
çıkan sorunların asgari düzeyde komünal ve demokratik bir
şekilde giderilmesi, bir ailenin aşırı yoksulluğu, işsizlik,
hastalık, eğitimsizlik; bunlar hepsi toplumsal sorunlardır. Ve
toplumsal olarak çözüm bulunması gereken sorunlardır. Bireysel
veya ailesel sorunlardan daha fazla toplumsaldırlar. Özellikle
kadının kendisini bu yaşam alanlarında çok güçlü bir şekilde
donatması ve eylem gücüne, çözüm gücüne kavuşturması esastır.
Eylem anlayışımızı böylesine kapsamlı toplumsallaşma zeminlerine
oturtmak önemlidir. Ve dönemin en temel sorunu; kadının
kendisini böylesine kapsamlı bir yapılandırmaya kavuşturmasıdır.
|