21. YÜZYIL KADININ ÖZGÜR YAŞAM PROJESİNİN
ÖZSAVUNMA TEMELİNDE HAYAT BULACAĞI YÜZYIL
OLACAKTIR...
Esma
Semsur
21. yüzyıl özgürlük arayışı ile birlikte kadına uygulanan
şiddete karşı ciddi bir öz savunma sorununun olduğu buna karşı
kapsamlı bir örgütlenme ve mücadelenin verilmesi gerektirdiği
bir süreçtir. Bu yüz yıl kadının özgürlük mücadelesini
geliştirecek, süreklileştirecek, kadın kitlesini örgütlülüğe
çekebilecek, toplumsal, sosyal, ekonomik, siyasi, kültürel,
çevre ve benzeri yaşanan birçok soruna çözüm gücü olacak bir
kadın yüz yılı olacaktır. Bu yüz yıl devletin ve devlet endeksli
siyasetin hizmetine girmeyecek, ahlaki ve politik topluma dayalı
demokratikleşme çizgisine hizmet edeceği eylem çizgisini
belirleyecek bir öz savunma anlayışı gerekmektedir. Öz
savunmanın eylem çizgisinin zengin kılınması, bu eylem
çizgisiyle kadının nasıl bir yaşam, nasıl bir dünya, nasıl bir
ahlak nasıl bir toplum istediğini belirleyecektir. Bütün
kadınlara ortak paydalar netleştirilip, kararlaşmalara
gidilirse, kadın kitlesinin gündemine alacağı ve eylem konusu
yapacağı her soruna mutlaka çözüm getirilecektir. Kadın ahlaki
ve politik toplumun ilkeleri kapsamında nasıl bir siyaset ve
politika sahibi olacağını da böylelikle netleştirecektir. Güçlü
ve yaşamsal kılınır projelerle bu toplum yapısı güçlü bir
şekilde inşa edilebilir.
Başta Kürt kadınları ve Ortadoğulu kadınların yeni demokratik
uygarlık çağında, halkların yeniden doğuşunu sağlamak, Neolitik
toplumun doğrucu tanrıça gücü olan kadınla, tarihi yeniden
dirilmek gerçek bir savunma gücüne ulaştırmak yaşamsal bir görev
olmaktadır. Kadının özgürce yeniden doğuşu, toplumun tüm alt ve
üst kurumlarında genel bir özgürleşmeyi, aydınlığı, adaleti,
varlık gerekçesini oluşturan öz savunmasını geliştirmesi zorunlu
olmaktadır. Savaşın yerine barışın daha değerli olduğuna ve
yüceltilmesi gerektiğine inanan kadın gerçek bir öz savunma
anlayışına dayalı şiddete, savaşa ve akıtılan kana karşı dur
diyebilmenin gücü olmaktadır. Bu anlamda kazanan kadın, her
düzeyde kazanan toplum ve birey olacaktır. 21. yüzyılın bu
anlamda uyanan, özgürleşen ve güçlenen kadının çağının olması,
bu espriyle, savunmaya dayalı yeni bir yaşamı yaratması
kaçınılmazdır.
Kürt kadının örgütlülük düzeyinin zirveleştiği yer Kürt kadının
ordulaşması olmuştur. Meşru savunma çizgisini benimsemiş, öz
savunma anlayışına dayalı bir ordulaşma yıkım değil yaratım
aracıdırlar. Meşru savunma stratejisi, ezilen ve haksızlığa
uğrayan mücadele tarzı olduğundan öz savunma anlayışı temelinde
özünde ezilenlerin, haksızlığa ve şiddete uğrayanların öz
savunma ilkesini belirlemektedir. Kürt kadının bağımsız ve özgür
iradesine dayalı geliştirilen ordulaşma, erkeğin şiddet içeren
militarist bir zihniyetine karşı gelişen kadın ordulaşması
özünde yaşamın yeniden kadın zihniyetiyle diriltilmesidir. Öz
savunma bilinci ve anlayışı ile gelişen meşru savunma kadın
mücadelesinin yaratıcılığıyla, kadın özüyle yakın bir bağlantı
içindedir. Şiddeti benimsemeyen ancak varlığını tehdit eden tüm
saldırılara karşı aktif savunma gücünü kullanmayı özgür yaşamı
ve toplumsal varlığı korumanın kararlılığıyla uygulayacaktır.
Kürt kadını bu anlamda öz savunma anlayışına dayalı meşru
savunma stratejisini benimseyen, toplumun her alanında kendisine
yönelik geliştirilen şiddete karşı boş elle değil kendi öz
gücüne, iradesine dayalı bir savunma gücüne sahiptir.
A) Özsavunmanın Hedefleri;
Öz savunma halkların kendi kendisine yabancılaşmasıyla
kaybettiği bir kültürdür. Kişilerin, toplumların veya halkların
savunmalarını kendilerinin yapması, bu işi başkalarına
devretmemesidir. Öz savunma, toplumsal olarak demokratik bir
zihniyete ve sisteme kavuşmanın en temel araçlarından biridir.
Bir sivil toplum örgütü olarak anlaşılmamalıdır. Bu temelde öz
savunma birçok yönüyle kendisini, kamu vicdanı ve ahlakına
dayandırmaktadır. Sadece savaş süreçlerinin bir sorunu olarak
anlaşılmamalıdır. Halkın ve kadının öz değerlerini koruma amaçlı
olarak varlığını sürdürür. Reber Apo, Bir Halkı Savunmak adlı
savunmasında şu şekilde dile getirerek, yeni dönemde halk
iradesine ve öz gücüne dayalı bir mücadelenin demokrasinin
temeli olduğuna vurgu yapmaktadır. Öz savunma kültürünü kadında
ve toplumda geliştirmek esastır. Bu anlamda özsavunmanın esas
hedeflerinden birisi kadında ve toplumda özsavunma bilincini ve
kültürünü geliştirmek; bunun için gerekli eğitsel ve bilinç
yükseltme çalışmalarını yürütmektir. Bu anlamda öz savunma en
temelde bir bilinç, örgütlülük ve eylem işidir. Kendisi olma
bilinci, kendini savunabilme bilinci. Bunu nasıl, hangi
araçlarla, hangi yol ve yöntemlerle geliştirme bilinci? Düşmanı,
saldırı halinde olanı, zarar vereni, haksızlığa, hukuksuzluğa
yol açanı tanıma bilinci. Tüm bu bilinçsel gelişmeler kendisiyle
birlikte bir örgütlenmeyi gerektirir.
Öz savunmanın en temel hedefleri arasında başta kadının
kendisini demokratik-özerklik çerçevesinde alternatif örgütsel
yapılara kavuşturması olmaktadır. Devletten kadın özgürlüğü
noktasında herhangi bir çözüm veya iyileştirme beklemeksizin,
onunla ilkeli bir şekilde hukuksal-demokratik mücadeleyi de
içeren, fakat esas olarak kendi alternatif sistem yapılanmasını
yaratmak temel hedef olmaktadır. Bu anlamda özsavunma; her
alanda siyasal-sosyal-kültürel-ekonomik-sağlık-eğitim vb. bütün
toplumsal alanlarda kadının özgün özerk örgütlenmelerinin
geliştirilmesini, korunmasını temel hedefi olarak görmektedir.
Nerede bir alternatif toplumsal kadın örgütlenmesi varsa; orada
kendi öz savunmasını oluşturma gibi hayati bir görev vardır.
Kadının bir araya gelebilmesinin, ortak tartışma ve karar gücüne
ulaşmasının, yine kendisini ifade edebilmesinin ve uygulama gücü
haline gelmesinin koşullarının gözetilmesi, sağlanması ve
sürdürülebilmesi öz savunmanın hedefidir. Nerede kadının özgür
iradesine, örgütlülüğüne ve yaşamına bir saldırı varsa, orada
kendini savunmayı bilmek öz savunmanın esasını oluşturmaktadır.
Bu anlamda kadına özgü, kendi yaşam ve mücadele sorunlarını ele
alıp tartışıp gerekli kararlara ulaşıp, uygulamaya geçebileceği
alanların oluşturulması gerekmektedir. Bulunduğu alanda kadına
ve onunla birlikte kurumsal yapısına karşı
siyasal-sosyal-kültürel-ideolojik ve ahlaki, fiziki olarak
gelebilecek her türlü saldırı karşısında tedbir almak, gerekli
savunma mekanizmalarını ve örgütlülüğünü oluşturmak bu birimin
sorumluğu dahilindedir. Bir mahallede fuhuş veya uyuşturucu gibi
toplumsal ahlakı hedefleyen ve kadını bu amaçla kullanan her
türlü yapıları işlemez hale getirerek, uzaklaştırmak; hırsızlık,
taciz, şiddet gibi sorunlara kadar; yine mahallede oluşmuş
kadının özgür iradesine karşı hertürlü saldırı, kundaklama,
baskın vs. gibi saldırılara kadar; kısacası mahallede kadın,
kadın etrafındaki sosyal örgünün korunmasını öz savunmanın
temeline oturtmak gerekiyor. Siyasal olduğu kadar, oluşan
ekonomik yapıları, sosyal tesislerinin, kadın ve çocuğun
sağlığının ve fiziğinin hertürlü saldırılardan savunmasını esas
alacaktır.
Devlet kurumları ve askeri yapılanmasıyla kadının demokratik
özerk yapısını hedeflemedikçe, saldırılar gerçekleştirmedikçe,
devleti hedeflemeyen, karşılıklı ilkeli diyalog ve uzlaşıyı esas
alan bir yaklaşım içerisindedir.
B) Özsavunmanın Araçları;
Kadın özsavunmasının kendisini güçlü araçlara kavuşturmasının
temelini onun örgütlülüğü oluşturmaktadır. Kadının kendisine,
örgütlülüğüne, iradesine ve onuruna saldırı olmadıkça saldırıyı
ve şiddeti esas almayan, ikna, caydırıcılık, değiştirme ve
eğitimi esas alan bir özsavunma anlayışına sahiptir. Devlete
yaklaşımı da bu çerçevededir. Bunun kapsamlı bir örgütlenmeyi
gerektirdiği, aynı zamanda kadın kurumlaşmasında etkili ve hızlı
bir eşgüdümü, her an savunmanın bütün sorunlarını, güncel takip
ve denetimini sağlayacak özgün bir birimleşmenin yaratılması
gerekmektedir. Birimleşmenin esas zemini kuşkusuz Kadın mahalle,
köy, il meclislerinin kendisi olmaktadır. Özsavunma bu anlamda
esas görevlendirilmesini bu meclislerdeki iradeden almaktadır.
Aynı zamanda bu irade karşısında sorumludurlar. Kendilerini
kadın meclislerinin denetimine açık tutarlar.
Başta mahalleler ve köyler olmak üzere her yaşam alanında bu tür
öz savunmadan sorumlu birimlerin oluşturulması gerekmektedir.
Birim kendisini mahallenin ve köyün kadınlarının güvenlik
sorunlarının tespiti, öncelikli hedeflerin belirlenmesi ve bu
temelde kendisini örgütlemesi esastır. Öz savunma birimleri
silahlı birimler değildir; sivil örgütlenmedir. Sivil insiyatif,
mahallenin-köyün insiyatifi olarak geliştirilmesi önemlidir.
Resmiyeti olmasa da, meşruiyeti-hakkaniyeti esas alan, bunu
zorlamayacak eylem anlayış ve tarzının oturtulması önemli
olmaktadır. Mahalleler arası, köyler arası iletişim ve
dayanışma, ortaklaşmanın sağlanması açısından
koordineli-eşgüdümlü bir çalışmanın geliştirilerek giderek bir
ağ şeklinde kendisini örgütleyebilmesi önemli olmaktadır.
Yaşamsal değerlere saldırı olmadıkça şiddeti esas almayan öz
savunmanın geliştirilmesi kadının barışçıl doğası gereği
gözetilmesi gereken bir nokta olmaktadır.
Serhildan ve protesto eylem planlamalarında birimin savunma
tedbirlerinin alınması, gerekirse kimi fuhuş, hırsızlık,
uyuşturucu odaklarının mahalleye sokulmaması için giriş ve
çıkışlarının kontrollü olmasına kadar, yine devletin baskı,
sindirme ve siyasal amaçlı rahat bir şekilde mahalleye, evlere
girişinin engellenmesine, tecavüz kültürünü geliştirecek,
mahalledeki kadınların-çocukların sağlığını bozacak, kendi
yaşamı hakkında karar gücünü zedeleyecek hertürlü kurumların
hangi ad altında olursa olsun mahallede veya yerelde kurulmasına
izin vermemeye kadar hepsi özsavunma kapsamında
demokratik-hukuksal-eylemsel örgütlenmeyi gerektirir. Kadına
dönük ideolojik içerikli saldırılar da özsavunma kapsamında ele
alınması gereken temel bir yön olmaktadır. Bu anlamda kadın öz
savunma biriminin kendisini kapsamlı bir örgütlenmeye
kavuşturması gerekmektedir. Bunun için çeşitli öz savunma ve
yakın dövüş tekniklerinden tutalım, öz savunmanın yol
yöntemlerine ilişkin kadını ve genç kadını bilinçlendirecek,
öğretecek derneklerden tutalım, Kadını Koruma İnisiyatiflerine,
yerel dönemsel teşhir ve sosyal tecrit gibi kampanyalara kadar
çok zengin ve çok yönlü yaratıcı örgütlenme model ve
yöntemlerini geliştirmek önem arzetmektedir. Özellikle toplumsal
sorunlar kapsamında kadına yönelik aile içi şiddet gibi
sorunlarda gerekirse, mahalledeki olgun, toplumca saygı duyulan
otoritesi kabul görebilecek kadınlardan komisyonlarla ikna
turlarının oluşturulması; toplumsal ahlak çerçevesinde caydırıcı
kararlar doğrultusunda karşılıksız emek süreci veya deneme
süreçlerinin verilmesi gibi gerçekten kapsamlı ve çok zengin
yöntemler ve araçlar kullanılabilir. Kullanılacak araç ve
yöntemlerde toplumsal vicdanı ve ahlakı zedelemeyen, tersine her
anlamda toplumun onurunu ve hakkaniyetini gözetecek bir yaklaşım
şarttır. Egemenlikli sistemin araç ve yöntemlerinden ısrarla
uzak durmak; kendi hep kadını toplum nezdinde sürükleyici,
demokratikleştirici, değiştirici, dönüştürücü bir dinamik haline
getiren yöntem ve araçların geliştirilmesi büyük önem
arzetmektedir.
|