DEĞERLENDİRMELER
TARİHİN ERİLLİĞİNDEN SIYRILIP, GELEN BİR KADIN: BEHİCE BORAN
 
Zin Evinawelat

Geçmişe baktığımızda, erkek egemen bir seyrüseferin hüküm sürdüğünü görürüz. Kılıç kuşanıp fetih yapan, çağ açıp çağ kapatan, yaptığı bir konuşma ya da aldığı kararla kitleleri coşturan, atomu parçalayarak insanlığa sınırsız enerjinin kapılarını açan, erkekler olmuştur. Ne yani, toplumun siyasal-sosyal-ekonomik alanında hüküm süren erkeğe karşı, kadınların kendi renkleriyle yaşam sahnesine çıkmadığı anlamına mı gelir tüm bunlar? Tabii ki hayır. Tarih yazıcılarını, tarih bilimini, tarihin eril dilini sorgulamak, ancak bu sorunun yanıtını verecektir.

‘Tarih yazıcıları’ denilen ve her hükümdarın yanında bulunanlar, hep erkekti. Bu bilinen bir gerçek. Dolayısıyla egemen erkeğin tarihinin, yine erkek tarih yazıcıları tarafından yazıldığı kesindir. Hatta erkeğe öykünerek kadın tarafından yapılan hükümdarlık dönemlerinde de, kraliçelerin tarih yazıcıları da erkek olmuştur. Tek farkla. Hükümdarın yanından bir an olsun ayrılmadıklarından dolayı, hadım edilmiş erkekler. Dolayısıyla kurnaz erkeğin kaleme aldığı tarih, uzun mücadelelerle alt ettiği ve sonunda me’lerini çaldığı kadınlar olması beklenemezdi. Tüm bilimlerinde başlangıcı sayıldı dolayısıyla erkek. Oysa bugün, dünden bağımsız olmadığı gibi, yazıdan sonrasında yapılan bilimsel çalışmaların hiç biri, yazıdan öncesinden bağımsız değildi. Ilk adımları atılmıştı analık hukukunun olduğu dönemlerde. Kurnaz erkeğe rağmen, kadınlar karın altından başını kaldıran bir kardelenler gibi, dönemsel olarak bir bir öne çıkarak, insanlığa katkı sunmayı sürdürmüşlerdir. Ve tüm lanetlenmelere rağmen sanat-ekonomi-siyaset-bilim-sosyal alanda, dişil dil ile çığır açan bu kadınların, bu kez de kalıcı olma sorunu ortaya çıkmıştır. Çünkü tarih, erkek tarafından yazılmaya devam etmiştir. Ve kadının üretimi, yine yok sayılmıştır. Bizim, Tarihte İz Bırakan Kadınlar bölümünde, yüzyılların üzerine oturduğu mayınlı tarih tarlasından sıyrılıp çıkan kadınları konu edinmemizde, kadınların kalıcılaşmasına bir katkı sunma amacındadır aslında…

Kendini tanımayan karşısındakini tanıyamaz ve doğru çözümleyemez önermesinden yola çıkarak, Ortadoğu’ da ki bizden önceki birçok alanda öne çıkan kadınları tanımamız, o tanınamama ve erkek yazıcılar tarafından silikleştirilen emeğe karşı, kuşkusuz anlamlı olacaktır. Tarihte iz bırakan çok sayıda erkek siyasetçiyi, eril dille yayım yapan medyanın da büyük katkısıyla, herkes tanır. Tüm bilimleri olduğu gibi tarihi de batı merkezli ele alan batılı bilim anlayışı dahi, batıda toplumsal yaşamda öne çıkmış kadınlara yer vermez tozlu sayfalarında. Bu nedenle yazık ki batılı kadın siyasetçilerden tanıdıklarımız parmakla sayılan kadardır. Ancak daha trajik olanı şudur ki, kendi aramızdan çıkan Ortadoğulu kadınları çoğumuz tanımayız. Tabi bahsettiğimiz erkek rengiyle sosyal-siyasal alana katılıp, ona öykünerek yapılan bir çıkış değil. Bu tür kadınlar zaten gündemden düşmeyen kadınlar. Bizim altını çizdiğimiz, kendi rengi, öz bilinci, topluma sunduğu katkı bakımından tam bir kadın duruşu sergileyenler. Örneğin Türkiyeli siyasetçi Behice Boran. Türkiye İşçi Partisi’ nden (TİP) 2 Kasım 1970 Genel Başkanı seçilerek “Türkiye’nin ilk kadın siyasi parti başkanı” ibaresini halkın tarihine yazdırmıştır.

Şimdi bir pencere açalım ve Behice Boran’ nı birlikte tanıyalım;

Behice Boran, 1910 yılında Bursa’da doğdu. Ortaöğrenimini Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’nde, yükseköğrenimini Amerika’da tamamladı. Türkiye’ ye döndüğünde Sosyoloji Öğretmenliği yaptı. 1939 yılında Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi (DTCF) Sosyoloji Bölümü’ne doçent olarak atandı. Bu yıllarda "Yurt ve Dünya" ve "Adımlar" dergilerini çıkardı. Bu dergileri çıkardığı için açılan soruşturmalarda 1948 yılında öğretim üyeliğinden çıkartıldı. 1946'da Dışişlerinde Yunanca çevirmenliği yapan Nevzat Hatko ile evlendi. Evliliğinden Dursun adını verdikleri bir çocuğu oldu. Eşi Nevzat Hatko, Behice Boran ile evlenmesinden kısa bir süre sonra işinden atıldı. İşten ‘kadro kısıtlaması’ gerekçesiyle çıkartıldığı belirtilen Hatko’ ya, işten ayrıldığı gün "Sende tuttun, Behice Boran ile evlendin" denilerek, asıl nedene sözlü olarak vurgu yapıldı.1950 yılında kurucusu ve başkanı olduğu Barışseverler Cemiyeti’nin yayınladığı Kore Savaşı’na karşı "Kore nere?" adlı bir bildiriden dolayı,15 ay hapis cezası aldı. Türkiye Komünist Partisi ile ilgili davadan da 1953 yılında 3 ay tutuklu kaldı. Dava sonunda, mahkeme ‘delil yetersizliğinden’ bir şey kanıtlayamayınca, serbest bırakıldı. Hapisten çıktıktan sonra uzun bir süre yaşamını idame ettirebilmesi için çeviri yaptı. Ve cezaevinde bulunduğu sürece ilgilenemediği çocuğu Dursun' a bakmakla zaman geçirdi. Bu süre içinde aktif siyasetten uzak kaldı. 1962'de Türkiye İşçi Partisi'ne üye oldu. 1964 yılında merkez yönetim kuruluna girdi. Parti içindeki milli demokratik devrim ve sosyalist devrim ayrışmasında, sosyalist devrimcilerin başını çekiyordu. 1965 seçimlerinde Urfa’dan milletvekili seçilerek parlamentoya girdi. 5 Ocak 1970`te Türkiye İşçi Partisi Genel Sekreteri olan Behice Boran, 2 Kasım 1970 yılında yapılan 4. Büyük kongrede partinin genel başkanı oldu. Böylece Türkiye’ de ilk kez bir kadın, siyasi parti genel başkanlığına seçilmiş oldu. 1971'de 12 mart darbesinden sonra TİP kapatıldı. Behice Boran 15 yıl hapis cezası aldı. Cezaevinde 3 yıl kaldıkan sonra, 1974' te çıkartılan af yasası ile serbest bırakıldı. 1975'te yeniden kurulan TİP'in başkanlığına seçildi.

Boran’ ın yaşamın gerçekliğini algılama konusundaki özelliğine ilişkin yazılan bir anıda, şöyle anlatılır; “1979 yılında bir grup Türkiye İşçi Partili ile birlikte askeri mahkemede yargılandı. Suçları 1 Mayıs 1979 günü sokağa çıkma yasağı olmasına rağmen sokağa çıkmış olmalarıdır. 1 Mayıs’ ı kutlamak için gidecekleri buluşma yeri, Taksime yürüme mesafesi oldukça uzak olan Merter’ dir. Buluşmadan hemen sonra askerler grubu sarar. Yere yatırılıp, göz altına alınırlar. Mahkemeye çıkarıldıklarında mahkeme başkanı “Neden sokağa çıktınız?” diye sorar. Behice Boran “1 Mayıs’ ı kutlamak için” der. Mahkeme Başkanı “Nerde kutlayacaktınız?” dediğinde, Boran “Taksim” yanıtını verir. Mahkeme Başkanı, biraz hayret içinde “Nasıl yürüyecektiniz, çok uzak değil mi?” dediğinde, Boran yanıtlar: Dinlene, dinlene gidecektik. "İşçi sınıfının öncüleri, çelik adımlarla Taksim’ e gidecektik" gibi bir şey duymayı bekliyordu mahkeme başkanı dahil herkes, ama Boran ‘hayatı ve gerçekleri’ bilmektedir. Gocunmamıştır hayattan ve tarihten.”

12 Eylül 1980 darbesinden sonra TİP kapatıldı. Boran ise bir süre evinde gözetim altında tutuldu. Behice Boran, 1980'de sağlık sorunları nedeniyle yurtdışına gider . 1981'de ise TC vatandaşlığından çıkartıldı. Yurtdışında çeşitli çabalar içerisinde olduysa da, TİP’ i parçalanma ve dağılmaktan kurtaramadı. TKP ile TİP’ in birleşmesi çalışmalarında da yer alan Boran, iki partinin yetkili kurullarının birleşme kararını açıklamalarından iki gün sonra, 10 Ekim 1987 yılında Brüksel'de yaşamını yitirdi. Boran’ın cenazesi 18 Ekim günü Türkiye’ye getirildi. TBMM’de düzenlenen bir törenle İstanbul Zincirlikuyu Mezarlığına defnedildi.
Yapıtları
Boran, Behice (1945) İş Bölümü ve Kadının Sosyal Mevkii, Ankara: Türk Tarih Kurumu.
Boran, Behice (1945) Toplumsal Yapı Araştırmaları, Ankara: DTCF Yayınları.
Boran, Behice (1968) Türkiye ve Sosyalizm Sorunları, İstanbul: Gün.
Boran, Behice (1975) İki Açıdan Türkiye İşçi Partisi Davası, İstanbul: Bilim.
Boran, Behice (1988) Niye Birleşiyoruz, Ne İstiyoruz, Niye Dönüyoruz, İstanbul: Yeni Adım (H. Kutlu ve N. Sargın'la Birlikte)

 

 
 
PAJK (Partiya Azadiya Jin a Kurdistan) Resmi Sitesidir
PAJK Online © 2006-2007 Tüm hakları saklıdır