|
ZOR ÜLKEDE AYAKTA KALMAK...
|
Bu gözler neler anlatır, neler anlatmak ister. Masumiyet
mi? Öfke mi? Şaşkınlık mı? Ülkesinin egemenlerinin
utancı mı? Hayır hayır onlardan nefret eden, onlara kafa
tutan gözler bunlar. Kocaman bakarlar. Adeta şöyle
derler; elbet sizden hesap soracağız. Elbette
yaptıklarınız yanınızda kalmayacak. Elbette dünyamıza
yeniden eşitlik, özgürlük, adalet gelecek. Elbette
dünyamız yeniden farklılıkların kendilerini özgürce
yaşadıkları mekana dönüşecek…onu bizler değiştireceğiz.
Biz dünyanın dört bir yanındaki size karşıt olanlar.
Sizin yok saydıklarınız, yok etmek için bin bir çeşit
yöntemle zülüm, işkence ettikleriniz. Yani insan
kalanlar. İnsani yanlarını yitirmeyenler.
ABD denildiğinde aklımıza egemenlik, güç, silahlar,
şiddet, kimyasal, en gelişkin teknik, ırkçılık gelir.
Ama onun bu yüzünün yanında elbette bir de ezilenler,
halklar, kadınlar yüzü vardır. Egemenliğe karşı mücadele
yürütmüş, yakılmış, tutuklanmış, işkencelerden geçmiş
kadınlar…
İşte Angele Davis bu kadınlardan biridir sadece. Siyai
teni ve kocaman gözleriyle bizlere insanlığı, dünyanın
neresinde olurlarsa olsunlar insandan yana olanların hep
aynı baktığını, aynı doğallığı, güzelliği anlattığını
kanıtlamak istercesine bakmaktadır. Ben de sizlerden
biriyim der o gözler. Ben de özgürlük eşitlik arıyorum
ülkemin içine sindirilmiş, sindirilmeye çalışılan
eşitsizlik, özgürlüksüzlük, ayrımcılıklar
ortamında…teninden dolayı ülkemde insanlarım çok acı
çekti, çekmekte, işkencelerden geçirildi, sokak
ortasında vuruldu kadınlarımız, çocuklarımız,
gençlerimiz, yani insanlarımız. Onlar beyaz tenlerini
bize karşı üstünlük kurmanın aracı yaptılar. Oysaki
topraktan almışız tenimizin rengini, birileri tenimi
aşağılasa da ben utanmamaktayım tenimden, gururlanma
gerekçesi yapmadığım gibi…
ABD de orta halli bir ailenin çocuğu olarak doğar 1943
yılında. Fransız edebiyatı ve Felsefe öğrenimi görür.
Herbert Marcues’un ve daha sonra Theodor Adorno’nun
kurslarına devam eder. Almanya da iki yıl, Fransa da bir
yıl çalışmalarını sürdürdükten sonra 1967’de Amerika’ya
dönerek akademik tezini tamamlar. O artık siyasal bilinç
kazanmış, bir aydın olarak halkının sorunlarına,
ülkesinde yaşananlara karşı sorumsuz yaklaşamaz. Kör,
sağır ve dilsizi oynayamaz. Aktif mücadele yılları
başlar onun için ve Komünist Partiye üye olur, ırkçılık
karşıtı eylemlere katılır.
Bu yıllar Amerika’da devrimci mücadelenin yükseldiği
yıllardır. Diğer yandan soysuz kovboyların cirit attığı,
güya tenlerinin üstünlüğünü ileri sürerek siyahlara
karşı terör estirdikleri yıllardır. 1960-1965 arası
özellikle Martin Luther King’in öldürülmesinden sonra
devrimci şiddet ve silahlı mücadeleyi savunan Siyah
İktidar Hareketinin yükselmeye başladığı yıllardır.
Angela Davis Şubat 1970’te Kara Panter Partisi
militanları Soledad Kardeşleri kurtarma komitesini
kurar. Aynı yılın Ağustos ayında bir ölümle biten
çatışmaya adı karıştırılarak aranmaya başlanır. FBI
tarafından dağıtılan “ABD’de en çok aranan on suçlu”
listesinde onun da adı geçer. Bunun farkında olan Angela
gizlenir, ancak yine de yakalanmaktan kurtulamaz. 13
Ekim 1970’te yakalanır.
Ve soğuk duvarlar, karanlıklar, işkence, ağzı
salyalılarla geçirilen günler, geceler…geçmek bilmeyen
zamanın ağırlığı. Öyle bir ağırlık ki çöker yüreğin
üstüne. Orada gerçek yüzünü tüm çıplaklığıyla serer
ortaya “modernitenin” sahipleri.
Ve çıldırtır direnişi Angellanın, ağzı salyalıları,
yılmak bilmeyen bedeni, durmayan yüreği ve zekası.
ABD’de ve başka ülkelerde Kurtarma Komiteleri kurulur.
Dünya çapında yürütülen bir kampanya başlatılır. Sayısız
yürüyüş, toplantı ve imza kampanyaları düzenlenir. 1970
ve 1971 yılları boyunca dünya basının en önemli haber
konularından biri olarak gündemde kalır. Angela Davis’i
kurtarma kampanyası dünya çapında ilerici bir
hareketlilik yaratır ve sonunda 4 Haziran 1972 yılında
kurtarılır.
Felsefe profesörlüğü görevine yeniden başlar. Komünist
Partisi Merkez Komite üyesi olur. Angela sadece
ırkçılığa karşı ve sınıf mücadelesi yürütmez. O aynı
zamanda kadının yaşadığı sorunların, maruz kaldığı
egemenliğin farkında olarak kadın özgürlük mücadelesi de
yürütür. 1977’de “kadınlara baskı ve ırkçılık arasında
ki ilişkiler” adlı incelemesi yayınlanır. 1980 ve 1984
seçimlerine Komünist Partisi başkanlık adayı olarak
gösterilir.
Angela Davis bugün hala ABD’de ki siyah ve sosyalist
hareketin simgelerindendir.