DEĞERLENDİRMELER
15 AĞUSTOS ATILIM RUHUNUN GÜNCELLEŞMİŞ İFADESİ ARGK’NİN MİRASÇISI VE AGİT ARKADAŞIN ESERİDİR
Şerda Mazlum

 

Her halkın tarihinde dönemeç niteliğinde olan süreçler ve bu süreçlere yön veren kahraman kişilikler vardır. Kürdistan tarihini irdelediğimizde de özellikle özgürlük hareketimizin 27 Kasım 1978’de kuruluşuyla en büyük dönemeçlerinden birini yaşadığını görürüz. İşte 15 Ağustos 1984’te de bu kuruluş niteliğinde olan bir silahlı atılımla Eruh- Şemdinli’de Agit arkadaş komutasında silahlı mücadele tarihimiz başlamıştır. Kürdistan tarihi açısından dönemeç niteliğinde olan bu atılımı değerlendirdiğimizde atılımın salt askeri bir anlam içermediğini görürüz. 15 Ağustos atılımını salt askeri bir atılım olarak değerlendirmek, bu atılımın nedenlerini anlamamak kadar sonuçlarına da yüzeysel ve sığ yaklaşmak anlamına gelmektedir. Kürt halkı açısından tarihin sayfalarından silinmeyle yüz yüze olunduğu, varlık- yokluk ikileminin gündemde olduğu, insan olarak anlam yitiminin yaşandığı bir dönemde böylesi bir silahlı atılımın gerçekleşmesi hem tarihi hem güncel önem arz etmektedir. 12 Eylül faşizminin ağır etkilerinin yaşandığı, baskı ve işkencelerle halkın iradesinin kırıldığı, kadroların zindanlarda teslim alınmaya çalışıldığı bir dönemden sonra gerçekleştirilen bu atılım güven, inanç, irade ve özgürlüğü anlamınca yaşamanın adı olmuştur. Mücadele tarihimizde 15 Ağustos, özgür yaşam uğruna en kahredici, işkenceli koşullar altında varlığını adama ve bu doğrultuda ülkesine, halkına, insanlığına sahip çıkma adına büyük ve soylu direniş kararının verildiği günün adı olmuştur. Bu atılımla Apocu ruhun kişilikte yarattığı özgürlük düzeyi ve asla özgür yaşamdan vazgeçmeme kararlılığı kendisini en yalın bir biçimde ifade etmiştir. Aslında bu atılım bir özgürlük atılımıdır. Bu atılımın özgürlük atılımı olarak değerlendirilmesinin nedeni, 12 Eylül’ün insanı insanlığından uzaklaştıran, iradesini kıran tüm baskıcı, tahakkümcü ve çirkin uygulamalarına karşı dost düşman herkese hakikat ve özgür yaşam aşkının ne olduğunun gösterilmesidir. Mücadele tarihimizde Mazlumlarla başlayan, Hayri Durmuş ve Kemal Pirlerle devam eden bu direniş geleneğine dünyanın başka bir yerinde rastlamak oldukça zordur. PKK en zor koşullarda ve en sınırlı imkânlarla Apocu ruhla direnme gerçekliğini bu kahraman şehitlerimizle ortaya koymuştur. Zorluklarla, umutsuzlukla, güvensizlikle karşı karşıya olunduğu halde bu direniş, yaşama bağlılığın, inanç ve umudun Agit arkadaşın komutasında ve 15 Ağustos atılımında zirveleşmesidir. Bu ruh nasıl olmuştur da Kürt toplumunda filizlenmiştir ve nasıl olmuştur da Kürdistan’ın kalbi olan Botan’da sıkılan bu ilk kurşun özgürlük mücadelesi yürütenlere esin kaynağı olmuştur?
Tarihsel olarak ataerkil devletçi sisteme geçişle birlikte oluşan sınıflaşma sosyal ve siyasal anlamda toplumda yoğun parçalanmaları yaratmıştır. Ama Kürt halkının özündeki adaleti, özgürlük özlemini tümden yok edememiştir. Çünkü doğal toplumdaki özgürlük anlayışı toplumsal ve ruhsal gen olarak Kürt kadınında ve erkeğinde kırıntı düzeyinde de olsa varlığını hep korumuştur. Kırıntı düzeyinde de olsa özgürlük özlemi fırsatı doğduğunda Kürt halkını ilk filizlendiği, kendisini özgürlüğe yakın hissettiği doğa parçası dağlara yöneltmiştir. Dağlar aslında bir anlamıyla Kürt halkının özgürlük aşkının kıblegahı olmuştur. Dağlar ve silah Kürt halkının ayrılmaz parçalarıdır. Kürt insanıyla tarihsel bir birlikteliği olan bu iki olgudan sınıflı topluma geçişle birlikte uzaklaşma ve şehirlere koşma yaşanmış, bu Kürt kişiliğinin özünden uzaklaşarak kendine yabancılaşmasına ve köleleşmesine neden olmuştur. 20. Yüzyılda Kürt kadınını ve erkeğini özgürlük değil tutsaklık, bağımsızlık değil kölelik birbirine yakınlaştırmıştır. Bir anlamda 15 Ağustos Kürt kadını ve erkeğinin kaderini buluşturan milattır. Varolan toplumsal, ruhsal, fiziksel tutsaklık Kürt kadını ve erkeğini özgürlük arayışı paydasında buluşturmuştur. Bu anlamıyla 15 Ağustos özgürlük atılımı Kürdün tanrılarından özgürlük ateşini çalma eylemidir. Bu kutsal eylemde Kürt kadını ve erkeği eylemiyle ve canıyla ortak olmuştur. Bu özgürlük atılımı savaş- kölelik, savaş- özgürlük, savaş- hükümranlık, savaş- siyaset, savaş- ekonomi, savaş- aşk, savaş- kadın, savaş- erkek, savaş -ilişki, savaş- yurtseverlik, savaş- kahramanlık, savaş- barış ilişkisinin Kürdün şahsında dağların dilinden yeniden ele alınması ve anlaşılmasıdır. Bu bir anlamıyla Kürdün özgür kimlik ve kişilik kazanma savaşıdır. Kürdün zihniyet devrimi, Rönesans hareketinin temelidir. Kürt kişiliğinin kendine sıktığı ilk kurşunla tarih, özgürlük, ülke, toprak, yurtseverlik ve doğayla kurduğu yürek ve beyin ortaklaşmasının eylem ilişkisi ve köprüsüdür. Kürdün kendindeki geri ve geleneksel yönlerle savaştığı, güzel ve hakikate dair yanları savaşla fark ettiği bir gerçekliktir. 15 Ağustos Kürt insanının kendi yeniden yaratmasının adıdır. Yaşam ve ölüm diyalektiğinin Kürdün şahsında derin anlamlara bürünmeye başladığı ölümü öldüren, ölümü Kürt için kader olmaktan çıkaran yaşam eylemidir. 15 Ağustos Kürdün tarih, toplum, sınıf, doğa, cins ile olması ve olmaması gereken ilişki ölçülerini beraberinde doğuran bir ölçü devrimidir, doğrultu rehberidir. Bu eylem silahlı bir eylem olduğu kadar kendini yeniden üretmesini ve yaratmasını bilen yaratıcı zihniyetin ve inanmış yüreğin tarihi eylemidir.
Düşmanın dün olduğu gibi bu günde öldürmek istediği bu inanç, özgür yaşama bağlılık ve özgürlük umududur. Türk ordusunun ve hükümetinin Önderliğimiz üzerindeki tecrit koşullarını gün geçtikçe ağırlaştırması ve gerilla güçlerimize yönelik olarak geliştirdiği operasyonlar, halkımızı gözaltına alma, tutuklama ve işkencelerden geçirerek iradesini kırmak bu uygulamaların en somut ifadesidir. Şu mutlak surette bilinmelidir. 15 Ağustos ruhunu yaratan Önderliğimizdir. Bugün bu ruhun en güçlü direnişçisi ve en soylu kahramanı da Önderliğimizdir. Bugün Önderliğimize ve halkımıza karşı uygulanan yöntemler 12 Eylül faşizminin yöntemlerini aratmamakta hatta bu yöntemleri geride bırakmaktadır. Nasıl ki düşman yıllar öncesinde yoldaşlarımızın direnişi karşısında arkadaşlarımızın ruhunu öldürmeye çalıştıysa ve bunu başaramadıysa bugün de özgürlük militanları şahsında Apocu ruhu öldürmeyi hedeflemektedir. Ancak şu herkes tarafından bilinmelidir ki Apocu ruh asla öldürülemez. Çünkü bu ruh yüreklere ve beyinlere kazılmış, tarihi kanla yazılmıştır. Bugün 15 Ağustos atılım ruhunun güncelleşmiş ifadesi olan ARGK’nin mirası üzerinden kendini örgütleyen HPG güçleri düşmanın inkâr ve imha konsepti karşısında bu ruh, kararlılık ve inançla çalışmalara öncü düzeyde katılmayı ve ölümüne fedai bağlılıkla zaferi yaratmayı esas almaktadır. Yıllar öncesinde mücadelemizin ilk aşamalarında en sınırlı imkânlarla, hiç kimsenin başarıya inanmadığı bir ortamda bunu gerçekleştiren Apocu gerillalar şimdi bundan kat be kat fazlasını geliştirme yükümlülüğüyle karşı karşıyadırlar. Aslında HPG tarafından 1 Haziran 2004’te geliştirilen atılım Apocu ruhun, Agit arkadaşın etkili ve sonuç alıcı tarzının HPG içerisinde güncelleştirilerek geliştirilmesi amacını taşımaktaydı. Her ne kadar eksik ve yetersiz kalan yönleri olsa da, bu atılımı başlatan, geliştiren ve bugün daha da anlamlı kılan şehitlerimizle gerilla mücadelemiz hem taktik yaratıcılık hem de taktik ustalık anlamında ivme kazandı. 1 Haziran atılım kararı da aynı 15 Ağustos atılım kararı gibi dıştan düşmanın yoğun yönelimlerinin olduğu içten ise tasfiyeciliğin kendisini pervasızca dayattığı zorlu koşullar altında alındı. Yaşanan tasfiyecilikle hareketimiz uçurumun kenarına getirilmek, emperyalist güçlere teslim edilmek istendi. 1 Haziran hamle kararının alınmaması için iç çetecilik çok çaba sarf etti. Hatta bu kararın alınması tasfiyeci güçleri oldukça korkuttu ve kararın alınmasını geciktirmek için ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Tüm tasfiyeci ve provakatif çabalara rağmen alınan kararın pratikleşmesi ve yaşanan soylu kahramanlıklar Önderlik çizgisinin zafer kazanmasına ve ihanetçi çizginin bir kez daha bu gerçeklik karşısında yenilmesine yol açtı. Bu vesileyle 1Haziran atılımını başlatan ve geliştiren şehitlerimiz Kendal Baz, Sılav, Resul, Roni, Nucan, Mahir, Sorxwin ve Yıldız arkadaşları saygıyla anmayı bir borç biliyorum. Yine tasfiyeciliğin dayatıldığı , birçok kişinin bireysel yaşam arayışı peşinde olduğu bir dönemde yüzünü kuzeye dönen ve Önderliksiz yaşamı asla kabul etmeyen şehitlerimizden Beritan, Sema ve Rızgar arkadaşlar Agit arkadaşın ruhunu ve komuta tarzını kendi kişiliklerinde somutlaştıran ve bu gün açısından bizim duruşumuzu belirleyen temel çizgidirler. Bu şehitler gerçeği üzerinden özgürlük atılımımızın gerçekleşmesi dün olduğu gibi bugünde PKK gerillasının yenilmezliğini herkese gösterdi. Tabi bugün nasıl 1Haziran atılım kararını almak kolay olmadıysa o dönemde de 15 Ağustos Atılım kararını almak kolay olmamıştır. O dönemde de işbirlikçiler Güneyden yola çıkan ilk grubu Şahin Kılavuz onların sorumluluğunda Hezil suyunda imha etmişlerdir. Yeni yeni gelişen özgürlük umudu, bu karanlık güçler tarafından boğulmaya çalışılmıştır. Kararlı ve inançlı yapıda güvensizlik yaratılması hedeflenmiştir. Bu tarihi adımları atmak ne kadar ürkütücü olsa da Agit arkadaş hesapsız, korkusuz ve cesaretli katılımıyla özgürlük yürüyüşünü görkemli bir biçimde başlatmıştır. Agit arkadaş tutarlı bir sorumluluk anlayışı ve Önderliğin talimatlarına bağlılığıyla bu yürüyüşü mutlaka başaracağız demiştir. Toprağa olan bağlılığı, özgürlük hislerinin güçlülüğü hepsinden önemlisi Önderlik aşkı Onun bu adımı başarıyla atmasına neden olmuştur. O dönemlerde de bozguncular, kendi bireysel yaşamlarına düşkün olanlar, benciller, tarihi sorumluluklardan habersiz olanlar, özgürlükten habersiz kendini yaşamak isteyenler vardır. Ancak provokatörlerin harcadıkları yoğun çabalara rağmen bu atılım gecikmeli de olsa başlatılmıştır.
Tabi burada yiğit komutanımız Agit arkadaşın PKK çizgisinde öncüleşen komuta kişiliğinin etkisi belirleyici rol oynamaktadır. Agit arkadaş Önderlik çizgisine, özgür yaşam felsefesine bağlılığın ve özgürlük amaçlarına göre savaşı yürütmenin öncüleşen komutanı olmuştur. Olmazın dayatıldığı zorlu koşullar içerisinde onun Önderliğe ve mücadeleye olan bağlılığı Agit arkadaşı mücadelemizin yılmaz komutanlarından kılmıştır. Silahlı mücadelemizin öncüleşen yiğit komutanlarından Agit arkadaşın kişiliğini anlamaya çalışmak, tarzını çözümlemek bir anlamıyla savaş tarihimizi anlamak ve çözümlemek olacaktır. Çünkü Agit arkadaş hakikat ve özgür yaşam aşığıdır. O Önderlikle arkadaş olmanın ilkelerini kendi yaşamıyla ve eylemiyle pratikleştirmiştir. Aradan yıllar geçmesine rağmen Agit arkadaşı mücadelemizin unutulmaz yılmaz komutanı kılan bu gerçekliktir. Mücadelenin imkanlarının sınırlı olduğu koşullarda, herkesin olmazı dayattığı, başaramayız dediği bir dönemde Agit arkadaş başarının adı olmuştur. O dönemlerde iç tasfiyeciliğin ve çeteciliğin etkisiyle 15 Ağustos atılım kararı geciktirilmiştir. Ama Agit arkadaş her şeye rağmen bu atılımı gerçekleştirmek için dayatıcı olmuş ve grubu yola çıkarken en önde yer almıştır. Agit arkadaşı agitleştiren onun yaşamı, eylemi, savaşı, Önderliğe olan bağlılığı, ülke sevgisi, toprağa bağlılığı ve özgürlük için gözünü kırpmadan her zorluğa göğüs germesidir. Bugün varız diyebiliyorsak, dağlarda özgürce soluyabiliyorsak ve özgür yaşam savaşını devam ettirebiliyorsak bu Agit arkadaşın sayesindedir. Agit arkadaş ve agitleşen yoldaşlarımız sayesindedir. Bizi biz eden bu değerlerimizi hiçbir zaman unutmamalı, onların yolunda yürümeli, onları yaşamımızın özgürlük manifestoları haline getirmeliyiz.
Agit arkadaşın günlüğünü okuduğumuzda Onun mücadeleye olan bağlılığını, Önderliğe ve halka olan sevgisini çok daha yakından görürüz. Agit arkadaş soğuk havada üzerindeki montu çıkarıp üşüyen savaşçısının üzerine örtecek kadar merhametli ve sıcak bir yüreğe, herkesin ‘olmaz, başaramayız’ dediği bir dönemde düşmana kin ve öfkeyle yönelecek kadar intikam duygularına sahip bir kişiliktir. Gabarın her yeri Agit arkadaşın anılarıyla doludur. Düşmanın bugün dahi Gabar’da sonuç alamaması Agit arkadaşın burada yarattığı ruhtan, heybetten kaylanmaktadır Bugün bile yıllar öncesinden sadece bir kere bile Onu gören kişilerin etkisinden kurtulamaması Onun bu erdemli ve soylu kişiliğinden kaynaklanmaktadır. Bugün yüzlerce Kürt gencinin adı Agittir. Yine özgürlük militanlarının temel hedeflerinden biri Agit arkadaş gibi komutanlaşmak, Önderliğe, halka ve şehitlere layık militanlar olmayı başarmaktır. Agit deyince kararlılık, cesaret, fedakârlık, bireysel kaygılardan arınmışlık, kendini adamışlık, taktikte yaratıcılık, tarzda sonuç alıcılık ve komutanlıkta ustalık gelir akla. 28 Mart 1986’da Gabar’da hala tam anlamıyla aydınlatılmayan bir biçimde şahadete ulaşan şanlı 15 Ağustos atılımının yiğit komutanı Agit arkadaşın mücadelemiz içerisinde oynadığı rolü Önderliğimiz şu biçimde anlatır;
“Bu yoldaş, şahsında PKK’nin askeri siyasetini en tutarlı temsil eden bir yoldaştı. 15 Ağustos Hamlesi’ni başlatmak kadar, bunun pratik gerçekleştirme uygulamalarından da kendini sorumlu gördü. Gerek teorik çözümü ve gerekse pratik çabaları nedeniyle önde gelen bir temsilcisi olduğu tartışmasızdır. Bu yoldaşımızın gerçeğini çözümlemek demek, ARGK’nin çözümlemesini yapmak demektir. Ve hele hele bu hamle’nin üzerinden tam ondört yıla yakın bir süreç geçmişken ve daha da önemlisi asi-avare çete anlayışında teslimiyet ve ihanete doğru bir gelişme ortaya çıkmışken, bu yoldaşımızın şahsında ARGK çözümlemesi her bakımdan büyük bir önem taşımaktadır. Mahsum yoldaşımız şahadetinden az önce bütün gerilla güçlerimize de bir perspektif olarak anlaşılması gereken bir değerlendirmeyi geliştiriyor. Ana hatlarını şöyle özetlemek mümkündür: birincisi bu asi- avare çete anlayışının tehlikelerini gördüğü gibi bu Şemdin unsurunun daha o günlerde ARGK’lileşmenin önünde ciddi bir engel olduğunu görüyor ve bizzat ‘Sen köylü kurnazlığıyla gerilla ordusunun parti öncülüğü temelinde gelişmesini bozmak istiyorsun, ama ben sana bu fırsatı vermeyeceğim’ biçiminde bir belirlemesi vardır ve bu belirleme şimdi daha iyi anlaşılıyor ki, işin özünü dile getiriyor. 15 Ağustos olduğunda Agit arkadaş ‘Eğer bunlar halkla ilişkilerini düzeltmezlerse, kadrodurlar, eğitimlerini iyi yapmazlarsa 1985 yılının sonu iflastır’ diyordu. Nitekim öyle de oldu, şimdiye kadar da devam ediyor. Zorbela ben yürütüyorum. Burada isyancılığınızı durduruyorsunuz. Halen de burada daralıyorsunuz. Heval, sen savaşı mahvettin. Eğer vicdanın varsa, açtığım bu hususlar üzerinde biraz dur.”
Önderliğimizin de belirttiği gibi yürüttüğümüz savaşın doktrinini özgürlük amaçlarımız doğrultusunda yeniden daha güçlü bir biçimde oluşturmak istiyorsak öncelikli olarak yapmamız gereken Agit arkadaşı ve 15 Ağustos atılımını analize tabi tutmak olacaktır. Agit arkadaş daha o dönemlerde PKK’lileşmeden yürütülen bir savaşımın dönemsel olarak sonuçları ne kadar olumlu olsa dahi stratejik anlamda bir değeri olmadığını ifade etmiştir. Savaşı kazanmanın yolu PKK’lileşmekten geçmektedir. Bugün istenilen düzeyde bir başarıya ulaşılamıyorsa bu tam olarak partileşme esaslarına göre savaşı yürütmememizden kaynağını almaktadır. Dün olduğu gibi bu günde çeteci kişiliklerin en temelde yapmak istedikleri savaşımımızı özgürlük ilkelerinden ve amaçlarından uzaklaştırarak neye hizmet ettiği belli olmayan bir savaş tarzı açığa çıkarmaktır. Önderliğimiz bugün düşmanın elinde fiziki olarak esaret altındaysa bu bizlerin savaşı Apocu tarzda yürütememesinden kaynaklanmaktadır. Apocu tarzda ve PKKlileşerek yürütülen bir savaş mutlak surette başarıyı ve özgürlüğü getirecektir. HPG güçleri olarak geçmiş pratiklerin aydınlatıcılığında ve öğreticiliğinde önümüzdeki süreç görevlerine yüklenmek en temel görevimizdir. Başarının yolu da özgürlüğün yolu da savaşın Önderlik çizgisinde yürütülmesinden geçmektedir. Özgürlük hareketimize inkâr ve imha konseptinin dün olduğu gibi bugünde dayatıldığı koşullarda Önderlik çizgisinde mücadeleyi yükseltmek ve PKK’lileşerek savaşı kazanmak namus borcumuzdur. Önderliğimiz son görüşme notlarında da namus kavramı üzerinde duruyordu. Eski kürdün namus anlayışı 15 Ağustos atılımıyla aşılmış, özünde namus kavramına yeni anlamlar biçilmiştir. Namus Önderliğe, ülkeye, şehitlere bağlı olmak ve onlar için yaşamak, onlar için savaşmaktır. Bugün mevcut koşullarda Önderliğin ve hareketimizin imhasını dayatmak için hem içten tasfiyecilik geliştirilerek yaşamımız marjinalleştirilmeye çalışılmakta hem de dıştan sürekli olarak süren saldırılarla hareketimiz tasfiye edilmeye çalışılmaktadır. Her yönüyle saldırıların olduğu bir dönemden geçtiğimiz tüm güçlerimiz tarafından bilinmektedir. Bu nedenlerle komple militan bir kişiliğe ulaşmak bizler için kaçınılmazdır. Davranıştan, söylemlere, davranış biçiminden yaşam tarzına kadar, taktik ustalıktan gerilla tarzının doğru uygulanmasına kadar yeni ve özgür düşünen kişiliklerin yaratılmasına ihtiyaç vardır. Parti içinde sınıf ve cins mücadelesini yükseltmek, her dönemde olduğu gibi bu günde ideolojik mücadeleyi derinleştirmek olmazsa olmaz kabilindendir. Böylesi dönemler salt iyi niyetlerle yürütülemez. Bu tür süreçlerde komple bir katılım her dönemdekinden daha fazla gerekmektedir. Bu dönem şehitlerine ve Agit arkadaşa ancak böyle layık olabiliriz. Burada Erdal arkadaşı anmadan geçmek istemiyorum. Erdal arkadaş’ta kişiliğini Gabar’da Agit arkadaşın patikalarında dolaştığı, köylerinde örgütleme yaptığı, sarınçlarından su içtiği topraklarda yaratmıştır. Erdal arkadaş bir anlamıyla Agit arkadaşın öğrencisidir. Erdal arkadaşın Önderliğe ve mücadeleye yaklaşımı Agit ruhuyla olmuştur. Talihsiz bir biçimde şahadete ulaşan Erdal arkadaş yaşamıyla ve Apocu duruşuyla herkese güven vermekteydi. Erdal arkadaşta mücadelemiz içerisindeki örnek duruşu ve katılımıyla biz özgürlük militanlarına çok şey öğretti. Erdal arkadaşın kadınla yoldaşlığı da klasik erkek yaklaşımlarının çok ötesindeydi. Kadınla özgürlük ilkeleri temelinde arkadaş olmayı esas alan Erdal arkadaş, kadın karşısında özgürlük öğretisi dışında bir yaklaşıma asla girmedi ve böylesi bir yaklaşımın geliştirilmesine izin vermedi. Yine özgürlük hareketimize tasfiyeciliğin dayatıldığı, iç çeteciliğin kendisini pervasızca örgütlediği dönemlerde Erdal arkadaş her zaman Önderlik çizgisinden yana tavrını koydu. Ve savaşın yılmaz komutanı olduğu gibi özgürlük ilkelerinin ve özgürlük çizgisinin de yılmaz komutanı olmayı başardı. Dolayısıyla Erdal arkadaş Agit arkadaşın ardılı olmayı, özgürlük mücadelemizin öncüleşen komutanı olmayı başardı.
Sonuç itibariyle 15 Ağustos Atılımının yirmibeşinci yılını geride bırakıp yirmiltıncı yılına girdiğimiz bugünlerde başta büyük komutanımız yiğit insan Agit ( Mahsum Korkmaz) arkadaşı saygıyla anıyor, bugünün yıldönümü vesilesiyle şehitlerimizin anılarına bağlılığın gereği olarak mücadeleyi yükseltme kararlılığımızı belirtiyor, Önderliğimizin öğretisinde derinleşme, özgürlük çizgisinde kendimizi yeniden yapılandırma kararlılığımızı bir kez daha yineliyoruz. Şunu bir kez daha belirtebiliriz ki bu dönemde Agit ve Erdal gibi çalışan beyinlere, Önderlik ve özgürlük için atan yüreklere ihtiyaç vardır. Bu çizgiyi en temelde yaşamsallaştırmakla sorumlu olanda HPG ve YJA STAR güçlerimizdir. Güçlerimizin Agit ve Erdal ruhuyla ve bağlılığıyla çalışmalara katılacağına, onların Önderlik ve süreç karşısındaki hassasiyetini göstereceklerine, onlar gibi her saniyelerini mücadele etrafında öreceklerine ve başarı militanlığını yaşam tarzı haline getireceklerine inanıyor, zafer yürüyüşlerinde üstün başarılar diliyoruz.
 

 
 
PAJK (Partiya Azadiya Jin a Kurdistan) Resmi Sitesidir
PAJK Online © 2006-2007 Tüm hakları saklıdır