|
15 AĞUSTOS ATILIM RUHUNUN GÜNCELLEŞMİŞ İFADESİ
ARGK’NİN MİRASÇISI VE AGİT ARKADAŞIN ESERİDİR
|
Her halkın tarihinde dönemeç niteliğinde olan süreçler
ve bu süreçlere yön veren kahraman kişilikler vardır.
Kürdistan tarihini irdelediğimizde de özellikle özgürlük
hareketimizin 27 Kasım 1978’de kuruluşuyla en büyük
dönemeçlerinden birini yaşadığını görürüz. İşte 15
Ağustos 1984’te de bu kuruluş niteliğinde olan bir
silahlı atılımla Eruh- Şemdinli’de Agit arkadaş
komutasında silahlı mücadele tarihimiz başlamıştır.
Kürdistan tarihi açısından dönemeç niteliğinde olan bu
atılımı değerlendirdiğimizde atılımın salt askeri bir
anlam içermediğini görürüz. 15 Ağustos atılımını salt
askeri bir atılım olarak değerlendirmek, bu atılımın
nedenlerini anlamamak kadar sonuçlarına da yüzeysel ve
sığ yaklaşmak anlamına gelmektedir. Kürt halkı açısından
tarihin sayfalarından silinmeyle yüz yüze olunduğu,
varlık- yokluk ikileminin gündemde olduğu, insan olarak
anlam yitiminin yaşandığı bir dönemde böylesi bir
silahlı atılımın gerçekleşmesi hem tarihi hem güncel
önem arz etmektedir. 12 Eylül faşizminin ağır
etkilerinin yaşandığı, baskı ve işkencelerle halkın
iradesinin kırıldığı, kadroların zindanlarda teslim
alınmaya çalışıldığı bir dönemden sonra gerçekleştirilen
bu atılım güven, inanç, irade ve özgürlüğü anlamınca
yaşamanın adı olmuştur. Mücadele tarihimizde 15 Ağustos,
özgür yaşam uğruna en kahredici, işkenceli koşullar
altında varlığını adama ve bu doğrultuda ülkesine,
halkına, insanlığına sahip çıkma adına büyük ve soylu
direniş kararının verildiği günün adı olmuştur. Bu
atılımla Apocu ruhun kişilikte yarattığı özgürlük düzeyi
ve asla özgür yaşamdan vazgeçmeme kararlılığı kendisini
en yalın bir biçimde ifade etmiştir. Aslında bu atılım
bir özgürlük atılımıdır. Bu atılımın özgürlük atılımı
olarak değerlendirilmesinin nedeni, 12 Eylül’ün insanı
insanlığından uzaklaştıran, iradesini kıran tüm baskıcı,
tahakkümcü ve çirkin uygulamalarına karşı dost düşman
herkese hakikat ve özgür yaşam aşkının ne olduğunun
gösterilmesidir. Mücadele tarihimizde Mazlumlarla
başlayan, Hayri Durmuş ve Kemal Pirlerle devam eden bu
direniş geleneğine dünyanın başka bir yerinde rastlamak
oldukça zordur. PKK en zor koşullarda ve en sınırlı
imkânlarla Apocu ruhla direnme gerçekliğini bu kahraman
şehitlerimizle ortaya koymuştur. Zorluklarla,
umutsuzlukla, güvensizlikle karşı karşıya olunduğu halde
bu direniş, yaşama bağlılığın, inanç ve umudun Agit
arkadaşın komutasında ve 15 Ağustos atılımında
zirveleşmesidir. Bu ruh nasıl olmuştur da Kürt
toplumunda filizlenmiştir ve nasıl olmuştur da
Kürdistan’ın kalbi olan Botan’da sıkılan bu ilk kurşun
özgürlük mücadelesi yürütenlere esin kaynağı olmuştur?
Tarihsel olarak ataerkil devletçi sisteme geçişle
birlikte oluşan sınıflaşma sosyal ve siyasal anlamda
toplumda yoğun parçalanmaları yaratmıştır. Ama Kürt
halkının özündeki adaleti, özgürlük özlemini tümden yok
edememiştir. Çünkü doğal toplumdaki özgürlük anlayışı
toplumsal ve ruhsal gen olarak Kürt kadınında ve
erkeğinde kırıntı düzeyinde de olsa varlığını hep
korumuştur. Kırıntı düzeyinde de olsa özgürlük özlemi
fırsatı doğduğunda Kürt halkını ilk filizlendiği,
kendisini özgürlüğe yakın hissettiği doğa parçası
dağlara yöneltmiştir. Dağlar aslında bir anlamıyla Kürt
halkının özgürlük aşkının kıblegahı olmuştur. Dağlar ve
silah Kürt halkının ayrılmaz parçalarıdır. Kürt
insanıyla tarihsel bir birlikteliği olan bu iki olgudan
sınıflı topluma geçişle birlikte uzaklaşma ve şehirlere
koşma yaşanmış, bu Kürt kişiliğinin özünden uzaklaşarak
kendine yabancılaşmasına ve köleleşmesine neden
olmuştur. 20. Yüzyılda Kürt kadınını ve erkeğini
özgürlük değil tutsaklık, bağımsızlık değil kölelik
birbirine yakınlaştırmıştır. Bir anlamda 15 Ağustos Kürt
kadını ve erkeğinin kaderini buluşturan milattır.
Varolan toplumsal, ruhsal, fiziksel tutsaklık Kürt
kadını ve erkeğini özgürlük arayışı paydasında
buluşturmuştur. Bu anlamıyla 15 Ağustos özgürlük atılımı
Kürdün tanrılarından özgürlük ateşini çalma eylemidir.
Bu kutsal eylemde Kürt kadını ve erkeği eylemiyle ve
canıyla ortak olmuştur. Bu özgürlük atılımı savaş-
kölelik, savaş- özgürlük, savaş- hükümranlık, savaş-
siyaset, savaş- ekonomi, savaş- aşk, savaş- kadın,
savaş- erkek, savaş -ilişki, savaş- yurtseverlik, savaş-
kahramanlık, savaş- barış ilişkisinin Kürdün şahsında
dağların dilinden yeniden ele alınması ve
anlaşılmasıdır. Bu bir anlamıyla Kürdün özgür kimlik ve
kişilik kazanma savaşıdır. Kürdün zihniyet devrimi,
Rönesans hareketinin temelidir. Kürt kişiliğinin kendine
sıktığı ilk kurşunla tarih, özgürlük, ülke, toprak,
yurtseverlik ve doğayla kurduğu yürek ve beyin
ortaklaşmasının eylem ilişkisi ve köprüsüdür. Kürdün
kendindeki geri ve geleneksel yönlerle savaştığı, güzel
ve hakikate dair yanları savaşla fark ettiği bir
gerçekliktir. 15 Ağustos Kürt insanının kendi yeniden
yaratmasının adıdır. Yaşam ve ölüm diyalektiğinin Kürdün
şahsında derin anlamlara bürünmeye başladığı ölümü
öldüren, ölümü Kürt için kader olmaktan çıkaran yaşam
eylemidir. 15 Ağustos Kürdün tarih, toplum, sınıf, doğa,
cins ile olması ve olmaması gereken ilişki ölçülerini
beraberinde doğuran bir ölçü devrimidir, doğrultu
rehberidir. Bu eylem silahlı bir eylem olduğu kadar
kendini yeniden üretmesini ve yaratmasını bilen yaratıcı
zihniyetin ve inanmış yüreğin tarihi eylemidir.
Düşmanın dün olduğu gibi bu günde öldürmek istediği bu
inanç, özgür yaşama bağlılık ve özgürlük umududur. Türk
ordusunun ve hükümetinin Önderliğimiz üzerindeki tecrit
koşullarını gün geçtikçe ağırlaştırması ve gerilla
güçlerimize yönelik olarak geliştirdiği operasyonlar,
halkımızı gözaltına alma, tutuklama ve işkencelerden
geçirerek iradesini kırmak bu uygulamaların en somut
ifadesidir. Şu mutlak surette bilinmelidir. 15 Ağustos
ruhunu yaratan Önderliğimizdir. Bugün bu ruhun en güçlü
direnişçisi ve en soylu kahramanı da Önderliğimizdir.
Bugün Önderliğimize ve halkımıza karşı uygulanan
yöntemler 12 Eylül faşizminin yöntemlerini aratmamakta
hatta bu yöntemleri geride bırakmaktadır. Nasıl ki
düşman yıllar öncesinde yoldaşlarımızın direnişi
karşısında arkadaşlarımızın ruhunu öldürmeye çalıştıysa
ve bunu başaramadıysa bugün de özgürlük militanları
şahsında Apocu ruhu öldürmeyi hedeflemektedir. Ancak şu
herkes tarafından bilinmelidir ki Apocu ruh asla
öldürülemez. Çünkü bu ruh yüreklere ve beyinlere
kazılmış, tarihi kanla yazılmıştır. Bugün 15 Ağustos
atılım ruhunun güncelleşmiş ifadesi olan ARGK’nin mirası
üzerinden kendini örgütleyen HPG güçleri düşmanın inkâr
ve imha konsepti karşısında bu ruh, kararlılık ve
inançla çalışmalara öncü düzeyde katılmayı ve ölümüne
fedai bağlılıkla zaferi yaratmayı esas almaktadır.
Yıllar öncesinde mücadelemizin ilk aşamalarında en
sınırlı imkânlarla, hiç kimsenin başarıya inanmadığı bir
ortamda bunu gerçekleştiren Apocu gerillalar şimdi
bundan kat be kat fazlasını geliştirme yükümlülüğüyle
karşı karşıyadırlar. Aslında HPG tarafından 1 Haziran
2004’te geliştirilen atılım Apocu ruhun, Agit arkadaşın
etkili ve sonuç alıcı tarzının HPG içerisinde
güncelleştirilerek geliştirilmesi amacını taşımaktaydı.
Her ne kadar eksik ve yetersiz kalan yönleri olsa da, bu
atılımı başlatan, geliştiren ve bugün daha da anlamlı
kılan şehitlerimizle gerilla mücadelemiz hem taktik
yaratıcılık hem de taktik ustalık anlamında ivme
kazandı. 1 Haziran atılım kararı da aynı 15 Ağustos
atılım kararı gibi dıştan düşmanın yoğun yönelimlerinin
olduğu içten ise tasfiyeciliğin kendisini pervasızca
dayattığı zorlu koşullar altında alındı. Yaşanan
tasfiyecilikle hareketimiz uçurumun kenarına getirilmek,
emperyalist güçlere teslim edilmek istendi. 1 Haziran
hamle kararının alınmaması için iç çetecilik çok çaba
sarf etti. Hatta bu kararın alınması tasfiyeci güçleri
oldukça korkuttu ve kararın alınmasını geciktirmek için
ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Tüm tasfiyeci ve
provakatif çabalara rağmen alınan kararın pratikleşmesi
ve yaşanan soylu kahramanlıklar Önderlik çizgisinin
zafer kazanmasına ve ihanetçi çizginin bir kez daha bu
gerçeklik karşısında yenilmesine yol açtı. Bu vesileyle
1Haziran atılımını başlatan ve geliştiren şehitlerimiz
Kendal Baz, Sılav, Resul, Roni, Nucan, Mahir, Sorxwin ve
Yıldız arkadaşları saygıyla anmayı bir borç biliyorum.
Yine tasfiyeciliğin dayatıldığı , birçok kişinin
bireysel yaşam arayışı peşinde olduğu bir dönemde yüzünü
kuzeye dönen ve Önderliksiz yaşamı asla kabul etmeyen
şehitlerimizden Beritan, Sema ve Rızgar arkadaşlar Agit
arkadaşın ruhunu ve komuta tarzını kendi kişiliklerinde
somutlaştıran ve bu gün açısından bizim duruşumuzu
belirleyen temel çizgidirler. Bu şehitler gerçeği
üzerinden özgürlük atılımımızın gerçekleşmesi dün olduğu
gibi bugünde PKK gerillasının yenilmezliğini herkese
gösterdi. Tabi bugün nasıl 1Haziran atılım kararını
almak kolay olmadıysa o dönemde de 15 Ağustos Atılım
kararını almak kolay olmamıştır. O dönemde de
işbirlikçiler Güneyden yola çıkan ilk grubu Şahin
Kılavuz onların sorumluluğunda Hezil suyunda imha
etmişlerdir. Yeni yeni gelişen özgürlük umudu, bu
karanlık güçler tarafından boğulmaya çalışılmıştır.
Kararlı ve inançlı yapıda güvensizlik yaratılması
hedeflenmiştir. Bu tarihi adımları atmak ne kadar
ürkütücü olsa da Agit arkadaş hesapsız, korkusuz ve
cesaretli katılımıyla özgürlük yürüyüşünü görkemli bir
biçimde başlatmıştır. Agit arkadaş tutarlı bir
sorumluluk anlayışı ve Önderliğin talimatlarına
bağlılığıyla bu yürüyüşü mutlaka başaracağız demiştir.
Toprağa olan bağlılığı, özgürlük hislerinin güçlülüğü
hepsinden önemlisi Önderlik aşkı Onun bu adımı başarıyla
atmasına neden olmuştur. O dönemlerde de bozguncular,
kendi bireysel yaşamlarına düşkün olanlar, benciller,
tarihi sorumluluklardan habersiz olanlar, özgürlükten
habersiz kendini yaşamak isteyenler vardır. Ancak
provokatörlerin harcadıkları yoğun çabalara rağmen bu
atılım gecikmeli de olsa başlatılmıştır.
Tabi burada yiğit komutanımız Agit arkadaşın PKK
çizgisinde öncüleşen komuta kişiliğinin etkisi
belirleyici rol oynamaktadır. Agit arkadaş Önderlik
çizgisine, özgür yaşam felsefesine bağlılığın ve
özgürlük amaçlarına göre savaşı yürütmenin öncüleşen
komutanı olmuştur. Olmazın dayatıldığı zorlu koşullar
içerisinde onun Önderliğe ve mücadeleye olan bağlılığı
Agit arkadaşı mücadelemizin yılmaz komutanlarından
kılmıştır. Silahlı mücadelemizin öncüleşen yiğit
komutanlarından Agit arkadaşın kişiliğini anlamaya
çalışmak, tarzını çözümlemek bir anlamıyla savaş
tarihimizi anlamak ve çözümlemek olacaktır. Çünkü Agit
arkadaş hakikat ve özgür yaşam aşığıdır. O Önderlikle
arkadaş olmanın ilkelerini kendi yaşamıyla ve eylemiyle
pratikleştirmiştir. Aradan yıllar geçmesine rağmen Agit
arkadaşı mücadelemizin unutulmaz yılmaz komutanı kılan
bu gerçekliktir. Mücadelenin imkanlarının sınırlı olduğu
koşullarda, herkesin olmazı dayattığı, başaramayız
dediği bir dönemde Agit arkadaş başarının adı olmuştur.
O dönemlerde iç tasfiyeciliğin ve çeteciliğin etkisiyle
15 Ağustos atılım kararı geciktirilmiştir. Ama Agit
arkadaş her şeye rağmen bu atılımı gerçekleştirmek için
dayatıcı olmuş ve grubu yola çıkarken en önde yer
almıştır. Agit arkadaşı agitleştiren onun yaşamı,
eylemi, savaşı, Önderliğe olan bağlılığı, ülke sevgisi,
toprağa bağlılığı ve özgürlük için gözünü kırpmadan her
zorluğa göğüs germesidir. Bugün varız diyebiliyorsak,
dağlarda özgürce soluyabiliyorsak ve özgür yaşam
savaşını devam ettirebiliyorsak bu Agit arkadaşın
sayesindedir. Agit arkadaş ve agitleşen yoldaşlarımız
sayesindedir. Bizi biz eden bu değerlerimizi hiçbir
zaman unutmamalı, onların yolunda yürümeli, onları
yaşamımızın özgürlük manifestoları haline getirmeliyiz.
Agit arkadaşın günlüğünü okuduğumuzda Onun mücadeleye
olan bağlılığını, Önderliğe ve halka olan sevgisini çok
daha yakından görürüz. Agit arkadaş soğuk havada
üzerindeki montu çıkarıp üşüyen savaşçısının üzerine
örtecek kadar merhametli ve sıcak bir yüreğe, herkesin
‘olmaz, başaramayız’ dediği bir dönemde düşmana kin ve
öfkeyle yönelecek kadar intikam duygularına sahip bir
kişiliktir. Gabarın her yeri Agit arkadaşın anılarıyla
doludur. Düşmanın bugün dahi Gabar’da sonuç alamaması
Agit arkadaşın burada yarattığı ruhtan, heybetten
kaylanmaktadır Bugün bile yıllar öncesinden sadece bir
kere bile Onu gören kişilerin etkisinden kurtulamaması
Onun bu erdemli ve soylu kişiliğinden kaynaklanmaktadır.
Bugün yüzlerce Kürt gencinin adı Agittir. Yine özgürlük
militanlarının temel hedeflerinden biri Agit arkadaş
gibi komutanlaşmak, Önderliğe, halka ve şehitlere layık
militanlar olmayı başarmaktır. Agit deyince kararlılık,
cesaret, fedakârlık, bireysel kaygılardan arınmışlık,
kendini adamışlık, taktikte yaratıcılık, tarzda sonuç
alıcılık ve komutanlıkta ustalık gelir akla. 28 Mart
1986’da Gabar’da hala tam anlamıyla aydınlatılmayan bir
biçimde şahadete ulaşan şanlı 15 Ağustos atılımının
yiğit komutanı Agit arkadaşın mücadelemiz içerisinde
oynadığı rolü Önderliğimiz şu biçimde anlatır;
“Bu yoldaş, şahsında PKK’nin askeri siyasetini en
tutarlı temsil eden bir yoldaştı. 15 Ağustos Hamlesi’ni
başlatmak kadar, bunun pratik gerçekleştirme
uygulamalarından da kendini sorumlu gördü. Gerek teorik
çözümü ve gerekse pratik çabaları nedeniyle önde gelen
bir temsilcisi olduğu tartışmasızdır. Bu yoldaşımızın
gerçeğini çözümlemek demek, ARGK’nin çözümlemesini
yapmak demektir. Ve hele hele bu hamle’nin üzerinden tam
ondört yıla yakın bir süreç geçmişken ve daha da
önemlisi asi-avare çete anlayışında teslimiyet ve
ihanete doğru bir gelişme ortaya çıkmışken, bu
yoldaşımızın şahsında ARGK çözümlemesi her bakımdan
büyük bir önem taşımaktadır. Mahsum yoldaşımız
şahadetinden az önce bütün gerilla güçlerimize de bir
perspektif olarak anlaşılması gereken bir
değerlendirmeyi geliştiriyor. Ana hatlarını şöyle
özetlemek mümkündür: birincisi bu asi- avare çete
anlayışının tehlikelerini gördüğü gibi bu Şemdin
unsurunun daha o günlerde ARGK’lileşmenin önünde ciddi
bir engel olduğunu görüyor ve bizzat ‘Sen köylü
kurnazlığıyla gerilla ordusunun parti öncülüğü temelinde
gelişmesini bozmak istiyorsun, ama ben sana bu fırsatı
vermeyeceğim’ biçiminde bir belirlemesi vardır ve bu
belirleme şimdi daha iyi anlaşılıyor ki, işin özünü dile
getiriyor. 15 Ağustos olduğunda Agit arkadaş ‘Eğer
bunlar halkla ilişkilerini düzeltmezlerse, kadrodurlar,
eğitimlerini iyi yapmazlarsa 1985 yılının sonu iflastır’
diyordu. Nitekim öyle de oldu, şimdiye kadar da devam
ediyor. Zorbela ben yürütüyorum. Burada isyancılığınızı
durduruyorsunuz. Halen de burada daralıyorsunuz. Heval,
sen savaşı mahvettin. Eğer vicdanın varsa, açtığım bu
hususlar üzerinde biraz dur.”
Önderliğimizin de belirttiği gibi yürüttüğümüz savaşın
doktrinini özgürlük amaçlarımız doğrultusunda yeniden
daha güçlü bir biçimde oluşturmak istiyorsak öncelikli
olarak yapmamız gereken Agit arkadaşı ve 15 Ağustos
atılımını analize tabi tutmak olacaktır. Agit arkadaş
daha o dönemlerde PKK’lileşmeden yürütülen bir savaşımın
dönemsel olarak sonuçları ne kadar olumlu olsa dahi
stratejik anlamda bir değeri olmadığını ifade etmiştir.
Savaşı kazanmanın yolu PKK’lileşmekten geçmektedir.
Bugün istenilen düzeyde bir başarıya ulaşılamıyorsa bu
tam olarak partileşme esaslarına göre savaşı
yürütmememizden kaynağını almaktadır. Dün olduğu gibi bu
günde çeteci kişiliklerin en temelde yapmak istedikleri
savaşımımızı özgürlük ilkelerinden ve amaçlarından
uzaklaştırarak neye hizmet ettiği belli olmayan bir
savaş tarzı açığa çıkarmaktır. Önderliğimiz bugün
düşmanın elinde fiziki olarak esaret altındaysa bu
bizlerin savaşı Apocu tarzda yürütememesinden
kaynaklanmaktadır. Apocu tarzda ve PKKlileşerek
yürütülen bir savaş mutlak surette başarıyı ve özgürlüğü
getirecektir. HPG güçleri olarak geçmiş pratiklerin
aydınlatıcılığında ve öğreticiliğinde önümüzdeki süreç
görevlerine yüklenmek en temel görevimizdir. Başarının
yolu da özgürlüğün yolu da savaşın Önderlik çizgisinde
yürütülmesinden geçmektedir. Özgürlük hareketimize inkâr
ve imha konseptinin dün olduğu gibi bugünde dayatıldığı
koşullarda Önderlik çizgisinde mücadeleyi yükseltmek ve
PKK’lileşerek savaşı kazanmak namus borcumuzdur.
Önderliğimiz son görüşme notlarında da namus kavramı
üzerinde duruyordu. Eski kürdün namus anlayışı 15
Ağustos atılımıyla aşılmış, özünde namus kavramına yeni
anlamlar biçilmiştir. Namus Önderliğe, ülkeye, şehitlere
bağlı olmak ve onlar için yaşamak, onlar için
savaşmaktır. Bugün mevcut koşullarda Önderliğin ve
hareketimizin imhasını dayatmak için hem içten
tasfiyecilik geliştirilerek yaşamımız
marjinalleştirilmeye çalışılmakta hem de dıştan sürekli
olarak süren saldırılarla hareketimiz tasfiye edilmeye
çalışılmaktadır. Her yönüyle saldırıların olduğu bir
dönemden geçtiğimiz tüm güçlerimiz tarafından
bilinmektedir. Bu nedenlerle komple militan bir kişiliğe
ulaşmak bizler için kaçınılmazdır. Davranıştan,
söylemlere, davranış biçiminden yaşam tarzına kadar,
taktik ustalıktan gerilla tarzının doğru uygulanmasına
kadar yeni ve özgür düşünen kişiliklerin yaratılmasına
ihtiyaç vardır. Parti içinde sınıf ve cins mücadelesini
yükseltmek, her dönemde olduğu gibi bu günde ideolojik
mücadeleyi derinleştirmek olmazsa olmaz kabilindendir.
Böylesi dönemler salt iyi niyetlerle yürütülemez. Bu tür
süreçlerde komple bir katılım her dönemdekinden daha
fazla gerekmektedir. Bu dönem şehitlerine ve Agit
arkadaşa ancak böyle layık olabiliriz. Burada Erdal
arkadaşı anmadan geçmek istemiyorum. Erdal arkadaş’ta
kişiliğini Gabar’da Agit arkadaşın patikalarında
dolaştığı, köylerinde örgütleme yaptığı, sarınçlarından
su içtiği topraklarda yaratmıştır. Erdal arkadaş bir
anlamıyla Agit arkadaşın öğrencisidir. Erdal arkadaşın
Önderliğe ve mücadeleye yaklaşımı Agit ruhuyla olmuştur.
Talihsiz bir biçimde şahadete ulaşan Erdal arkadaş
yaşamıyla ve Apocu duruşuyla herkese güven vermekteydi.
Erdal arkadaşta mücadelemiz içerisindeki örnek duruşu ve
katılımıyla biz özgürlük militanlarına çok şey öğretti.
Erdal arkadaşın kadınla yoldaşlığı da klasik erkek
yaklaşımlarının çok ötesindeydi. Kadınla özgürlük
ilkeleri temelinde arkadaş olmayı esas alan Erdal
arkadaş, kadın karşısında özgürlük öğretisi dışında bir
yaklaşıma asla girmedi ve böylesi bir yaklaşımın
geliştirilmesine izin vermedi. Yine özgürlük
hareketimize tasfiyeciliğin dayatıldığı, iç çeteciliğin
kendisini pervasızca örgütlediği dönemlerde Erdal
arkadaş her zaman Önderlik çizgisinden yana tavrını
koydu. Ve savaşın yılmaz komutanı olduğu gibi özgürlük
ilkelerinin ve özgürlük çizgisinin de yılmaz komutanı
olmayı başardı. Dolayısıyla Erdal arkadaş Agit arkadaşın
ardılı olmayı, özgürlük mücadelemizin öncüleşen komutanı
olmayı başardı.
Sonuç itibariyle 15 Ağustos Atılımının yirmibeşinci
yılını geride bırakıp yirmiltıncı yılına girdiğimiz
bugünlerde başta büyük komutanımız yiğit insan Agit (
Mahsum Korkmaz) arkadaşı saygıyla anıyor, bugünün
yıldönümü vesilesiyle şehitlerimizin anılarına
bağlılığın gereği olarak mücadeleyi yükseltme
kararlılığımızı belirtiyor, Önderliğimizin öğretisinde
derinleşme, özgürlük çizgisinde kendimizi yeniden
yapılandırma kararlılığımızı bir kez daha yineliyoruz.
Şunu bir kez daha belirtebiliriz ki bu dönemde Agit ve
Erdal gibi çalışan beyinlere, Önderlik ve özgürlük için
atan yüreklere ihtiyaç vardır. Bu çizgiyi en temelde
yaşamsallaştırmakla sorumlu olanda HPG ve YJA STAR
güçlerimizdir. Güçlerimizin Agit ve Erdal ruhuyla ve
bağlılığıyla çalışmalara katılacağına, onların Önderlik
ve süreç karşısındaki hassasiyetini göstereceklerine,
onlar gibi her saniyelerini mücadele etrafında
öreceklerine ve başarı militanlığını yaşam tarzı haline
getireceklerine inanıyor, zafer yürüyüşlerinde üstün
başarılar diliyoruz.