DEĞERLENDİRMELER
YEREL SEÇİMLERİN KRİTİKLİĞİ

Ronahi Serhat


Türk Devleti, Kürt sorununa yaklaşımında inkâr ve imha siyasetinde direndikçe Türkiye’nin sosyal, ekonomi ve askeri politikası da bu merkez soruna göre biçim almaktadır. Açıkça görülmektedir ki, Türk Devleti, devlet düzeyinde yerel seçimler için yoğun bir hazırlık yapmaktadır. Yani yerel seçimler göstermelik ‘demokrasinin’ ve TC Anayası’nın bir gereği olarak yerine getirilmekten ziyade Türk Devleti açısından siyasi bir hesaplaşma, güç toplama ve ortaya çıkacak sonuca göre ezbere gelen politikada ‘ya devam ya manevra yapma’ gibi karar verme durumu yaratacaktır. Türkiye’nin 2009’daki iç ve dış siyaseti bu yerel seçim sonuçlarının par aleninde yürütülecek. Bunun yabancısı değiliz. 22 Temmuz 2007’de AKP hükümeti, bin bir yalan ve hile ile genel seçimlerde yüzde 54 oy alınca -ki bu oylara Kürdistan bölgesi de dâhil- Erdoğan Kürtlerin hamasiliğine soyundu. Kendisini Kürtlerin temsilcisi göstermeye çalışarak bunu siyasi ortamlarda dillendirmişti. Kürtleri inkâr politikası başka bir versiyonla iç ve dış siyasette yapılmaya çalışıldı. Genel kimlik olarak Kürtler yok sayılamayacağına göre Kürtler de tercihini AKP hükümetinden yana yapmış olarak göstermeye çalıştı. Bu inkâr öylesine sinsi ve tehlikelidir ki, Kürt halkının özgürlük iradesi Önder Apo’nun reddi, özgürlük mücadelesinin reddi, değerlerinin reddi, kahraman şehitlerinin reddi kısacası politikleşmiş Kürt halkının tüm ideolojik-politik kazanımlarının reddi sayılmaktaydı. Erdoğan, ‘Düşünmezseniz Kürt sorunu yoktur’ ünlü deyişine bir de seçim sonuçlarını gösterge olarak her yerde sunmaya çalıştı. Aynı zamanda Kürt halkının iradesini temsil eden tüm siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel örgütlenmelerin ezilip dağıtılmasını hedeflemekle birlikte, beri yanda her türlü askeri imha ve şiddetle bastırma için orduya yeşil ışık yaktı, kısacası karar topyekun savaşın kendilerince sonuç almasını sağlamaktı. Bu sadece Türkiye legal zeminde ‘DTP Kürt halkını temsil etmiyor’ varsayımına kanıt göstermek için değildi. Önder Apo’yu ve onun çizgisindeki görkemli PKK hareketi, gerillası ve tüm özgürlüksel oluşum Kürtleri temsil etmiyor demeye getirdi. PKK’ yi olsa olsa halktan kopuk marjinal klasik Markist-Leninist zamanı geçmiş radikal bir sol örgütlenme olarak ve etkisizleşip küçülmüş varlığını sürdürmeye çalışan bir örgüt olarak lanse etmeye çalıştı. Bu durumdaki PKK’ye ve Önder Apo’ya ne kadar şiddet, baskı yönelimi gerçekleşirse gerçekleşsin zaten kimsenin fazla sesini çıkaramayacağı bir marjinal durumu yaratmayı hedefledi. Böyle bir durumda PKK’nin ‘terörizm’le yaftalanması daha kolay olacaktı. Genel seçim sonuçlarına göre kendi siyaseti ekseninde bu çıkarsamaları yapan ve durumdan vazife çıkaran AKP, bunu askeri operasyonla tamamlamayı amaçladı. Böylelikle ordunun Güney Kürdistan’a girmesi için gerekli işlemleri hızlandırdı, süreklileşebilecek sınır ötesi operasyon kararını çabucak çıkarttı. Diğer taraftan gerillanın konumlandığı tüm kırsal alanlar başta Botan olmak üzere, her yerde operasyonlar aralıksız sürdürüldü. Nerede bir gerilla varsa imhası için tüm imkanlar seferber edildi. Ancak iç ve dış kamuoyunu gözle görülür ve itirazsız ezme konseptine razı etmek için Güney operasyonunu yapmayı kendisi için kaçınılmaz hale getirdi. Ki zaten günlerce medyada neden operasyon gerektiği tartışılarak bir alt yapı oluşturulmaya çalışıldı.
Gerillası ezdirilmiş, hareket alanı daraltılmış, zayıflatılmış bir PKK’ye teslimiyet dâhil çeşitli dayatmalarda bulunmak zor olmasa gerekti. Türkiye siyasi tarihinde gelmiş geçmiş hangi hükümet bunu başarabilmiştir? AKP iktidarı ve Erdoğan iktidarı böylece sağlamlaşacaktı. Erdoğan ve Yaşar Büyükanıt, Türk sömürgecilik tarihine bir lider olarak geçecekti. Tabiî ki bunların hiçbiri gerçekleşemedi. ‘Evdeki hesap çarşıya uymaz’ misali ordu Zap’ta çakıldı. Bir hafta süren operasyon Türk ordusu ağır yenilgi ve kayıplarıyla geri çekildi. Zap operasyonu, askeri şiddet başarısız olunca AKP’ye de siyasi alanda toplayacağı ürün kalmadı. Tersine Türkiye ciddi anlamda siyasi krize girdi. İtibarı zedelenmiş ordu, medyada günlerce tartışılır oldu. Ordunun temsilciliğini yapan militarist CHP, AKP hakkında kapatma davasıyla gündeme geldi. Karşı taraf Ergenokon davasını başlattı.
Aslında bu süreç Kürt halkına dönük saldırı konsepti Önder Apo’yla başlatıldı. Mart 2007’de hareketimiz tarafından deşifre edilen Önderliğimizin zehirlenme durumu halkta bir infial durumu yarattı. Türk devleti durumu perdelemeye çalıştıysa da başaramadı. Sonunda Kürt halkının CPT heyetinin İmralı Cezaevine gitme istemi kabul gördü. Önderliğimizin yaşamına kast eden tıbbi saldırıların yanı sıra sık sık hücre cezalarının verilmesi, dayanılması zor ağır bir ortamda tutulması İmralı işkencesidir. Ve bu durum hala sürmektedir. Halkımız, AKP’ye savaş hükümeti görevi veren devletin tüm saldırılarına karşılık ‘EDİ BESE’ HAMLESİYLE yeni bir TOPYEKÜN DİRENİŞ sürecini başlattı. 2008 yılı boyunca durmaksızın devam eden görkemli halk serhıldanları direniş çizgisi olarak 2009’da da devam edecektir. Bu direnişin amacı Önder Apo’ya Özgürlük, Kürdistan’a demokratik çözüm ve İmalı cezaevinin tümden kapatılmasıdır. Kürt halkı bunu uzun vadede ulaşacak bir istem ya da heyecan uyandıran bir sloganla dile getirmemektedir. İradesi olarak kabul ettiği Önder Apo’nun özgürlüğünü, Kürt halkının özgürlüğü ve demokratik geleceği olarak gördüğünden, kendisinin özgür kimliği olarak benimsediğinden gerçek anlamda gerçekleşebilir bir özgürlük istemektedir. Bunu da direniş mücadelesiyle sağlayacaktır. Gelinen noktada, Türk Devleti hem genel seçimlere olsun hem yerel seçimlere olsun büyük bir hassasiyetle adeta Kürdistan’a çıkarma yapma hareketiyle yaklaşmaktadır. Devlet neden yerel seçimlere, genel seçimlerde olduğu gibi böyle kritik yaklaşmaktadır: Birincisi yukarıda belirtmeye çalıştığımız gibi topyekün imha konseptine göre siyasi hedefleri var; ikincisi politikleşmiş Kürt gerçekliğinden korkmaktadır. Bu sebeple ne şekilde olursa olsun Kürt halkının politik iradesinin hiçbir şekilde Türkiye kamuoyuna, dünyaya ve siyasi mercilere yansımasını, ifade bulmasını istememektedir. Bunu yapamadığı takdirde ise Kürt demokrasi güçlerinin düşük oy oranıyla temsil düzeyini zayıflatmaktır. Üzerinden çok zaman geçmedi, hatırlayacak olursak 22 Temmuz genel seçimlere de böyle yaklaşmıştı. Ve her şeye rağmen Kürt halkı adına seçilen 20 DTP milletvekillerinin vekilliğini düşürebilmek için az dolaplar çevirmedi. Mantık şudur: Kürt halkı Türkiye yönetiminde demokratik-özgür iradesiyle yer almamalı olsa olsa işbirlikçi, ihanetçi Abdulkadir Aksu gibiler kabul görmüştür, yerelde de kendini yönetmenin siyasi aracı olan belediyelerde de Kürt iradesi devre dışı kalmalıdır.
Şayet Türk Devleti, Kürt iradesinin sandığa düşük oyla yansımasını sağlayabilirse, ya da Kürtler kendi yerleşim bölgelerinde yani Kürdistan'da kendi temsillerini Belediye Başkanı olarak çıkaramazlarsa sonuç ne olacaktır? Devlet AKP eliyle elde ettiği siyasi sonuçlara göre, ‘Bakın Kürt halkı DTP’yi istemiyor, DTP Kürt halkının siyasi temsili değil, Kürtler AKP’yi temsili olarak görüyor’ diyerek bolca siyasi ranta dönüştürecek. Bunun siyasi yönelimi Kürdistan'da daha çok baskı, sindirme olacak. Askeri olarak da AKP ‘ben üzerime düşeni yaptım, gerisi askerin temizlik harekatına kalmıştır’ diyerek beklenen daha çok askeri şiddetin gelişmesi olacaktır. Türkiye’deki siyasi kriz atlatılmaya çalışılmakla birlikte Kürt sorununda demokratik çözümün önü bir süre daha kapanmış olacaktır. Yani kısacası savaş tırmanarak, yaygınlaşarak geliştirilecektir. Kan ve gözyaşı artacaktır. Kürt halkının demokratik siyasi örgütlenmesi bir çizgi olarak tasfiye edilmeye çalışılacaktır. Zaten PKK de Kürt halkının özgürlük eğilimi, özgürlük örgütlenmesi değildir denilecektir. Önder Apo’ya Kürt halkının önderi olarak değil, kişisel bir kimlik olarak bilinçli yaklaşım gösterilecek. Ve İmralı işkencesinin dozajı yükseltilecektir. Bunu şimdi de yapıyorlar. Hatırlayacak olursak Önderlik kendisine gerçekleştirilen İmralı işkencesinin nedeni olarak şunları belirtmişti: ‘“örgütten, özgürlükten, halktan vazgeçmem isteniliyor, bana bu dayatılıyor; nasıl vazgeçerim; bu asla olmayacak!”
Bu seçime aslında deyim yerindeyse inkar ve imhada dayatıcı olan devlet ile inkâr ve imhaya uğrayan ve buna karşı ÖZGÜRLÜK DİRENİŞİNİ sürdüren Kürtler girmektedir. Yerel seçimlere böyle bakmak doğru olacaktır. Bu noktaya vardıran devletin kendisidir. Yoksa özgürlük hareketi olarak varlık ve yokluğumuzu bu yerel seçimlere kilitlemiş değiliz. Ne Türkiye Anayasası demokratiktir, ne Türk Devletinin zihniyeti ve cumhuriyetin vardığı durum demokratik ve iç açıcıdır. Ancak yerel seçim sonucunda kimse nedenlerini sorgulamayıp sonuçları üzerinden hareket edeceğinden ve siyaset yapacağından sonuçlar önem kazanmaktadır. Çeşitli nedenlerle asgari sonuçlar elde etmek bizim için tabiî ki durumu daha da zorlaştıracaktır. Ancak azami sonuç elde etmek, Kürdistan’ı demokratik, özgürlükçü çizgide olan yurtsever-demokratik Kürt adaylarla yerel yönetimini kazanmak önemli lehte sonuçlara yol açacaktır.
Bu bilindiğinden AKP, devlet tarafından kendisine verilen tarihi misyonu yerine getirmekle görevlidir. Bu da Kürtleri ezmektir. Devletin şiddet yüzünü her şeyde, her yerde görmek mümkünken en çok ta AKP pratiğinde, siyasetinde görmek mümkün. Türkiye siyasi tarihinde hiçbir parti, devlet politikalarına ters düşerek iktidarda kalamamıştır Ve yine yakın dönem Türkiye siyasi tarihi (ilgilenenler için söylüyoruz) şunda da yeterince öğretici olmuştur. Kürt sorununda inkâr ve imha siyasetinde direnenler da alaşağı olmuştur. Hükümetler yıkılmıştır. Yani öyle bir çıkmaz ki, devlete göre olunmadığında devlet alaşağı ediyor, devlete göre olup da Kürt sorununda geleneksel ‘kök kazıma’ politikasını değiştirmediğinde sorunun dinamikleri tarafından alaşağı ediliyor.
Sorun şudur: İktidar için siyaset değil, gerçekten toplumsal sorunların çözümü ve örgütlenme aracı olması gereken siyasi partiler, kuruluş amacına denk, toplumsal ahlaka denk görevlerine sahip çıkarlarsa çıkmaz yaşanmayacaktır. AKP’nin böyle bir amacının, pratiğinin, niyetinin ve siyasi kimliğinin olmadığı yeterince anlaşılmıştır. Ne olduğuna dair ise sıralarsak, neoİslamcı, neoliberal, pragmatist, Machıavelli, iktidar düşkünü, iktidar için her şeyi yapabilecek bir tüccar partisi olduğu da anlaşılmıştır. Ayrıca halkı sürü yerine koyan zihniyet değil bu halkı yönetmeye kendisini aday göstermek, ancak cehaletinin ve bayağılığının affını isteyebilir halktan. 1 Mayıs direniş gösterileri sıralarında ‘ayaklar ne zamandan beri baş oldu diyerek’ emekçilerin toplumsal statüsünü kendince aşağılarda belirleyen demokrasi düşmanına bu halk şunu sormaz mı? Seni baş yapan kimdi ve kimin için başsın? Türkiye’deki emekçilerin, tüm toplumsal kesimlerin Erdoğan’dan, partisinden ve diğer milliyetçi, iktidarcı, yetki düşkünü partilerden, siyaset daha çok halka aittir. Siyaset toplumsaldır. Siyaset bir grup elidin, bürokratın, sermayedarın, egemenin tekelindeki halkı kandırma, aldatma, düzmece yalan söyleme dili değildir.
Siyasetin yerelleşmesi, tabandan halk siyasetinin etkin yürütülmesi, halkın kendi ihtiyaçlarını tartışıp çeşitli plan ve projelerle sağlamasının güçlü araçlarından olan yerel yönetimler halkın gerçek temsilcilerinin eline geçmelidir. Bu anlamda DTP’nin ‘özgür yurttaş, özgür kentleşme’ şiarı yerel yönetim anlayışının özet cümlesi olarak heyecan vericidir.
-Kürt sorununda demokratik çözümün siyasi olanaklarını yaratmak;
-İnsanlık onuruna, özgür iradesine sahip çıkmak; savaşın tırmanmasını engellemek;
-Devletin, Kürtlüğe ve Kürdistan’a dair tüm konularda kendisini tek karar gücü, mercii yerine koymaktan vazgeçmesini, sömürgeci kurumların, partilerin Kürdistan’dan sökülüp atılmasını pratikte sağlamak;
—Demokrasinin ancak gerçek demokrasi güçleriyle gerçekleşebileceğini göstermek, ihale, soygun, eş-dosta para kazandırma kapısı olarak süregelen talancı belediyecilik anlayışı yerine yeni özgür belediyecilik anlayışını örgütlemek, halk için, halk tarafından doğrudan yönetime imkân tanımak için DTP belediye başkan adaylarına EVET diyoruz. Cinsiyetçilere, savaş rantçılarına, açığa çıkan ve çıkmayan Ergenekonculara, milliyetçilere, ırkçılara, demokrasi ve halk düşmanlarına bu yerel seçimlerde de sandıklardan HAYIR! Çıkacaktır.
Böylesine kritik siyasi hesapların döndüğü, planların yapıldığı, savaş konseptlerin devreye girdiği, yenilerinin el altında bekletildiği bu süreçte Önder Apo’ya uygulanan hücre işkencesini sonlandırmak için toplumsal refleksimizin daha keskin ortaya konulması kaçınılmazdır. Özgür irademizin keskinliğini eylemlere dönüştürmek kadar toplumsal kuruluş çalışmalarını güçlü örgütlemek açısından yerel yönetimlerin kazanılması son derece önemlidir. Özgürleşmek isteyen her Kürdün, yurtseverin, kadının, gencin, yaşlının, her demokratın irade beyanını seçim sandıklarında da göstermesi, yüksek bir duyarlılık ve bilinçle yaklaşması gerekmektedir. Muhtemelen adayların belirlenmesinde bazı sorunlar, tatmin etmeyen, yeterince iknaa yaratmayan durumlar yaşanmış olabilir. Ancak demokratik, yurtsever Kürt halkı bu sorunları kendi demokratik ortamlarında, platformlarında ele alabilir. Ancak adaylar açıklandıktan sonra artık Kürt halkı için iç siyaset zamanı kapanmıştır. Artık siyasetin yönü ve çalışmalar KAZANMAYA kilitlenmelidir. Unutmayalım ki, iç tartışmaları sürdürmek enerjiyi AKP ve diğerlerinin potasına akıtmak olacaktır.
Gerçek demokrasinin sahibi ve gücü, demokrasinin ölçütü, özgürlüğün öncüsü, demokratik ve ahlaklı toplumun, ahlaklı siyasetin ölçüsü kadın gücünün aktif siyasete katılımıyla değişim çok güçlü yaşanacaktır. Kürt halkının demokratik gelişiminin ulaştığı düzeyin ifadesi olma anlamında kadın belediye başkan adaylarına, tüm adaylara ve halkımıza başarılar diliyoruz. Tartışmasız olarak 2008 yılı Oramar, Bezele eylemlerinin görkemliliği, bunu karşılayan ve tamamlayan coşkulu halk serhıldanlarıyla 2008 yılının gündemi Önderlik, Kürtler ve özgürlük hareketi oldu. 2008 yılına özgürlük hareketi damgasını vurdu. 2009 yılının Mart’ın da 8 Mart’ın özgürlük eylemleri, Newroz’un sıcaklığı, taze umutları yerel seçim sandıklarına 29 Mart’ta yansıyacaktır. Bu bahar Kürtlerin başarısına tanıklık edecektir. Kürt halkı 2009 yılına bu başarıyla giriş yapacaktır.
 

 
 
PAJK (Partiya Azadiya Jin a Kurdistan) Resmi Sitesidir
PAJK Online © 2006-2007 Tüm hakları saklıdır