|
ÖZGÜR BELEDİYECİLİK MÜCADELESİNDE KADIN PRATİĞİNE
BİR BAKIŞ -1
|
Kürtler 2009 yılının ocak ayında yerel yönetim
seçimlerine hazırlanıyorlardı. Seçim sonuçları devletin
tüm engellemelerine rağmen Kürtler açısından ciddi
siyasi sonuçlar doğuracak kadar başarılıydı. Kazanılan
belediye sayısı neredeyse iki katına çıktı, hükümet ve
ordu gibi tüm devlet yapısı bu artışı engelleyemedi.
Bunun nedenleri dönemsel ve popüler nedenler olmadığı
gibi sonuçları da lokal değildir. Ciddi siyasal,
kültürel nedenleri vardı DTP başarısının sonuçları da
ayın biçimde siyasi ve sosyolojik oldu ve olacak. Bu
sadece Kürtler açısından değil sistemin yutup
sindiremediği tüm kesimler ve halklar için bir arayış
biçimi aslında. Kürtlerin bu kazanımları 30 yıllık bir
mücadele ile ilgili ve on yıllık bir tecrübeleri var.
Henüz bu tecrübenin bir gelenek haline geldiği ve
kökleştiğini söylemek için ise erken. Yerel yönetim ve
özgür belediyecilik konularında atılması gereken daha
çok adım var. DEHP ve DTP nin seçim sloganları oldukça
iddialıydı. 2004 seçimlerinde “ kendimizi de kentimizi
de kendimiz yöneteceğiz” 2009 seçimlerinde de “ özgür
yurttaşla özgür kentlere” sloganı kullanıldı. Yönetme-
yönetilme , yurttaşlık ve kent kavramları ciddi siyasal
kavramlar ve hiyerarjik devletçi yapılanma ile beraber
beş bin yıldır şekil değiştire değiştire günümüze kadar
geldi, son iki yüzyıldır ise kapitalizmin bir nimeti
gibi sunuluyorlar.
Kentlilik veya bizim bajarilik dediğimiz şey seçkin
olmanın, uygar olmanın adresi gibi gösterilir. Oysaki
kentler devletin kılınmıştır. Kentler Sümer döneminden
beri tekel ve sermaye birikimi için birer beşik haline
gelmiştir. Bunun için kentler doğal toplum özelliklerini
asimile ederek güçlenmişlerdir. Bir nevi kentler kıra
karşı bir karşı devrim yapmışlardır. Bu nedenle ciddi
toplumsal sorunların birikim mekanı olmuşlardır.
Yurttaşlık da kent kadar çetrefilli bir konudur. O da
kent gibi devletin kılınmıştır. Bir tapulu maldır.
Devletin doğal olarak iktidarın nesnesidir. Hep özne
gibi gösterilir. Devletin esas sahibi gibi gösterilir
ama eğer devletin sahibi ise neden açtır, işsizdir gibi
soruların cevabını bilmez. Yurttaşlık sermaye birikimine
hizmet eden insanların örtülü adıdır.
Kent ve yurttaş kavramları çağımızın tüm bilimsel
gelişme idealarına rağmen ne doğru tanımlana bilmiş nede
sorunlarına çözüm bulunmuştur. Bu nedenle DTP nin
sloganları oldukça idealı ve önemli. Peki bu beş bin
yılın kentleri ve yurttaşları nasıl bir dönüşüm
geçirecek ve DTP bunları yaparken hangi yolları
izleyecek şimdiye kadar yaptıkları yeterli mi en
önemlisi de kadınlar şimdiye kadar yapılanların
neresinde. Çünkü kent yaşamı da yurttaşlık kavramı da
eril kavramlar kadının yok sayılması üzerine kurulmuş
zihniyetler döneminin yaratımları. Bu nedenle DTP’nin
kenti ve yurttaşı özgürleştirmek sloganı ancak kadın
özgürlüğünü kendine merkez alarak pratikleşe bilir.
“Geçen on yıllık zaman süreci içinde yerel yönetimlerde
kadının durumu neydi, neler yapıldı neler yapıla
bilirdi?” sorusu dönem dönem tartışılsa bile henüz Kürt
kadın hareketinin temel gündemi olmadı. 99 yılında
yapılan seçimler Kürtler için normal koşullarda
gerçekleşmedi Kürt halk önderi Abdullah Öcalan 15 şubat
komplosu ile Türkiye ye teslim edilmişti. Bir çok aday
göz altına alındı. Bu sürece kadınlar olarak aktif bir
müdahillikte olmadı. Kadınlar bir ilçede belediye başkan
adayı gösterdiler ve kazandılar. Bu bir başlangıçtı ,
daha doğrusu kadının yerel yönetim ve belediyecilik ile
tanışmasıydı diye biliriz. Bu sürece ciddi bir özgün
yaklaşım gelişemedi, genel doğru ve perspektif üzerinden
hareket edildi.
Kadınların yerel yönetime ilk ciddi katılımları esas
olarak 2004 seçimlerinde oldu. Biri il olmak üzere 9
yerde belediye başkanları kadınlardan seçildi. Çok
sayıda meclis üyesi ve il genel meclis üyesi çıkarıldı.
Genel olarak belediyelerde bir zorlanma yaşanıyordu.
Çünkü belediyeciliğin nasıl yapılacağı konusunda ciddi
bir zihniyet çalışması yoktu. Çalışmaların verili devlet
belediyeciliği dışına çıkamıyordu. Oysaki devlet
belediyeciliğinin yapabilecekleri sınırlıdır. Çünkü
devletin işlerini kolaylaştırmak için bir hizmet alanı
olarak kurulmuştur. Bir kentin yaşamını ve temel hayati
sorunlarını çözmek gibi bir amacı göre
oluşturulmamıştır. Bu nedenle de Türkiye kentlerinde
dahi sorun çözemeyen, rant kapısı haline gelen yerel
yönetim özelde de belediyecilik çalışmalarının
Kürdistan'da ki ihtiyaçları çözemeyeceği bir gerçekti.
Belediye başkanları kadın olunca sorunlar daha fazla
görünür oldu. Kürtler geçmiş kültür ve özellikle de son
30 yıllık mücadele boyunca kadına daha çok güvenmeyi ve
doğal olarak daha çok şeyi beklemeyi öğrenmişlerdi. Bu
nedenle de kadın belediye başkanlarından beklenti çok
daha fazlaydı. Fakat yerel yönetim sahası kolay bir saha
değildir. Öğrenilen bir tarz var. Daha çok tekçi ve
otoriter bir yönetim anlayışı ile alınıyor. Özellikle
Kürdistan'da yerel yönetimler cumhuriyet döneminden beri
yereldeki ağaların, şeyhlerin elindeydi. Buda alışılmış
yönetim imajı çiziyordu. Bu tahminimce kadın belediye
başkanlarının en zorlandığı konulardan biri olmuştur.
Meclis üyelerinden tutalım atanmış personele, çalışma da
ilişkilendiği birçok kişi ile otoriter mi demokratik bir
ilişki mi kurulacağı konusunda kaygı ve tereddüt
yaşanmıştır. Çünkü demokratik kültürün gereği olan
tartışmaya açık, mütevazı yönler beraberinde suiistimali
ve daha az dikkate alınmayı da getire biliyor. Kadın
belediye başkanları bunu örgütlenme ile aşamayınca tek
tek mücadele yetki ve otoriteyi bireysel kullanma ve
sonucunda yersiz kavgaların muhatabı olmayı da
yaşadılar. Oysaki kadınların tek tek mücadele etmesi
zordur. Eril bir yönetici anlayışının kökleşmiş olması
kadınları erkek gibi otoriter olmaya zorlar. Oysaki
yöntem deyip geçmemek lazım. Yöntem amaca ulaşmanın
temel yoludur. Neyi aradığımız ve neyi istediğimiz
yöntemimiz ile belli olur. Alışılmış yöntemleri
kullanarak yeniyi yaratmak zordur. Çalışmada ekipleşmek,
ortaklaşamaya açık olmak, bireysel otorite yerine
kolektif gücü yaratmaya emek harcamak yerel yönetim
sahasında kadın seçilmişlerin çok geç girdikleri bir
arayış oldu.
Bu sorunun temeli ise örgütlenme eksikliği ile
bağlantılıdır. Örgütlenemeyen kadının güç olması,
kendini amacına göre yapılandırması zordur. Yerel
yönetimlerde kadın olarak hala kendi rengi ve
farklılığının yaratmada istenilen sonuca ulaşılmamışsa
temel neden kadının bu sahadaki örgütlenme
yetersizliğidir. Yerel yönetim çalışmaları Kürt kadın
hareketi tarafından önemsenmekle beraber bu sahada
teorik ve pratik çalışmalar çok sınırlı örgütlenmiştir.
Her kadın seçilmiş kendini üretebildiği kadar
çalışmalara katılmıştır. çalışmanın zihniyeti ve
patriğin yürütülüşü konusunda çok sınırlı eğitim
çalışmaları yapılmıştır. Yapılan çalışmalarda daha çok
belediye başkanı düzeyinde kadınları kapsamış belediye
meclis üyeleri ve il genel meclisinde ki kadınlar bunun
dışında kalmıştır.
Örgütlenememenin temel nedenleri olarak şunları söylemek
mümkün;
Yerel yönetim sahasına kadınlar olarak bakışta bir hatta
vardır. Bu alanda özgür yurttaşlık bilincinin
geliştirecek okullar olarak, yurttaşın toplumsal
cinsiyetçi, hiyerarşik rollerden arınıp yeniden
yapılandırılacağı, politik ve ahlaki toplumun
yaratılacağı yerler olarak görmede ciddi zayıflıklar
vardır. Yerel yönetimlere klasik bakış aşılmamıştır.
“Kadınlar olarak kazandık, kadınlar için bazı hizmet ve
eğitim alanları da açılırsa bu yeterli olur mantığı
egemendir” diye düşünmekteyim. Özellikle yerel yönetim
alanları biraz da rant alanı gibi görününce uzak durma
egemen yaklaşım oldu. Fakat seçilenler cephesinden
kendine seçilmişlik pozisyonundan dolayı özerk
yaklaşımları, ekipleşmeye gelmeyen tutumları da yaşandı.
Kendini eleştiri ve özeleştiriye, eğitilmeye ve eğitmeye
kapatan tutumlar da yaşandı. Bu iki tutum yeteri kadar
örgütlenememenin temel nedeni oldu. Elbette ki başka
etkilerde oldu. Özellikle 2007 yıllının sonlarına kadar
milletvekillerinin olmaması belediye başkanlarının
siyasal çalışmalara yoğun katılmasını getirdi. Kürt
siyasal alanın da ki boşluk böyle dolduruldu. Fakat bu
süreçte kadın başkanlar yerel parti örgütleri ile de
gereğinden fazla muhatap olup zaman zaman taraf oldular.
Yerelin gerekli olmayan çekişme taraflaşmaları içine
girdiler. Bu da klasik gurup ve iktidar kavgalarına
girme anlamına geldi. Tüm seçilmişler arasında ki
örgütlenme eksikliği yerelde de kadınlar olarak
örgütlenememe taraflara bölünmeyi getirdi.
Oysaki yerel yönetimler de kadın olarak varlık göstermek
için her şeyden önce örgütlenmeye ihtiyaç vardır. Yerel
yönetimler gibi devlet tarafından el konulmuş eril
zihniyetle örülmüş bir alanda ve toplumun aşılması
gereken feodal, sınıflı toplum uygarlığının gelenekleri
ile her gün yüz yüze geline bilen bir sahada kadınların
tek tek dövüşmesi sonuç alıcı olmadığı gibi kişilerin
yıpranmasını da getirmektedir. Yerel yöneticiler kadın
meclis üyeleri, danışmanlar, proje kurulları, eğitim
gönüllüleri ve bunların örgütlenmesi olmadan başarılı
olamazlar.
Elbette ki yerel yönetimlerde kadın sadece seçilmiş
belediye başkanları üzerinden yürümeyecektir. Belki hiç
kadın meclis üyelerinin dahi olmadığı beldelerde veya
tek bir kadın meclis üyesini olduğu yerlerde kadın
çalışmaları nasıl olacaktır. Tek bir kadın nasıl
katılacak? Hiç kadının olmadığı yerde kadın çalışmaları
olmayacak mıdır? Örneğin Şırnak merkeze bağlı Kumçatı
beldesinde hiç kadın meclis üyesi dahi yoktur. Böyledir
diye o beldede ki kadınlar yerel yönetimlere bir yurttaş
olarak katılamayacaklar mı veya yerel yönetim
hizmetlerinden faydalanamayacaklar mı? İşte bu sorular
hala kuzey Kürdistan sahasında cevaplanamamıştır.
DTP’nin model tartışmaları devam ediyor. Model
tartışması bu günden yarına yapılmaz. Fakat kadınlar
olarak bu tartışmaya öncülük yapmakta yetersiz
kalıyoruz. Hiç arayış olmadı mı? Hayır oldu. Birçok
tartışma yürütüldü, hatta 2008 Mayıs’ın da iki ayrı
yerel yönetim konferansı yapıldı. Sorunlar tartışıldı,
ama ardından örgütlenme hamlesi başlatılamadı. Önümüzde
ki süreçte kadınlar olarak model tartışmasından önce
örgütlenme, dayanışma ve model tartışmaları için alt
yapı hazırlığı yapacak bir organizasyona ihtiyacımız
olduğu ortaya çıkıyor.
Yerel yönetim sahasında ele alınması gereken bir diğer
konuda kadınlar için yapılan hizmetler boyutudur. Yerel
yönetimlerin her kez için bir demokrasi ve özgür
yurttaşlık okulu olması, politik bir toplum yaratmanın
adresi olması elbette kadınlar için de geçerli. Fakat
tüm tecrübelerimizden edindiğimiz sonuç genel olanın
kadınlar için aynı düzeyde getirisi olmadığıdır. Bu
nedenle kadınları yurttaş olarak katılımlarını sağlama
sorunu ve güncel ihtiyaçlara cevap olma sorunu vardır.
Çünkü belediyeler birer okul olduğu gibi kentinin
yaşamsal hizmetlerini de vermekten de sorumludur. Kentin
yol, su, imar işleri dışında sosyal, kültürel
hizmetlerinde de sorumluluğu var. Bunlar yapılırken
kadınlar için eşitsizlerin eşitliği ne kadar gözetile
bilecek? Geçmiş deneyim neleri ortaya çıkardı yeni
dönemi için bunların de derli toplu bir sonucu çıkarıla
bilmeli. Kadına hizmet konusunda genelde kadın belediye
başkanlarının olduğu yerlerde projeler geliştirile
bildi. Bağlar belediyesi bu konuda çok değerli
girişimlerde bulundu. Diğer belediyelerde de benzer
girişimler oldu fakat her şeyden önce kadına özgün
sosyal, psikolojik, kültürel çalışmalar nicelik olarak
çok yetersiz oldu ve yaygınlaşmadı. Birçok kooperatif
kısa sürede kendini bile idare edemez duruma geldi. AB
fonları ile yapılan pek çok projede ancak dönemsel
olarak işletile bildi. Yaygınlaştırılıp
kapsamlılaşmasının bir nedeni maddi olsa dahi özü sosyal
hizmet konusunda ki bilgi ve birikim yetersizliğidir.
Daha çok siyasal faaliyet yürüten bir gelenekten
gelindiği için genel örgütleme konusunda Kürt kadın
hareketi olarak daha başarılı ve tecrübeli bir geçmişe
sahip olunmuş. Fakat sosyal hizmet konusunda ciddi
eksiklikler var. Eksikliğin başta geleni kadın için
sosyal hizmet alanını da popüler yaklaşımların
başatlığı. Yaklaşımda popülarite ön planda olunca büyüt
umutla yapılan ve coşku ile açılışı yapılan pek çok yer
özelliklede kooperatif benzerleri kısa zamanda
işlevsizleşerek kapısına kilit vurmamak için direnilen
yerler haline geldi. Kadına belediyelerin hizmeti
bürokratik ele alındı. Ve kurumlaşma aslında bir çok
yerde binaların dışına çıkamayan bir hal aldı.
Belediyelerin kadın hizmetleri kadına giden değil
kadının kendisinse gelmesini bekleyen bir tarzda yürüdü.
Bazı hizmet projesinin yeri ve zamanı ise yine
örgütlenme ve koordinasyon yetersizliği nedeni ile
aslında isabetsiz oldu. Bu kurumları çalıştırma
yetkinliğinde elemanlar yetiştirilemedi. Bu konuda
belediyeler kendi tecrübelerini paylaşamadılar. Elbette
kadın parkı benzer çalışmalar yapıldı. Hala pek çok
kurum hizmet veriyor. Ama toplumumuzun ihtiyaçları
gözetildiğinde kadın için yapılan çalışmaların yerel
yönetimlere verdiğimiz misyona paralel değil. Oysaki
Kürt halk önderi Abdullah Öcalan “ Kürtler sorunlarının
yüzde doksanını yerel yönetimler ile çöze bilirler” peki
biz kadınlar eğitim, pratikleşme, sağlık gibi sorunların
en azından yüzde 40’ını belediyeler üzerinden çözemez
miyiz? Daha yetkin projelerle mahallelerde küçücük
yerler de bile hizmet veremez miyiz? Örneğin Şırnak’a
bağlı Uzun geçit beldesi “ ki dağlar arasında, şehirlere
uzak” bu belde de kadınlara hizmet için ne bir binaya ne
de bir kuruma ihtiyaç vardır. Hizmet projelerini bilinen
merkezlerin dışına nasıl götüreceğiz?
Bu yazının amacı kimseyi eleştirmek değildir sadece
geçen 10 yıllık süreç içinde yaptıklarımızın ve
yapamadıklarımızın aslında daha çok yapamadıklarımızın
bir özetini yapmaktır. Çünkü neler yapabileceğimizi ve
nasıl yapabileceğimizi tartışmaya ihtiyaç vardı. Eğer
örgütlenme sorunumuz varsa nasıl aşılacak? Serhat’ın
uzak köşesinde ki bir meclis üyesi ile Botan illerinin
bir meclis üyesi nasıl bir araya gelecek? Viranşehir ve
Gever’deki seçilmişler ve çalışmalar bir biri neyi,
nasıl paylaşacak? Yerel yönetimler sahasında nasıl
örgütleneceğiz? KADIN BELEDİYELER BİRLİĞİ gibi bir şey
ihtiyaçlarımızı karşılar mı? yönetme- yönetilme ve
politikaya dair zihinler bu kadar işgal edilmişken biz
hangi ilkeler ile yerel yönetimler sahasında varlık
göstereceğiz sorularını tartışmak asıl amaçtır.