DEĞERLENDİRMELER
KADIN HAKKİKATİNİ NERDE KAYBETTİ VE NASIL BULACAK?
Şilan Deniz


   Yaşamın anlamına kimin sayesinde ulaştık? Bunun hakkını ne kadar verebiliyoruz? Sorularını son günlerde kendime çokça soruyorum.
Büyük bilgeler kaç yüzyılda bir insanlığa değerli bir armağan olarak gelirler, araştırmasını yapmadım ama şunda iknayım, öyle kolay kolay gelmezler ve bir o kadar da kolay anlaşılmazlar. Anlaşılmaları için ila ki büyük bedeller ödenmek zorundalar mı? Tarihe baktığımda ve yaşadığımız yüzyılda da bilgelerin böylesi zorlu koşullarla karşılaşmasını getiren anlayış ataerkil zihniyetten başkası değil. Ataerkil zihniyet bilgelik çizgisini yalnızlaştırarak kendisini daha fazla anlaşılmaz kılmakta ve daha fazla insanlığı kemirerek, toplumu kendi kominal özünden uzaklaştırmayı başarmaktadır.
Kendi özünden uzaklaşan insanlık, aslında insan olmaktan uzaklaştığının farkında bile olmuyor. Farkında olmamak ise ataerkil sistemin güçlenip canavara dönüşmesine kolaylık sağlıyor, bu gerçeği çok geç öğrenmekteyiz. Oysa yüzyıllardır halklar ve topluluklar ne çok bedeller ödeyerek bugüne geldiler. Yaşamlarında büyük bilgelerin öğretileri ile ataerkil yalana dayanan öğretiler çatıştı. Bu öyle bir çatışma ki, kıran kırana. Biri onurlu bir yaşamı ve anaya dönüşü dayatırken, diğeri onursuz ve anasız bir yaşamı dayatmakta. Hangisinin galip geldiğini yüreklerimize ve bilincimize defalarca soralım. Bu soruyu onunla bağlantılı sorgulamayı kendimizden başlatmaya ne dersiniz… Hakikat orada gizlidir çünkü?
Bireyin hakikati onun toplumudur. Onun yaşadıklarını, tarihi yazan eller kendilerine göre ve ataerkil zihniyetinden damlayan zehirle yazmadılar mı? Bizi hakikatlerimizden koparmadılar mı? Anamızdan, doğamızdan, yurdumuzdan, etik değerlerimizden ve bilge ananın kültünden koparılmadık mı? Hakikatimizin ne olduğunu unutmuştuk, öyle yaşamımız koşturmaya tabi olmuştu, bizler koştukça koşuyorduk. Koşturma içinde hakikaten uzaklaşıyorduk. Birey ipinden kopmuş canavar olmuştu, kendini tüketen kendi toplumunun kurdu olan insana dönmüştü artık.
Peki, ne zaman insan insanın kurdu olmayı bırakacak, anasının acılarını görecek ve sesiz çığlıklarını duyumsayıp acılarına bitirme savaşı verecek? Toplumsal ahlakını kaybetmeyen onunla ataerkil sistemin tüm engellemelerine rağmen yaşamaya devam edenler daha kolay başaracaklardır. Yaşamın bilgesini, yaşama yaşam katanı anlamaya da daha yakın duranlar olduklarını anlasalar, bu coğrafyanın insanı oldukları için kendileriyle gurur duyar, oryantal kültürü yaşadıkları yere yaklaştırmazlardı. O yaklaştıkça kendi hakikatlerinden ne kadar uzaklaştıklarının da farkına varmış olacaklardı.
Konuya bir örnekle somutluk getirelim. Güney Kürdistan’da toplumsal açıdan yaşanılanlar baktığımız da toplumsal hakikat nerede? Bu toplumu toplum yapan temel yaşamsal ilkelere ne oldu, kim aşındırdı, bir zamanlar bu topraklarda kadın en değerli varlık iken, bugün içine girdiği çıkmaz ve kendisine kurtuluş olarak tercih ettiği intiharın çeşitli biçimlerinin tarzına nasıl gelindi? Bunun toplumsal açıdan yaratığı sorunları iyi tahlil etmek gerekmekte. Kadının yaşadığı sorunun derinliğini ve hakikatini kaybediş tarihini bir çok bilge çözmeye ya da tahlil etmeye çalıştı. Ancak hiç birisi hakikat arayışçısı bilge önder kadar tarihsel, toplumsal, felsefik ve sosyolojik açılımını yapmadı. Kadının kendi tarihini bilge ananın kültüyle yeniden buluştururken, kadının yazılmayan tarihini yazacak birileri varsa da onun kadından başkası olmadığını, yeni yazılacak tarihe ataerkil zihniyet ve onun mirasçısı olan erkek aklının değmemesi gerektiğine de vurgu yapmıştır. Şimdi intihara sürüklenen ve ona başka seçenek bırakmayan erkek aklına karşı kadın ne yapmalı, kendisini ölüm tuzağından nasıl hangi yöntemle kurtarabilir? Bunun cevabını gelecek yazıda tartışmaya bırakıyorum ama o zamana kadar sorular özerine düşünmeyi ihmal etmeyin evlerinizde sizler, kendi özgür mekânımda ben. Bizler kadınların acılarını duyumsarken kadınlarda onları duyumsadığımızı duyumsamaya çalışsınlar? Bakın kadın yüreği nasıl buluşuyor ve zorluklara karşı mücadele ediyor…
Yeter ki yüreğimiz bize ait olsun başaramayacağımız, yıkamayacağımız hiçbir engel olmayacaktır…





15

 

 
 
PAJK (Partiya Azadiya Jin a Kurdistan) Resmi Sitesidir
PAJK Online © 2006-2007 Tüm hakları saklıdır