|
Demokratik Konfederalizm De Kadın Ve Gençlik
Öncülüğü Üzerine
|
Genç Kadın Komitesi
Önderliğimiz kadın ve gençlik hareketlerini demokratik
konfederalizmin öncü güçleri olarak tanımladı. Öncülüğü
tanımlarken ne klasik toplum üstü öncülüğü ne de öncüsüz
kendiliğindenciliği kabul ettiğini ortaya koydu. Toplumu
kendi değerleriyle yaratma amaçlı, toplumsal öncülüğün
tarihsel arka planını ortaya koyarak bu öncülüğü ne
güncel ne de taktik ele aldı. İki hareketi toplumu
yeniden kurma yolunda temel iki stratejik güç olarak
tanımladı.
Demokratik Konfederalizm içinde öncü örgütlenmeler
olarak konfederal yapılarını oluşturan kadın ve gençlik
hareketleri geçen süreçte bu misyona denk bir pratiğin
tam olarak gerçekleştirememişlerdir. Demokratik
komünalizm de öncülük klasik sınıfa dayalı bir öncülük
değildir. Topluma dayalı bir öncülüktür. Bunun özü
toplumdaki en küçük topluluğun bile örgütlendirilmesi,
kendi demokrasilerini kurması, bunun dilini eylemleriyle
yaratması, kendine veya değerlerine gelecek saldırılar
karşısında öz savunmasını gerçekleştirerek topluma
öncülük yapmaktır. Toplumu bu noktalarda yaratıyorsan
öncüsündür. Fakat geçen süreçte bunlara cevap olunamamış
daha çok pasif, edilgen ve vasat bir duruşun sahibi
olunmuştur. Birbirinden kopuk, gündemleri farklı ve
mevcut enerjileri ortaklaştırmayan güçler olarak hareket
edilmiş, bu da zaman ve enerji kaybına neden olmuştur.
Muhakkak her iki hareket açısından da özgünlüklerde,
farklılıklarda söz konusudur. Ancak özellikle öncülük
açısından daha güçlü ele alınması, öne çıkartılması ve
pratikleşmesi gereken noktalar söz konusu.
Daha fazla eşit, daha fazla demokratik, daha fazla
cinsiyet özgürlükçü yaşamak isteyen herkes demokratik
Konfederalizm de birleşebilir. Kadın ve gençlik
hareketleri gelişmeden demokratik komünalizmin
gelişmeyeceği açıktır. Bunun için kadın ve gençlik
hareketlerinin geliştiği her yerde Koma Cıvaken
Kürdistan’da gelişecektir. Ortak yöne akan bir emek ve
enerji ortaya çıktığı sürece her alanda yürütülen
mücadele başarı sağlayacaktır. Devletçi yapıların, doğal
toplum değerleriyle çatışırken ele geçireceği en önemli
değer tabi ki toplumsallık olmuştur. Bu tarih ve
toplumdaki temel çelişkinin iktidar-toplum çelişkisi
olduğunu göstermiştir. Ve bundan en çok etkilenen
kesimler bu toplumsallığı yaratan güçler olan kadınlar
ve gençler olmuştur. 20. yüzyıl ile beraber çok sert bir
bio-iktidar dönemi başlamış ve bu yüzyılın sonuna doğru
güçlendirilerek tüm topluma ve bireylerine yaydırılarak
sürdürülmüştür. Yani şu anda iktidarın denenmeyen biçimi
hemen hemen kalmamış gibidir. Toplumun iktidara tabi
tutulmayan organları kalmamıştır. Duygusu ve düşüncesi
iktidardan geçmemiş birey ve toplum bırakılmamıştır.
Gelinen aşama toplumun var olmasını tehlike altına
koymuştur. Bio-iktidarla şu anda insanın duygu ve
düşünceleri en ince ayrıntılarına kadar merkezi üretim
sistemine uyumlu hale getirilmeye çalışılmaktadır. Zaten
devletin kendi başına bir gücü yoktur. Toplumsallaşmanın
ele geçirilmesini kamufle etmek için felsefe, din, doğa,
bilimler ve bunların kurumlaşmalarının hepsi
kullanılmaktadır. Eğitim, politika, sağlık, sosyal alan,
basın yayın vb. her alanı örgütlemektedir. Devletçi
yapıların bu sistemi, bu haliyle toplum nezdinde kabul
edilip, sorgulanamaz bir hale getirilmiştir. Bu toplumda
yaşamın her an’ı tahakküm altındadır. Bununla en çok yüz
yüze kalan ve yaşamını kendi öz değerleriyle yaşamaktan
uzaklaştırılan kesimler ise kadınlar ve gençlerdir.
Tüm bunlara rağmen toplum bütünüyle kuşatılmamıştır.
Eğer öyle olsaydı bu gün toplumun yeniden kurulmasından
ve bunun mücadelesinden söz edilemezdi. Tüm bunlara
karşı toplumun yeniden yaratılması mücadelemizin
temelini oluşturmaktadır. Toplumun tüm hücrelerine kadar
devlete kaptırılmasına karşı yeni bir toplumsallaşmayı
yaratma bunun mücadelesini vermek için kadın ve gençlik
hareketlerinin öncülüğü tarihsel olarak da temel bir
role sahiptir. Demokratik Konfederalizm Önderliği bunun
için özellikle toplumu kurmada başta ideolojik alanda
olmak üzere örgütlenmede, eylemde, meşru savunmada,
aydınlanmada daha geniş bir tabiriyle yaşamın nüfuz
ettiği her alanda öncü güçler olarak kadın ve gençliği
göstermektedir. Bunun önemini ve oynana bilecek rolü bu
nedenle her defasında dile getirmekte, pratik
sonuçlarının ortaya çıkması için birebir mücadeledeki
yerlerine işaret etmektedir.
Kadın ve Gençlik hareketleri olarak yaşama ve tarihe
bakmak onun doğru öncülüğünü de doğuracaktır. Kendisinde
komple bir ideoloji yaratma, doğaya yaklaşım, tahakkümü
reddetme, toplum organizasyonuna doğru katılma ve
örgütlendirilmesinde birebir yer alma, toplumsal
cinsiyetçiliği doğru çözümleme ve meşru savunma
çizgisini kendinde içselleştirme kadar bütün bunları
kendisinde bir gelişme yaratmaya dayalı yaklaşım her iki
hareketin öncülüğünde gelişecektir. Özellikle son
süreçte genel anlamda yaşanan eylemselliklerle beraber
ortaya çıkan potansiyelin en iyi şekilde özgürlük
mücadelesine kanalize edilmesinde kadın ve gençliğe
önemli görevler düşmektedir. Özellikle kimi örgütlenme
alanlarında, eylemlerde, eğitim çalışmalarında ve öz
savunmada ortaklaşmalar kendiyle beraber doğru öncülüğü
de doğuracaktır. Kadın ve gençlik kimliklerinin
toplumsal öncülük temelinde yeniden oluşturulması süreci
bu anlamda daha fazla güçlenecektir.
Gençlik ve kadının örgütlü olduğu bütün alanlarda ortak
tartışmalara gitmesi komünal sistemin doğru
örgütlenmesinde olmazsa olmazlardandır. Özellikle
alanların bu kapsamda gündem oluşturmaları ve somut
planlamalara gitmeleri büyük önem taşımaktadır. Özgürlük
mücadelemizde iki öncü gücü olarak daha sistematik bir
birliktelik ve somut adımların tüm alanlarda atılmasına
dönük çalışmalara da hız verilecektir.
Tüm alanlarımızın da bu kapsamda geçen süreci yeniden
değerlendirmeye ve somut planlamalara gitmesi dönemi
daha güçlü karşılamayı da kendiyle beraber getirecektir.
APO’cu öncü güçler olarak yeni süreçte her ne kadar bir
gelişme yaşamış olsak da yeterli bir düzeyde buna cevap
olamadık. Tüm alanlarda kadın ve gençlik öncülüğünün
kimliğini daha güçlü oluşturmak, topluma dayanarak
örgütsel büyümeyi yaratmak, örgütlenmeyi her alana
taşıyarak toplumun içine girmek, komün, meclis
örgütlenmeler geliştirmek, eylem çizgisinde yaratıcı,
sürekli büyüyen ve sonuç alan bir tarzı oluşturmak,
bunun için alanlarda serhildanı, öz savunmayı yükseltmek
ve gerillaya katılımı büyütmek hayati önemdedir. Şuan ki
mevcut düzey hiçbir alanımız açısından süreci
karşılayacak düzeyde değildir. Mevcut düzeyle yetinmek
ya da mevcut düzeyle sürecin karşılandığı ya da
karşılanacağı düşünmek büyük bir yanılgı olacaktır.
2008 yılı birçok yönüyle bir netleşme yılı olacaktır.
Hareketimizin ve halkımızın büyük bedeller vererek elde
ettiği kazanımlarını tasfiye etmeye yönelik politikaları
ne pahasına olursa olsun parçalamak, bunun yolunun da
seferberlik ruhuyla ‘EDİ BESE’ hamlesi temelinde her
anlamda güçlü örgütlenmek ve mücadeleyi yükseltmekten
geçmektedir. Bu temelde kadın ve gençlik hareketleri
olarak bu sürece daha güçlü girmek için doğru öncülükte
buluşmak ve bunu somutlaştırmak başarıyı da kendiyle
beraber getirecektir.