DEĞERLENDİRMELER
SEÇİMLERİN BAŞARISI, ÖNDERLİĞİMİZİN DEMOKRATİK ULUS PROJESİNİN BAŞARISIDIR...
Dilzar Dîlok

Cumhuriyet tarihinde uygulanan seçimler Kürt halkı için bugüne kadar sıradan, kendi dışında ve yakındaki komşularını ve başlarında duracak sömürgecilerin suretini ortaya koyacak bir şeydi. Kendileri dışında bir olguydu. “Bizim dışımızda, bizden öte, yabancı” diye tanımlanırdı. Oysa Kürdistan özgürlük mücadelesi PKK’nin başlattığı süreçle birlikte bu ve benzeri süreçlerin içine Kürtler de dâhil olmaya başladı. Kürtlerin kendileri hakkında söz-irade gücü olmayışlarıyla, politikaya bakışıyla, tarihten bu yana gördükleri politika biçimlerinin kirliliğiyle de bağlantılı olarak bu süreçlerin dışında duran Kürtler özgürlük mücadelesinin başlamasıyla birlikte kendilerini yönetsel gücü oluşturacak bu irade belirlenişine tabi ettiler.
Parlamenter demokrasinin bir gereği olan seçimler, ulus devlet anlayışında, vatandaşlık görevinin yerine getirilmesi anlamında kutsallaştırılır. Oysa bizler için seçimler, seçme ve seçilme hakkını kullanarak anayasal bir yükümlülüğü yerine getirmenin çok ötesinde anlamlar taşır. Kürt halkının olduğu kadar bu son seçimlerle birlikte Mezopotamyalı ve Anadolulu tüm toplulukların demokratik iradesini ortaya koyan seçimlere katılmak, kendi iradesini temsil edecek adayların meclise girmesi için çalışmalar yürütmek bu süreçte daha da anlam kazandı. Önderliğimizin öğretisinde parlamenter demokrasi hiçbir zaman özgürlüğün ölçütü olmamıştır. Doğrudan demokrasi esas olduğundan komünlerin kuruluşunda ısrar edilmekte, akademilerin kurulması öngörülmekte, sokakta kılınan namazların dahi sonrasında Medine İslam’ında olduğu gibi bir tartışma, kendi gündemlerini oluşturma, doğrudan kendi yönetsel-idaresel iradeyi oluşturma anlamına gelmektedir. Doğrudan demokrasinin oluşum şartı toplumun bu bilince ulaşarak kendisi hakkında temsilcilerin dışında bir karar-kanaat sahibi olması anlamındadır. Parlamenter demokrasinin bugün yürütülen mücadelesi ise bizler açısından anayasal düzenlemelerin yenilenmesi, Kürt halkı başta olmak üzere tüm ezilen halkların statülerinin belirlenerek kendi özerklikleriyle yaşamalarını sağlamayı ve Anadolu-Mezopotamya halklarının demokratik ulus yapılanmasının ilk adımlarını oluşturmaya amaçlamaktadır.
Bu anlamıyla 12 Haziran’da yapılan son seçimler demokratik ulus olasılığını gerçek kılmıştır. Önderliğimizin ortaya koyduğu demokratik ulus yapılanmasının ütopya olmadığını, hatta Ortadoğu demokratik uluslar konfederasyonuna giden ilk adımın bu seçimlerle atıldığını bu seçimler göstermiştir. Bu anlamıyla 12 Haziran seçimleri Ortadoğu’nun özlemini çektiği, ilk ana yaratıcısı olduğu zamanları yeniden yaşamasının kapılarını aralamış, doğunun ışığını yeniden yüreklerde yaratmıştır. Türkiye demokrasinin oluşmasında Kürt’lerin rolünün ve Kürdistan eksenli özgürlük mücadelesiyle buluşan halklar, topluluklar, inançlar ve farklılıklar mücadelesinin kazanacağını kanıtlamıştır.
Tabi ki bu belirlemeler sürecin tümüyle seçimlerdeki kazanımlarla yetinilerek, toplumsal istemleri parlamentonun insafına bırakarak ya da barış-demokratik zamanların gelmesine bekleyerek geçirileceği anlamında değildir. Tam tersine seçimler, bizlere yapılması gerekenler konusunda umut, güven ve güç verdiği kadar çalışmaları yeniden en yüksek düzeyde özgürlük kampanyası ruhuyla başlatmanın da sorumluluğunu vermiştir. Emek demokrasi bloğunun 36 milletvekiliyle mecliste temsil edilmesinin başarısı sayısal çokluğundan kaynaklı değildir sadece. Bu gruptan Süryani bir vekilin yer alması Türkiye tarihinde bir ilktir. Ve bu ilki, bu demokrasi ilkini Türkiye’ye yaşatanın Önder Abdullah Öcalan olduğu hiçbir zaman akıldan çıkarılmamalıdır.
Yine Türkiyeli vekillerin blok çatısı altında meclise gitmelerinin önemi bir yüzyıla rengini verecek gelişmeleri yaratacak düzeydedir. Mahirlerin yol arkadaşı olan Ertuğrul Kürkçü’nün destansı gençlik yıllarının ardından, uzun zaman sonra da olsa halkla, toplumla, kitlelerle yeniden devrim-özgürlük coşkusuyla buluşması da tarihi önemdedir. Bu coşku hepimizin yüreğinde Ortadoğulu tüm toplulukların bir arada yaşayacağı düşüncesini güçlendirmiş, özgürlük ahlakıyla yaşanacak gelecek günlere dair inancımızı arttırmıştır. Yine faşist devlet zihniyetinin KCK davası tutukluları adıyla zindanlara kapattığı 6 Kürdistanlı siyasetçinin halkın iradesiyle zindanlardan meclise taşınması da halkımızın demokrasi ve özgürlük mücadelesindeki ısrarı, başarı düzeyini ve yaratılan bilinçlenmeyi göstermektedir.
Bundan sonrası süreçte meclis bünyesinde oluşturulacak temel gündem, bizler açısından Önderliğimizin durumu, özerklik ve anayasal değişim ekseninde devam edecektir ve tüm gündemlerin merkezinde özgürlük, demokrasi ve ahlaki toplumun yeniden inşası yer alacaktır. Çünkü halkımız birçok Kürdistan şehrinde, ilçesinde, kasabasında, köy ve mahallesinde kendi iradesini doğrudan ortaya koyarak özerklik ilanları gerçekleştirmiştir. Bu iradeyi mevcut politik zeminle bütünleştirmek, anayasal zemine kavuşturmak ve yaşanması gerekenleri yaşanabilir kılmak dönemin temel görevi olmuştur.
Bunlarla birlikte vekil çıkarılamayan alanlara bakarak yürüttüğümüz çalışmalarda ne kadar eksikliğimizin olduğunu görmek durumundayız. Kazanma potansiyelimizin çok fazla olduğu birçok alanda Türkiye’de Manisa, İzmir, Yalova ile birlikte Kürdistan’da Dersim, Ardahan, Adıyaman ve Antep’ten vekil çıkarılamamış olması bu alanlardaki sistem partilerinin işgalci anlayışlarını sorgulamamız kadar bu işgaller karşısında ne kadar çalışma yürüttüğümüzün, ne kadar çalışmalarımızda ısrarcı olduğumuzun ve başarıyı hedefleyen tarz-tempo ve performansı ne kadar sergilediğimizin de göstergesidir.
Özellikle Kürdistan bölgelerinde kazandıracak tarz ve tempoda çalışmaları yürütememiş olmak, bu bölgeleri kültürel asimilasyonun ve işgalci-statükocu partilerin soykırım-kültürkırım zihniyetlerinin insafına-insafsızlığına bırakmak anlamına gelir. Ki bu durum da Kürdistan özgürlük mücadelesinin ilk oluşum yıllarında önemli roller üstlenmiş olan bu alanlarımıza karşı bir haksızlık olacaktır. Bundan sonraki süreç, vekil çıkarılan alanlardaki özerklik yapılanması çalışmaları kadar vekil çıkarılamayan alanlardaki halkımıza giderek özgürlük mücadelesinin yarattığı özgürlük ruhunu bu alanlara taşımak, yapılamayanların özeleştirisini vererek yeni bir çalışma ve özgürlük ahlakında halkımızla buluşma sürecini başlatmak olmalıdır.
Tüm bunlara rağmen bu sürecin tüm getirileri Önderliğimizin yarattığı kazanımlardır. Bundan dolayı Önderliğimizin yaşam koşullarının değiştirilmesi başta olmak üzere müzakerelerin yapılması, Önderliğimizin Türkiye siyasetine dâhil edilmesi şartları Türkiye demokrasisinin de temel şartı olmuştur. Bunu blok olarak girilen seçimlerin sonucu göstermiştir.
Özgürlüğü yaratarak tüm Anadolu ve Mezopotamya insanlarının yüreğinde özgürlük ateşini tutuşturan Güneşimiz Önder Abdullah Öcalan’ın esaret koşullarının kaldırılması için tüm gücümüzü seferber etmemiz tek şarttır. Halkımızın seçim sonuçlarını beklemeden başlattığı kutlamaların anlamı budur. Kendi iradesine, yürüttüğü mücadelesine ve Önderliğiyle yaşayacağına olan inancı, halkımızın yüreğinden taşmış ve erkenden özgürlük sloganlarını yükseltmiştir. Bu erken kutlamalar, böyle bir anlam kadar bizlere tarihsel görevler emretmektedir.
Önderliğimizin esaretini kaldırmak, onurlu bir varoluşun anlamına ulaşmanın ve özgürlük ahlakıyla yaşamanın tek şartıdır.

 

 
 
PAJK (Partiya Azadiya Jin a Kurdistan) Resmi Sitesidir
PAJK Online © 2006-2007 Tüm hakları saklıdır