|
LEYLA ZANA’YA VERİLEN CEZA
|
Derya Koçgiri
2008 yılının Kürt özgürlük mücadelesi açısından 90
yıllara benzediği söyleniyordu. Kürt halkı, başta Kuzey
Kürdistan olmak üzere tüm Kürdistan parçalarında
90’yıllara benzer bir serhildan sürecini yaşıyor. Halkın
bu kalkışı, her açıdan Kürtlerin özgürlük direnişinin,
geriye dönmeyeceğini tüm dünyaya yeniden gösteriyor. Bu
serhildanlar Kürtlerin yaşadığı her parça devletinde,
Kürt halkına karşı yeniden imha planlarını gündeme
getirmektedir. Kürt halkının geliştirdiği serhildanlar
ile birlikte, Türk devletin halka yönelik baskı,
tutuklama, işkence vs. lerinde bir artış görülmektedir.
Bu gerilimin arkasında yatan, Kürt özgürlük mücadelesini
boğmak olduğunu bilmeyen yoktur. Bölgesel olarak
geliştirilen konseptin içine ısrarla Kürt partileri ve
hareketleri de dahil edilmek istenmektedir. Geçen ay
ABD’ de ve Bağdat’ta yapılan görüşmelerde hangi
sonuçlara ulaşıldı bilinmiyor. Kamuoyuna yansıyanların
dışında, dörtlü ittifakın Kürt halkının ulusal varlığını
tehlikeye sokacağı kaygısını taşımakla birlikte,
geliştirilen tüm baskıların Kürtleri teslim
alamayacağını da biliyoruz.
Gelişen baskıların yeni bir örneği Kürt kamuoyuna bomba
gibi düştü. Leyla Zana’ya on yıl hapis cezası verildi.
Leyla Zana’ya verilen cezanın nedeni ise Sayın Abdullah
Öcalan hitabını kullanmasıdır. Yani düşünce suçu…
Leyla Zana bundan tam on yedi yıl öncede düşünce suçu
işlemişti. Bu suçundan dolayı cezaevine konuldu ve
onyıldan fazla zindanda kaldı. Aradan bu kadar yıl
geçti. Kürtler özgür düşünce beyanından vazgeçmedi.
Leyla Zana 90’lı yılların başında ne düşünüyorduysa
bugünde aynı düşünceyi taşıyor. Yani Leyla Zana
cezaevine konuldu, fakat düşüncesi teslim alınamadı. On
yıllık cezaevi süreci Leyla Zana’nın daha güçlenerek
ayakta kalmasını sağladı.
Bugün Leyla Zana’ya verilen bu cezanın anlamını farklı
yorumlamak zorundayız. Leyla Zana sıradan bir Kürt
kadını değil. Özgürlük mücadelesinin içinde büyüyen,
90’lı yılların serhildanlarında iradesel beyanda bulunan
ve tüm Kürtlerin benimsediği bir kişiliktir. Leyla Zana
kimliğinde ısrar ederek 90’larda tüm dünyaya Kürtlerin
sesini duyurdu. Ve Leyla Zana Kürt kadınlarının ulusal
kimlik mücadelesinde de iradesel varlığını ortaya koydu.
Kürt kadın gerillalardan güç alarak ortaya koyduğu her
adım, Kürt kadın gerillalara güç verdiği gibi, Kürt
kadın gerillaların gelişimi de Leyla Zana’ya güç verdi.
Yani Kürt kadınları gelişti, güçlendi, düşüncelerini
hiçbir kaygıyı taşımadan ortaya koydu. Kadınlar için
konulan sınırları kırdı. Leyle Zana bunu en iyi ifade
eden Kürt kadını oldu. Sıradan bir köylü Kürt kadını
iken, siyasete girerek halkının kimliğini, dilini,
kültürünü temsil etti. Kısaca Leyla Zana Kürt halkıyla,
Kürt kadınları ile bütünleşmiş bir kişilik.
Çeşitli toplantı, miting ve yürüyüşlerde yaptığı
konuşmalarda dile getirdiği “Sayın Öcalan” söyleminden
dolayı açılan dokuz ayrı davanın sonucunu mahkeme karara
bağladı. Leyla Zana’ya on yıl hapis cezası verildi.
Karar temyize götürülecek. Temyiz de karar bozulur veya
bozulmaz bilmiyoruz. Sorun zaten Leyla Zana’ya verilen
cezayı yatıp yatmaması değildir. Sorun neden bugün böyle
bir ceza veriliyor? Ve neden Leyla Zana? Çünkü Kürt
halkı ve uluslararası alanda kabul edilen bir Kürt
kişiliği şahsında özgürlük mücadelesi rencide edilmek
isteniyor.
Leyla Zana şahsında toplumsal yükselişin önünü geçmek
isteniyor.
Kürt halkının teslim olması dayatılıyor
Kürtlerin ulusal kimlik, dil ve kültür mücadelesinde
geri adım atması amaçlanıyor
Kürt kadınlarının iradesel duruşundan korkuluyor
Kürtlerin sahip çıktıkları Önder APO’dan uzak durması
isteniyor. Tıpkı kendilerine demokrasiyi en iyi savunan
Avrupa devletlerinin dedikleri gibi...APO'suz her türlü
Kürt kabul edilir, sorun çözülür.
Daha sayabileceğimiz yüzlerce neden ile başlatılan yeni
bir imha konseptinin bir parçası olan bu ceza klasik bir
korkutma yöntemi olmaktadır. Faydası olur mu?
Kürtler tarihlerinde olduğu gibi geçtiğimiz yüzyılda bu
yöntemlerle ile binlerce defa karşılaştı. Evleri,
köyleri yakıldı. Sürgünlere gönderildi, mülteci konuma
düştü. Binlerce insan tutuklanarak cezaevlerine konuldu,
faili mechul cinayetler yaşadı. Yani tüm toplum yoğun
bir baskı ve işkence ile karşı karşıya kaldı. Peki sonuç
ne oldu? Sonuç; Kürt halkı daha fazla kimliğine, diline
ve kültürüne sahip çıktı. Onurlu ve özgürce yaşamanın
dışında hiçbir yaşamı kabul etmeyeceğini beyan etti. Ya
özgürlük ya ölüm şiarıyla mücadelesine devam etti. Ara
bir yerde durmayı red etti. Kürt halkı kazandı.
Baskıcılar, işkenceciler, inkarcılar, soykırımcılar
kaybetti. Bunun için Leyla Zana’ya verilen ceza Kürtleri
korkutmaz. Bu ceza Türk devletinin büyük bir ayıbı ve
lekesi olarak tarihi geçecektir. Kürt halkı onurlu bir
şekilde mücadelesine devam edecektir.