|
GÜNEY KÜRDİSTAN'DA YAĞAN BOMBALAR NE İFADE EDİYOR
|
Ortadoğu yine kendi ateşiyle kavruluyor. Bu öyle bir
kavrulma ki, Ortadoğu halklarının kendi kararıyla
verdiği bir kavrulmada değildir. Ne yazık ki,
başkalarının Ortadoğu’ya reva gördüğü bir
kavrulmadır. Bu kavrulma içinde yaşam bulmaya
çalışan halklardan bir tanesi de Kürt halkıdır
kuşkusuz.
Aylardır yazıp çiziyoruz, Kürt halkına topyekün imha
süreci başlatılmıştır diye. Tarihte yaşanan Kürt
katliamlarından daha mı kötü bir imha sürecidir yeni
imha süreci? Benzerlikleri olduğu gibi önemli
farklılıkları ile yeni bir imha süreci ile Kürt
halkı karşıyadır. Her taraftan bir saldırı var. Ne
Güney Kürdistan’da ulaşan federal Kürt devleti
hazmedilmiştir, ne de Kürtlerin PKK öncülüğünde
devam ettirdiği özgürlük mücadelesi sindirilmiştir.
Çünkü her iki olgu da egemenler için büyük bir
tehdittir. Geçmiş tarihimizde yaşanan imha
süreçlerinde, Kürt halkının özgürlük ruhu ve iradesi
tehlike olarak görülmüş, buna karşı imha
politikaları sürekli gündemde olmuştur. Evet,
bugünde Kürt halkının özgürlük ruhu ve iradesi her
zaman ki varlığını gösteriyor. Yine geçmişte, bu
imha süreçlerinde özgürlük iradesi ve ruhu tehlike
olarak görülse de, egemenlere kolaylık sağlayacak
birçok neden de bulunmaktaydı. En başta Kürt
halkının birliği yoktu, seslerini duyuracak, halkını
bilinçlendirecek hiçbir imkana sahip değildi. Hangi
alanda bir serhıldan baş gösteriyorsa orayla sınırlı
kalıyordu. Bu egemenlerin imha politikalarını çok
fazla kolaylaştıran bir etkendi. Bugün bu durum
değişmiştir. Kürtler eskilerde olduğu gibi halkının
yaşadıklarından bihaber değiller. Hangi parçada ne
yaşanıyorsa, tüm Kürt halkı bunu duyuyor, haberdar
oluyor. Bu önemli bir avantaj sağlıyor. Yine Kürtler
örgütlüdür. Kürdistan’ın her dört parçasında olduğu
gibi, dünyanın farklı coğrafyalarına dağılmış
Kürtler, kimlikleriyle kendilerini ifade edecek
örgütlülüklere sahipler. Bu da önemli bir
avantajdır. Yine güney Kürdistan’da hala ciddi
tehlikelerle karşı karşıya da olsa, bir ulus devlet
yapılanması mevcuttur. Tüm bunlar Kürt halkının
özgürlük mücadelesine güç veren olgular olmaktadır.
Egemenler açısından ise dezavantaj durumlarını ifade
etmektedir.
Saydığımız bu hususlar ile birlikte işte yeniden
imha konsepti başlatılmıştır. Ayrım şu Kürde yapayım
bu Kürde yapmayayım biçiminde de değildir. Her Kürt
insanı bu imha konseptinin kapsamında yer
almaktadır. İşte bundan dolayıdır, neredeyse her gür
Kürtlere yönelik bir bombalama yapılıyor. Türk
devleti bir yandan medya savunma alanlarını
bombalarken, şimdi de İran devleti sürekli topçu
atışları ile bombalama yapıyor. Gerilla güçleri
üzerinde geliştirilen bu bombalamalar, Kürt halkını
bombalamayı da ifade ediyor. Bir devletin başka bir
devletin sınırlarına müdahale etme hakkı var mıdır?
Bu hiçbir ülke için geçerli değildir. Bir bütün
uluslararası güçlerin desteği olmadan, yani resmi
anlaşmalar imzalanmadan böyle saldırılar yapılamaz.
Ama iş Kürtlere gelince nedense bu değişiyor. Bakın
her gün Güney Kürdistan alanındaki medya savunma
alanları bombalanıyor, kimsenin tek bir sesi
çıkmıyor. Çünkü burada yaşayanlar Kürtlerdir. Başka
bir halk olsaydı veya başka bir devlet söz konusu
olsa idi, kimse buna cesaret edemezdi. Nede olsa bu
topraklar Güney Kürdistan’dır. Nede olsa Kürtlere
aittir.
İşte, bu kadar kolay bir yaklaşımın, ucuz yaklaşımın
gösterilmesi dahi Kürtleri imhadaki ısrarın
ifadesidir. Şimdi denilebilinir, yerel hükümet bu
konuda neden karşı koymuyor? Bir Kürt olarak bende
soruyorum bu soruyu. Siyasal dengelerin dayattıkları
vardır. Buna da anlam verilebilinir. Herkesin kendi
çıkarı için ihtiyaçlar neyse buna göre de politika
belirlenebilinir. Haydi buna da tamam diyelim. Fakat
unutulmasın ki, çıkarlar bugün bunu istediği için
gerillalar bombalar altında tutuluyor. Yarın
bombalama yapan bu devletlerin çıkarları
değişebilir. Siyasi dengeler farklı bir yöne
dönebilir. Bombalar medya savunma alanlarına değil,
Hewler’e, Süleymaniye’ye, Diana’ya, ya da başka bir
şehrin, kasabanın, köyün üzerine düşebilir. Peki, o
zaman ne olacak. Hangi siyasi çıkarlar var
denilebilinecek.
Kürt halkı artık geçmişinden daha fazla ders
çıkarmak zorundadır. Kürtler ister devlet oluşturmuş
olsun, isterse hala bazı parçalarda mücadele yürüten
durumda olsun. Fark etmiyor. Her Kürt sadece
kendisinin ya da kendi parçasının kurtuluşunun tek
başına bir anlam ifade etmeyeceğini bilmek
zorundadır.
Sonuçta Kürtler kabul edilmiyor, Kütlere hiçbir şey
layık görülmüyor. Bu nedenle Kürtlerin aralarında
geliştireceği, demokrasiye dayalı ulusal birlik
önemlidir. Demokratik ulusal birlik sağlanmadan,
Kürtlerin rahat yaşamaları mümkün değildir. Umarız
her Kürt insanı medya savunma alanlarına yağan
bombaların ne anlama geldiğini anlıyordur.