|
KADIN SORUNU VE KÜRT SORUNU İKİLEMİ
|
Derya Koçgiri
Türkiye’deki genel seçimlerden bu yana DTP’liler
üzerindeki baskı giderek artıyor. Seçimler sürecinde
böyle bir baskının gelişeceğini az çok herkes tahmin
ediyordu. Denilir ya görünen köye klavuz istenmez
misali, DTP’lilere yönelik baskıların seçim sürecinde de
görüldüğü gibi böyle olacağı çok açıktı. Yine de
demokrasinin gelişmesi, Kürt sorunun barış ve diyalogla
çözümü için tüm iyi niyet yaklaşımları ve arayışları
sürdürüldü. Hala da sürdürülmeye çalışılıyor. Buna
rağmen Kürtlerin barış arayışları, kıskaca alınarak
boğulmak isteniyor. Bunun öncülüğünü ise tabiî ki AKP
hükümeti yapmaktadır. Ilımlı İslam üzerinden, Kürtlerin
imhasını hedefleyen bu anlayışın güncel değeri olabilir.
Kürt sorunun çözümünde ve Türkiye’nin
demokratikleştirilmesinde, tarihi gerçekliklerin açığa
çıkarılmasında ise hiçbir değeri olmayan çözümsüzlüktür.
Çözümsüzlüğün çözümü olarak geliştirilen bu
politikaların karşında DTP’lilerin ne yapması gerekiyor
çok yazılıyor ve çiziliyor. Hatta Türkiye’deki birçok
aydın ve yazar AKP’ye DTP’lileri kucaklaması için
nasihat da bulunuyorlar. Kucaklamak veya dıştalamak,
ötekileştirmek üzerinden yazılan çizilenleri bir kenara
bırakırsak, asıl yapılması gerekenlerin neler olduğu
üzerinden daha fazla düşünmenin gerektiği açıktır.
Meclise giren vekillerin içinde yer alan sekiz kadın
milletvekilinin görevi tüm bu gerçeklik ile birlikte ele
alındığında, daha bir önem taşımaktadır. Kürtlerin
boğulması üzerinden gelişen politikanın karşısında en
fazla etkili durarak, mücadele edecek kadın özgürlük
mücadelesidir. Kürt özgürlük hareketinin boğulması,
analık kültürünün yok edilmesi ile eş değerdedir. Analık
kültürünün yok edilmesi ile yok edilecek halkların
kardeşliği, kültürlerin ortaklığı, tarihte yaşanmış olan
halkların birliktenliği gerçeğidir. Bu gerçekliğin
karşısın da duracak mücadele ise anlamlı bir görev ise
olmaktadır. Günümüzde ise halkların tarihine karşıt
böyle bir politika AKP üzerinden yaşama geçiriliyor.
Kadın vekiller, sindirme, ezme, etkisizleştirme, devlet
politikalarına eklemleme üzerinden yürütülen AKP
politikalarının gerçeğini halkımıza anlatma, deşifre
etme ile bire bir sorumlu olmalıdırlar. Bu birinci
olarak yapacakları görevdir. İkinci olarak bunun
karşısında etkili bir mücadele yürütmelidirler. Etkili
mücadele kuşkusuz sadece söz ile ifadesini
bulmamaktadır. Kadın sorunun insanlığın en temel sorunu
olan demokrasi sorunundan ayıran, pragmatik
yaklaşımlarla ele alınan gerçekliğin, Kürt sorununun ele
alınışından bağımsız değerlendirmek mümkün değildir.
Nasıl ki Kürt sorunun boğulması için yeniden
güncelleştirilen pragmatik politikalar ile demokrasi
sorunu ayrıştırılmaktaysa, kadın sorunu ve demokrasi
sorununun ayrıştırılması aynı anlamı taşımaktadır. Bu
nedenle kimileri tarafından Kürt kadınının özgürlük
mücadelesine yakıştırılmaya çalışılan, “kadın sorunu ile
ilgilenmiyorlar, sadece ulusal sorunu öne çıkartıyorlar”
söylemleri aynı politikaların ortak konsepti olmaktadır.
Her iki politika, Kürt özgürlük mücadelesini farklı
cephelerden bitirmenin sonucu olarak ortaya
konulmaktadır.
Neden bunları yeniden güncelleştirme ihtiyacı vardır?
Kadın vekiller üzerinden de giderek bu tarzda bir
etkisizleştirme politikası gündeme konularak,
mücadelelerinin önü alınmak istenecektir. Oysa yıllardır
bu mücadele içerisinde olan kadınlar olarak şunu
bilmekteyiz ki, kadının özgürlük sorunu Kürt halkının
özgürlük mücadelesinden, Kürt halkının özgürlük sorunu
da kadının özgürlük mücadelesinden bağımsız değildir.
Her iki olguda iç içe birbirine bağlı olarak, birbirini
güçlendirerek gelişmektedir. Demokrasinin gelişimi de bu
sorunların çözümü ile başa baş ilerleyecektir. Tüm
bunları birbirinden ayıran anlayışlar ile, AKP’nin
dillendirdiği gibi Kürt sorunun sadece ekonomik ve
güvenlik sorunlarına indirgeyen, ekonomik yatırımlarla
Kürt halkı üzerinden etkili olmaya çalışan anlayışın
ortak dili ayrıştırma, birini diğerinin karşına koyma,
cepheler yaratarak karşıtlaştırma, halkların ortak
sorunlarında çözüm yollarını tıkayarak mücadele eden
güçleri terörize etme politikalarının açık olarak
ifadesinin dillendirme biçimledir.
Kadın vekiller, kadın sorununun çözümü için güncelin de
ötesinde gündemleştirilmesi için çalışmaları
gerekmektedir. Kürt olmak, kadın olmak üzerinden
yürütülecek mücadelenin değişik argümanlarla
bastırılması olasılığı veya gerçekliği yenide değildir.
Kadın özgürlük mücadelemize sürekli değişik tarz da
yakıştırmalar olmuştur. Kadın özgürlük mücadelemiz
üzerinden Önderliğimiz hedeflenerek, Önderlik ve kadın
özgürlük mücadelesi ayrıştırılmaya çalışılmıştır. Bu
nedenle bildiğimiz sürekli olarak kürt kadınına
dayatılan bu politikalar karşısında kendimizi birilerine
anlatma gibi bir derdimiz olamaz. Yapılması gereken
kadın sorunun çözümü üzerinden Kürt sorunun çözüm
yollarını daha fazla güçlendirecek örgütlenmeleri ortaya
koyma gerekliliğidir.
AKP hükümeti ve onu besleyen devletin tüm mekanizmaları
Kürt kadınlarının mücadele içerisindeki etkilerini ve
güçlerini bildiklerinden daha fazla bu vekillerimizi
etkisizleştirmenin yolunu izlemektedir. Şimdiden bazı
kadın vekiller için açtıkları davalar bunun bir sonucu
olarak gelişmektedir. Kadının pasifleştirilmesi,
susturulması meclisteki tüm grubun etkisiz kılınarak,
sistem içileştirmenin de yolu olarak izlenmektedir.
Fakat şu da bilinmektedir ki, Kürt kadınları bu tür
bayatlamış, güncel hiçbir değeri olmayan bu politikaları
çoktan çözmüştür. Kadın vekiller, hem meclis içerisinde
hem de meclis dışında karşıtlaştırma üzerinden
geliştirilen bu politikalara karşılık, daha fazla
kadınları örgütlemeyi esas almalıdır. Kadın özgürlük
mücadelesine inanan, gönülden bağlı kadınlar ile ortak
platformlarda bir araya gelerek çok çeşitli
örgütlenmelere gitmelidirler. Bunun için yüksek bir
performans ile çalışmalıdırlar. Herkesin kapısını
çalmalıdırlar. Herkese amaçlarını anlatacak yöntemleri
bulmalıdırlar. Kadın özgürlük sorununa inananlara şu
açıkça söylenmelidir. “Eğer kadın sorununu çözmek,
kadınları toplumun her alanında etkili olmasını
istiyorsanız buyurun gelin, Kürt sorununu çözelim,
demokrasiyi geliştirelim” denilmelidir. Türkiye’nin
demokratikleştirilmesi ve Türkiye’yi gerçekten
sevenlerin kimler olduğu ancak böyle ortaya
konulabilinir. Kadın vekillerin bu tarihi görevleri
yerine getireceklerine inanıyoruz. Her şeyi onlarla
çözüme götürme amacı taşınmamalıdır. Türkiye ve Kürt
kadınları arasında oluşan bir köprü olmalarından dolayı
da herkes ile nasıl buluşmalıyız sorusu üzerinden,
tarihi görevlerine cevap oluşturabilirler. Kürt
kadınların beklentisi budur.