|
ERKEKLİĞİ ÖLÜMSÜZ KILMA RİTÜELİ: RECM‘‘ZİNA EDEN
KADIN VE ERKEKTEN HER BİRİNE YÜZ SOPA VURUN.’’
|
|
 |
Arapça bir kelime olan recm kelimesi, taşlayarak öldürme
anlamına gelmektedir. Recm kelimesinin fiil hali olan
tercim ise, ‘Allah’ın karşısında yapılan işleri
reddetmek’ anlamında da kullanılıyor. İslam’da daha çok
şeytanı taşlamak anlamında kullanılmıştır. Recm
kelimesinin Kur'an'da taşlamakla eş anlamlı olarak
değil, daha çok hor görmek, yalnız bırakmak gibi bir
anlamda kullanıldığı da tefsirlerde geçer. Ancak İslam
hukukunda recm, taşlama fiilinin karşılığı olarak
kullanılmıştır. İslamiyet’te bu cezalarda kadın veya
erkek ayrımı yapılmaz. Her ikisi içinde uygulama
aynıdır.
Günümüzde recm cezası ne Yahudiler tarafından ne de
Hristiyanlar tarafından artık uygulanmıyor. Ama recm
bugün Suudi Arabistan, İran, Pakistan, Afganistan,
Sudan, Somali ve Nijerya gibi İslam’a inanan birçok
ülkede uygulanıyor. Bu uygulamanın dayandırıldığı dini
öğretide, onun kutsal Kitabı Kur’an ı Kerim’de böyle bir
ceza yer almıyor. Müslümanlar kendi kutsal kitaplarında
yer almayan ama Tevrat’ın kutsal emri olan recmi
uygularken aynı zamanda Yahudilik karşısında
savaştıklarını da iddia ediyorlar. Ama Yahudiler kendi
kutsal kitaplarında yer aldığı halde artık recmi,
uyglamıyorlar. Bugün dünyada recm cezası uygulayan bir
Yahudi aile var mı? Ben hiç duymadım. Ama Yahudilik
karşısında savaştığını iddia eden İslam dünyası onların
tam da kendi egemenliklerini kurmada temel yaptıkları
kadını recmle ve şiddetle korkutup erkeğe
bağımlılaştırma ve özgürlük adına ne varsa tüketme
yöntemleriyle yola devam ediyorlar. Bu ilginç bir
çelişki oluşturmuyor mu sizce de? Daha da ilginç olan
İslamiyet’te bu cezanın uygulanmasına ilişkin
ayrıntıları hesaplayacak kadar sıkı bir üzerinde duruş
vardır. Örneğin recm uygulamasında, ilişki esnasında
bedenin bütün hücreleri haz aldığından, taşlayarak
öldürmek, alınan bu hazzı cezalandırmaktır yorumu
yapılıyor. Dolayısı ile taşlanırken acı çekmesi recm
uygulanmasında önemlidir. Yine recmde kullanılacak
taşların büyüklüğünü kanunla belirlemeye kadar işi
götüren bir katılık var. Orta büyüklükte taşlarla
taşlamak gerektiği, bunun recmedilen kişiye acı vereceği
belirtiliyor. Hatta kanunlarda recm taşının recm edilen
kişiyi bir kerede öldürecek kadar büyük olmaması yer
alabiliyor. Ne onu incitmeyecek kadar küçük olacak ne de
onu acı çekmeden öldürecek kadar büyük olacak
denilebiliyor. Amacı acı çektirmek olan bir ceza çok
önemli bir dini ibadet yerine getirilir gibi ince ince
düzenleniyor. Islamiyet’te recm cezası ile ilgili farklı
görüşler olsa da, bu konudaki tartışmalar mezhepler ve
tarikatlar arası ayrılığa neden olmuşsa da uygulanmaktan
vazgeçilmemiştir.
Kuran’ı Kerim de recme ilişkin hiçbir sure, ayet yoktur.
Yine Tevrat’da bir genç kızın evlendiğinde bakire
olmaması durumunda taşlanarak ya da rahip kızıysa
yakılarak öldürülmesi gerektiği hükmüne karşı İslam’da
bekaretle ilgili hiç bir bir ayet yer almamaktadır.
İslamiyete göre, Kur’an-ı Kerimde yer alan bir konuyu
inkar etmek dinden çıkmak anlamına gelmektedir. Ancak
hadisi inkar etmek kişiyi günahkar, münafık yapar. Peki
kur’anı Kerim de yer almayan bir cezayı ısrarla,
zorlayarak ve netliği olmayan hadislere dayanarak
uygulamanın cezası nedir? Kur’an da olmayan bir
uygulamayı ısrarla İslam hukukuyla bağdaştırmak da yani
İslama iftira etmek de insanı Allah katında günahkar ya
da din karşıtı, kafir yapmaz mı?
Kur’an-ı Kerim de recmin olmadığı bir yorum değildir.
Kuran’ı Kerim’de zinaya ilişkin dört ayet yer alıyor:
Nisa Suresi, Ayet 15-16:
"Kadınlarınızdan zina yapanlara karşı içinizden dört
şahit getirin. Eğer şahitlik ederlerse, o kadınları ölüm
alıp götürünceye kadar, yahut Allah onlara bir yol
açıncaya kadar evinizde tutun. İçinizden zina yapan her
iki tarafa ceza verin! Eğer tövbe edip uslanırsa artık
onlara ceza verip eziyet etmekten vazgeçin. Çünkü Allah
tövbeleri çok kabul eden ve çok esirgeyendir."
Nisa Suresi, Ayet, 25:
Evlendikten sonra fuhuş yaparlarsa (cariyeler), o vakit
hür kadınlar hakkında gerekli bulunan cezanın yarısı
kendilerine lazım gelir.
Nur Suresi, ayet 2:
"Zina eden kadın ve erkekten her birine yüz sopa vurun.
Müminlerden bir grup da onlara şahit olsun!"
Nur Suresi, ayet 3:
"Zina eden erkek ancak zina eden veya putperest olan
kadınla, zina eden kadın da zina eden veya putperest
olan erkekle evlenebilir."
Kur’an’da yer almayan recm cezasına ilişkin bazı
hadisler nakledilmiş olsa da kendi içlerinde bir
tutarlılığı yoktur. Ve Kur’an hükümleriyle çelişkilidir.
Bunların peygamberin sözleri olduğu fazlasıyla
şüphelidir. Bazı rivayetlere göre Hz.Ömer (S.A.V) recm
ayetini çekindiği için ya da taraftar bulamadığı için
Kuran'a yazamamış. Hz. Ömer’in o dönemde sahip olduğu
güç düşünüldüğünde, eğer Kur’an da böyle bir ayet yer
alsaydı yazım esnasında büyük bir ihtimalle geçmesini
sağlayabilirdi. Bir Müslüman’ın herhangi bir konuda
netleşmek için başvuracağı ilk kaynak Kur’an’dır. Eğer
Kur’an’da yoksa hadislere bakar, orada da yoksa içtihat
yapılır, yani kişi inancına göre yorum yapar ve uygular.
Recm için buna karar vermek oldukça zor olmasına rağmen
bu daha çok da kişisel yorumlarla uzun bir dönemdir
uygulanmaktadır. Recm’in Hz. Muhammed zamanında
uygulanmış olduğuna dair rivayetler olsa da netliği
tartışmalıktır. Birçok rivayet de Hz. Muhamed’in bunu
elinden geldiğince zorlaştırdığını ve uygulama taraftarı
olmadığını da ifade etmektedir.
Acaba ciddi bir biçimde Kur’an-ı Kerim okuyan kaç kişi
recmin Kuranın emri olduğunu iddia edebilir? Acaba
tarihe gerçek anlamda ilgili kaç kişi recmin ilk çıktığı
yeri, zamanı, nedeni, sosyal itkiyi, ekonomik alt
yapısını araştırdı ve bunu kimlerin, niçin icat ettiğini
anlamanın peşinden gitmek istedi? Acaba kaç kişi
kendisine ‘ya bu işi icat edenler bu geleneği
bırakmışken bizler hangi gelenek ve değerlerimiz adına
ısrarla bize ait olmayan bir icadı sürdürüyoruz? Kim
Recmi Allah’ın Muhammed’e ve Muhamed’in de Müslümanlara
emrettiğini iddia edebilir? Bu iddiasını hangi ayet,
sure ya da hadisle destekleyebilir? Ve şu an bir kadını
namus adına katletmeye hazırlananlar kendilerini o
kıskanç Yahudi Tanrısı Yehova’nın yerine koymuyorlar mı?
Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan ‘‘Ortadoğu’da
kadının toplumsal statüsü en zalim uygulamaların başında
gelir. Namus adı altında, aslında erkeğin en sinsi, en
hain ve zorbaca gasp ettiği kadın gerçekliği ve hakları
gizlenmektedir’’ derken aslında Ortadoğu’nun artık
arınması gereken, kökten kopması gereken günahlarına da
işaret ediyor. Ne dinimizde, ne geçmiş kültürümüzde ne
ahlakımızda olmayan vahşet düzeyinde bir cezayı çok uzun
bir zamandır kadınlara ve erkeklere uygulamış olmak
acaba Ortadoğu’nun en büyük günahlarından biri değil mi?
Ne dersiniz artık bu günahtan kurtulmanın, tövbe
etmenin, kendimizi, bağışlayan ve esirgeyen olduğu
söylenen Tanrı’nın yerine koyanların şerrinden
kurtarmanın zamanı gelmedi mi?
Son