|
ŞEHITLERIMIZ ÖZGÜRLÜK KIMLIĞIMIZDIR!
|
PKK gerçeği, ilgili olan dost-düşman herkes için merak
edilen ve anlaşılmaya çalışılan bitmemiş bir destandır.
Nasıl ki, her destanın geçtiği bir yer ve dillerinden
düşürmeyen bir halk topluluğu varsa ve o destan
kişilerde simgesini buluyorsa, üzerinden binyıllar geçse
bile unutulmuyorsa, tarihe mal oluyorsa bu o destanı
yaratan kahramanların gerçeğinden ötürüdür. Zaten başka
türlü ne kahramanlar oluşur ne de kendileriyle birlikte
anılan destansı mücadeleler. Ve bu kahramanlıklar
tarihin seyrini değiştirir. Topluma mal olmuş toplumsal
kimlikler ve eylemler olarak Önderlik gerçeği bu nedenle
PKK gerçeği kahramanlar gerçeğidir. Şehitler gerçeğidir.
Olmazı tanımayan, sınırsızca yaratımı ve
gerçekleştirmeyi bir yaşam ilkesi haline getiren, göğe
merdiven dikenlerin, eylemiyle bir toplumun geleceğini
yaratanların gerçeğidir. Bu direniş, diriliş bir milad
olması bakımından Kahramanlık Haftası olarak PKK
tarihinde yer edinmiştir. Newrozlaşan halk ve gerilla
gerçeğinin en muazzam buluşması ve direnişi olarak tüm
mart şehitlerinin görkemli direnişi, iradesi, eylemi ve
mücadele geleneği Kahramanlık Haftası olarak özgürlük
mücadelemizde özel bir yeri ve anlamı vardır.
21 Martta üç kibritle bedeniyle Nevroz kıvılcımını
tutuşturan Mazlum Doğan yoldaşla başlayan ve 28 Mart’ta
şehadete ulaşan Komutan Ağit’in şehadetlerinin yıldönümü
özgürlük tarihimizde KAHRAMANLIK HAFTASI olarak anılır
ve kutlanır.
Her iki Önder kişilikler; kişilik, mücadele duruşu ve
Önderliğe olan bağlılıklarıyla PKK‘liliği
somutlaştırdılar. Partileşme bilinci, partileşmiş
militanın mücadele çizgisi ve özgür yaşam felfesi Mazlum
Doğan yoldaşda somutlaşmıştır. Eyleminden ötürü tek
başına Mazlum Doğan yoldaşın farkı anlaşılmaz,
herşeyiyle komple bir özgür yaşam sevadalısı ve halkına
sevgisi, mücadele tutkusu, kapitalist-faşist sistemin
tüm faşizan işkenceci uygulamaları karşısında özgür
kimlikli duruşuyla Mazlum Doğan yoldaş, Newrozu
karşılamıştır. Tıpkı, tarihten gelen özgürlük geleneğine
uygun olarak. Nasıl ki, Mazlum Doğan yoldaşda partileşme
gerçeğini tüm boyutlarıyla anlamak gerekiyorsa, Komutan
Agit şahsında da partileşme esaslarına dayalı
gerillaşmanın muazzam pratikleşmesini anlamak gerekir.
Agit iradesi, olmazı ve engelleri tanımamaktır. Komutan
Agit tarzı, gerillalaşmada teorik-pratik bütünlüğün
gerçekleşme tarzıdır. İlk gerilla birliğini dağda
konumlandırmak ve savaştırmakla Mezopotamya’da görkemli
sürdürülecek Önderliği ve PKK’yi halkla buluşturacak
halkların özgürlük mücadalesi için kararlı, isabetli,
sonuç alıcı bir başlangıç yaratılmıştır. Komutan Agit
yoldaşın gerilla günlüğü Kürdistan koşullarındaki
gerilla için manifestodur. Mazlum Doğan, Kemal Pir, Haki
Karer, Hayri Durmuş, Mahsum Korkmaz (Agit), Zilan,
Berivan, Ronahi ve Rahşanlar ve tüm şehitlerimizin sözü
bizler için temel emirdir. Yüce şehitlerimiz, büyük ve
ilkeli yürüdüler, kendileriyle birlikte insanlık ve halk
mücadelesini de büyüttüler. Devrimci Kawalardan devr
alınan direniş tarihini kaldığı yerden yeniden yazmaya
başladılar. Bu topraklar nice zulum, talan, soykırım ve
zalim-ihanetçi görmüşse o kadar da yiğit, cesur,
kahraman ve onurlu kişilikler görmüş ve mücadelelerine
tanıklık etmiştir.
Mezopotamya gerçeğini Kürt Halk Önderi şöyle tarif
etmektedir: Mezopotamya Zagros’ların eteklerindeki
yaşamın belirişi, bütün kutsal kitapların anlatmak
istedikleri cennet ülkesi, Nuh’un tufan sonrası yeni
yaşam alanı. Bu topraklarda oldum olası birde özgürlük
tutkularıyla insanlar yaşamıştır. Belki de hiçbir
ülkedekine benzemez. Belki de yazılan hiçbir kitaptakine
de benzemez. Belki de kitapta daha yazılmamıştır. Ama
bir özgürlük savaşı vardır. Belki de kitabı tam
yazılmamışsa kurtuluşu tam olmadığı içindir. Yazılan
kitaplar daha çok ya-rım kalan kitaplarsa, o da
kurtuluşun tam olmamasındadır. Ve PKK budur aynı
zamanda. PKK sonu gelmemiş bir roman, bir şiir, bir
türkü. Yazmadan önce konuşma, bir eylem ve gerçeğine de
bu anlamda sadık ve tarihi özüne bir yanıt oluyor. Kolay
değil, insanın beşiğindeki, insanın mezardan daha kötü
bir yaşam tutsağı da demiyeceğim, yaşam dışılığını kabul
etmesi bu çok zor. Hani burada insanlık dile geldi. Hani
burada ilk kanunlar yazıldı. Hani burada ilk umutlar
insanlar adına dile getirildi. Hani her toprağa
dokunuşta bir eser meydana geldi, ilk hayvanlar
evcilleştirildi, ilk bitkiler tahıl oldu, ambarlara
dolduruldu. İlk köyler burada kuruldu ve ilk şehirlerde.
Devletler ilkin burada doğdu. Ve şiir ve müzik ilkin
burada yapıldı. Bütün insanların ilk duyguları burada
doğdu. Kimi yerde bir sınıf gerçeği oldu, ilk köleci
imparatorluk oldu. Bir aşiret yasası oldu halen tüm
gücüyle sürüyor. Ama birşey daha oldu, sanki bütün
bunlar olmamış gibi bir silikliğin alanı oldu.
İnsanlığın kimliği yok şimdi, umudu bile kalmamış. Nasıl
oluyor bu büyük çelişki? Hem tüm ilklerin ana yurdu ve
hem de şimdi hiçbir eserin kalmayışı. Bu büyük çelişkiyi
çözmek gerekiyor. Gılgamış’ın büyük destanı, ilk
arkadaşlığın oluştuğu yer şimdi, en hainin yürüdüğü yer
haline gelmiş. PKKe bunun için büyük bir olay. Ve
olacaksa bu yeniden bir diriliş tarihi nasıl olacak?
İşte heyecanın kaynağı burası. Hazineler kaybedildiği
yerde aranır. İnsanlık doğduğu yerde, kökleri üzerinde
araştırılır ve bulunacaksa orda bulunur.’ Kürt Halk
Önderi bu çelişkiyi PKK’yle, kutsal şehitler değeriyle
ve kahramanca direnen halkımızla çözmeye çalıştı. Bu
mücadele ciddiyetinden, öneminden ve hızından bir şey
kaybetmeden devam ediyor. Bunun bilincinde olan önder
kişilikler, kutsal direniş ve diriliş mücadelemizi büyük
bir başarıyla karşılama gücünü göstermişlerdir. Demirci
Kawa’dan Mazlum ve Agit yoldaşa, Leyla Kasım’dan Komutan
Zilan’a kadar yine Hallacı Munsur’lardan tutalım Pir
Sultanlara, Nesimilere kadar hepsi Mezopotamya
toprağının özgürlük savaşçılarıdır. Soylu özgürlük
savaşçıları olarak Mezopotamya’yı özgürlükler ülkesi ve
tarihi haline getirdiler. İşte Kürt halkı hem iç
gericiliğiyle hem de egemen, sömürgeci zalim güçlerle
hesaplaşırken direnişçi özgür ruhunu ve iradesini bu
kaynaktan almaktadır. Şehitler her zaman özgürlük
kimliğimiz, bilincimiz ve yaşam kaynağımızdır.
Şehitlerimizin emrine bağlılığın gereği yaşamda nasıl
yerine getirilir sorusu her gün üzerinde yoğunlaşmamız
ve pratikte cevabını oluşturmamız gerekir. Kürt kadını,
Kürt halkı Önder APO’ya ve şehitlere bağlılığın gereğini
direniş mücadelesini yükselterek sürdürmektedir. Yaşamın
adı direnmek olmuştur. Duygu, düşünce ve irade
yüceleşmesini yaşamaktadır. Özgür yaşam felsefesi
özgürlük mücadelesi veren her Kürt için yaşanılır
kılınmıştır.
Bu iradeyi kırmak ve özgürlük bilincini esaret altına
almak için düşman inkar ve imha politikasında direterek
tasfiye amacında sonuç almak istemektedir. Bu nedenle
2009 yılı boyunca başlayan ve 2010 yılında da devam eden
saldırılar Önderliğimiz üzerinde ağırlaştırılmıştır.
Kürt demokratik siyasi kurum ve örgütlenmelerine
kesintisiz tutuklama ve baskı sürdürülmektedir. Eş
zamanlı olarak özgürlük hareketimizi diplomatik, siyasi
ve askeri olarak kuşatma, ezme ve teslim alma siyaseti
ve uygulamaları aktif yürürlüktedir. Komple bir saldırı
dalgasıyla Kürt halkı karşı karşıyadır. Bu nedenle 2010
yılı Newroz’u özgürlük iradesi Kürt Halk Önderi’ne sahip
çıkma, tüm mücadele değerlerimizi koruma, direniş
çizgisini yükseltme temelinde karşılamak gerekir.
Kahraman şehitlerimize sözümüz PKK’nin 32. yıldönümünde
2010 Newrozunu zalim Dehaklara karşı, Demirci Kavaların
cesaretiyle, Mazlum Doğan’ın partileşme, PKK’lileşme
düzeyiyle, Ronahiler ve Rahşanların özgürlükteki
ısrarıyla, Komutan Zilan’ın özgür kadında ve özgür
yaşamda ısrarla tanrıçalaşma gerçeğiyle Komutan Agit’in
örgütlenme ve vuruş tarzıyla direnişi yükseltme
görevimiz vardır.
Özgürlük hareketinin 32. yılında 2010 baharı özgürlükle
en büyük buluşmayı yaşayan bir bahar olacaktır. En
çarpıcı gelişmelerin, görkemli serhıldanların,
kahramanlıkların yaşanacağı bahar olacaktır. Özgürleşme
şansının her zamankinden daha yüksek olduğu ve bunun
mücadelesinin keskinleştiği bir bahar olacaktır. Aynı
zamanda onurlu demokratik çözümle de taçlandırılabilecek
bir bahar olma şansını büyük taşımaktadır. Bu temelde
Newrozu, Kahramanlık haftasını kutluyor, Komutan Agit’in
şahsında yüce şehitlerimizi minnet ve saygıyla anıyorum.